Küba'nın eski Devlet Başkanı ve Komünist Parti Birinci Sekreteri Raul Castro, yaklaşık 3,5 ay aradan sonra ilk kez kamuoyu önüne çıktı. 92 yaşındaki Castro, 13 Ağustos'ta başkent Havana'da düzenlenen bir etkinlikte görüntülendi. Devlet televizyonunda yayınlanan görüntülerde Castro'nun, Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ile birlikte bir toplantıya katıldığı görüldü. Castro'nun sağlık durumu, son yıllarda sık sık spekülasyonlara konu oluyordu. Bu görüntüler, eski liderin hâlâ siyasi sahnede aktif olduğunu göstermesi açısından önem taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Raul Castro, 2006 yılında ağabeyi Fidel Castro'nun rahatsızlığı nedeniyle devlet başkanlığını devralmış, 2008'de resmen Devlet Başkanı olmuş ve 2018'e kadar bu görevi sürdürmüştü. 2011-2021 arasında Komünist Parti Birinci Sekreteri olarak da partinin başındaydı. 2021'de görevi Miguel Diaz-Canel'e devrettiyse de, Raul Castro'nun perde arkasında etkili olduğu biliniyor. Castro'nun son kamu görünümü 13 Ağustos'ta kaydedilmişti. O tarihten bu yana kamuoyu önüne çıkmaması, sağlık durumuyla ilgili endişeleri artırmıştı. Küba hükümeti, bu tür spekülasyonları genellikle yanıtsız bırakıyor. Devlet televizyonunda yayınlanan yeni görüntüler, Castro'nun bir toplantıda Diaz-Canel ile birlikte olduğunu gösteriyor. Ancak görüntülerin tarihi ve yeri konusunda resmi bir açıklama yapılmadı. Küba'da ekonomik kriz derinleşirken ve toplumsal hoşnutsuzluk artarken, eski liderin varlığı rejimin sürekliliği mesajı olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Küba, ABD ambargosu altında zor günler geçiriyor. Pandemi sonrası turizm gelirlerindeki düşüş, yakıt ve gıda kıtlığı, elektrik kesintileri halkın öfkesini artırmış durumda. 2021'deki kitlesel protestolar, rejimin kontrolü sağlamakta zorlandığını göstermişti. Raul Castro'nun kameralar önüne çıkması, rejim içindeki güç dengeleri ve istikrar arayışı olarak okunabilir. Bölgesel olarak, Küba'nın Venezuela, Nikaragua gibi müttefikleriyle ilişkileri ve ABD yönetiminin Küba politikası yakından izleniyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Küba'ya yönelik yaptırımlarda kısmi değişiklikler yapmış olsa da ambargo devam ediyor. Raul Castro'nun görünmesi, ABD'ye karşı bir direniş mesajı olarak da algılanabilir. Öte yandan, Küba'nın Rusya ve Çin ile artan işbirliği, Soğuk Savaş sonrası dönemde nadir görülen bir jeopolitik eksen kaymasına işaret ediyor. Raul Castro, tarihsel olarak Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler kurmuş bir isim; bugünkü Rusya ile bağların güçlenmesi, onun mirasıyla uyumlu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki siyasi istikrar ve Raul Castro'nun durumu, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Türkiye'nin Latin Amerika açılımı ve ABD ile ilişkileri bağlamında dolaylı etkileri olabilir. Türkiye, son yıllarda Küba ile ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabasında. Küba'daki istikrarsızlık, Türk yatırımlarını ve bölgedeki nüfuzu etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin Küba'ya yönelik tutumu, Türkiye-ABD ilişkilerinde bir gündem maddesi değil; ancak Küba'nın Rusya ve Çin ile yakınlaşması, küresel güç dengeleri açısından Ankara'nın da takip ettiği bir konu. Türkiye, her iki ülkeyle de iyi ilişkiler yürütüyor ve bu eksende bir denge gözetiyor.