İngiltere Konut, Topluluklar ve Yerel Yönetim Bakanı Angela Rayner, İçişleri Bakanlığı'nın yabancı bakıcıların Birleşik Krallık'ta kalıcı oturum hakkı elde etmesini zorlaştıran düzenlemelerine yönelik eleştirisini kararlılıkla sürdürdü. Rayner, söz konusu değişikliğin "yıkıcı" olduğunu ve İçişleri Bakanlığı'nın hedefleri kaydırdığını belirtti. Açıklamalar, İşçi Partisi'nin yıllık konferansı öncesinde geldi ve parti içinde göç politikalarına dair tartışmaların yeniden alevlenebileceğine işaret etti.
Gelişmenin Arka Planı
İçişleri Bakanlığı'nın geçtiğimiz aylarda duyurduğu düzenleme, bakıcı vizesiyle ülkeye gelen yabancı çalışanların kalıcı oturum başvurularında daha sıkı kurallara tabi tutulmasını öngörüyor. Yeni kurallara göre, bakıcıların belirli bir süre boyunca kesintisiz çalışma ve belirli bir gelir eşiğini aşma şartlarını yerine getirmesi gerekecek. Ayrıca, bakmakla yükümlü oldukları aile üyelerinin de oturum hakkı kısıtlanacak. Bu değişiklikler, Birleşik Krallık'ın sosyal bakım sektöründe ciddi iş gücü sıkıntısı yaşandığı bir dönemde geldi. Sektör temsilcileri, hükümetin bu adımının bakıcı açığını daha da derinleştireceği uyarısında bulunuyor.
Angela Rayner, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "İçişleri Bakanlığı hedefleri kaydırdı. Bakıcılarımız pandemi sırasında omuzlarında yük taşıdı, şimdi onları cezalandırıyoruz" ifadelerini kullandı. Rayner, bu değişikliğin sadece bakıcıları değil, bakıma muhtaç yaşlı ve engelli bireyleri de olumsuz etkileyeceğini vurguladı. Bakan, İşçi Partisi'nin iktidara gelmesi halinde bu düzenlemeyi gözden geçireceği sinyalini verdi.
İşçi Partisi içinde konuyla ilgili farklı görüşler bulunuyor. Partinin sağ kanadı, göçün kontrol altına alınması gerektiğini savunurken, sol kanat ve sendikalar, bakıcı vizesi reformunun insani ve ekonomik açıdan sakıncalı olduğunu dile getiriyor. Rayner'ın açıklamaları, partinin göç konusunda bir denge politikası izlemeye çalıştığı bir dönemde geldi. Muhalefet partileri ise hükümetin politikalarını sert bir şekilde eleştiriyor. Liberal Demokratlar ve Yeşiller, reformun bakım sektörünü çökerteceğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'ta bakıcı vizesi reformu, küresel ölçekte yaşlanan nüfus ve artan bakım ihtiyacı bağlamında önemli bir tartışma başlattı. Birçok gelişmiş ülke, bakım sektöründe yabancı iş gücüne bağımlı durumda. Japonya, Almanya ve Kanada gibi ülkeler, bakıcı göçünü teşvik edici politikalar izlerken, Birleşik Krallık'ın kısıtlayıcı adımları uluslararası alanda dikkatle izleniyor. Uzmanlar, bu tür politikaların küresel bakım iş gücü piyasasını yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, Birleşik Krallık'ın göç politikaları, Avrupa Birliği ile ilişkileri ve Brexit sonrası düzenlemeler açısından da kritik bir konumda. AB ülkeleri, kendi bakım sektörlerinde benzer sıkıntılar yaşarken, Birleşik Krallık'ın izlediği yol, diğer ülkeler için bir test niteliği taşıyor. Reform karşıtları, bu tür kısıtlamaların ülkenin uluslararası itibarını zedeleyebileceğini ve nitelikli iş gücünü kaybetmesine yol açabileceğini savunuyor.
Öte yandan, hükümet yetkilileri, reformun göç sistemini daha adil ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçladığını belirtiyor. İçişleri Bakanlığı, bakıcı vizesi başvurularında suiistimalleri önlemek istediklerini, ancak gerçek ihtiyaç sahiplerinin mağdur edilmeyeceğini ifade ediyor. Ancak sektör temsilcileri, uygulamada ciddi sorunlar yaşandığını ve birçok bakıcının oturum başvurusunun reddedildiğini aktarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'ın bakıcı vizesi reformu, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da, Türk vatandaşlarını da etkileyebilecek dolaylı sonuçlar taşıyor. Türkiye'den Birleşik Krallık'a bakıcı olarak giden veya gitmeyi planlayan kişiler için kalıcı oturum koşullarının ağırlaşması, bu ülkeye göçü caydırıcı bir faktör olabilir. Ayrıca, küresel bakım iş gücü piyasasındaki bu tür kısıtlamalar, Türkiye'nin kendi yaşlanan nüfusu ve bakım sektöründeki iş gücü ihtiyacı açısından da ders niteliğinde. Türkiye, son yıllarda yurt dışından bakıcı istihdamı konusunda çeşitli düzenlemeler yapıyor; İngiltere örneği, göç politikalarının dengeli ve insani boyutları gözetilerek tasarlanması gerektiğini gösteriyor.