Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı Qusra köyünün kırsal kesiminde yaşayan Filistinli aileler, evlerinin yaklaşık bir haftadır kuşatma altında olduğunu ve aylardır militan İsrailli yerleşimcilerin ölümcül saldırılarına maruz kaldıklarını belirtti. Aileler, İsrail güçlerinin de yerleşimcilere destek verdiği iddiasıyla, yaşadıkları zorlu koşulları ve can güvenliği endişelerini dile getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Qusra köyü, Batı Şeria'nın kuzeyinde, Nablus'un güneydoğusunda yer alıyor. Bölge, İsrail'in yasa dışı yerleşim yerleriyle çevrili durumda. Köy sakinleri, özellikle son aylarda yerleşimci saldırılarının arttığını ve bu saldırıların bazılarının ölümle sonuçlandığını ifade ediyor. Görgü tanıklarının ifadesine göre, yerleşimciler silahlı baskınlar düzenliyor, tarım arazilerine zarar veriyor ve köylülere fiziksel saldırılarda bulunuyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) verilerine göre, 2023 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti vakalarında belirgin bir artış yaşandı. Bu saldırıların büyük bir kısmı, İsrail ordusunun gözetiminde gerçekleşiyor ve çoğu zaman failler hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmıyor. Qusra'daki son olaylar, bu geniş çaplı şiddet dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Köy sakinleri, yerleşimcilerin sadece fiziksel saldırılar düzenlemekle kalmayıp aynı zamanda su kaynaklarını ve elektrik hatlarını da hedef aldığını, bu durumun temel ihtiyaçlara erişimi daha da zorlaştırdığını aktarıyor. Çocuklar ve kadınlar, bu saldırılar nedeniyle travma yaşarken, aileler evlerini terk etmeyi dahi düşündüklerini ancak başka bir yerleşim yerlerinin bulunmadığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki bu olaylar, İsrail-Filistin çatışmasının devam eden bir boyutunu oluşturuyor. Uluslararası toplum, yerleşimci şiddetini kınayan çok sayıda karar almış olmasına rağmen, İsrail hükümeti bu kararları genellikle dikkate almıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, yerleşimci şiddetinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve iki devletli çözümü baltaladığını defalarca vurguladı.
ABD yönetimi, İsrail'e verdiği diplomatik ve askeri desteği sürdürürken, Avrupa Birliği de dahil olmak üzere birçok ülke yerleşimci şiddetini kınıyor. Ancak somut bir yaptırım uygulanmıyor. Bu durum, Filistinlilerin uluslararası topluma olan güvenini daha da azaltıyor ve çatışmanın çözümüne yönelik umutları zayıflatıyor.
Son olaylar, bölgede kalıcı bir barışın tesis edilebilmesi için İsrail'in yerleşim politikalarını gözden geçirmesi ve Filistinlilere yönelik şiddeti engellemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Uluslararası gözlemciler, taraflar arasındaki gerilimin artmasının, daha geniş bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel destek bağlamında önem taşıyor. Türkiye, daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'in yerleşimci şiddetini ve uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarını kınamış, Filistinlilerin haklarını savunmuştur. Bu olay, Türk dış politikasının Orta Doğu'daki önceliklerinden biri olan Filistin meselesinde uluslararası toplumun harekete geçmesi çağrılarını güçlendirebilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlığın artması, Türkiye'nin güvenlik endişelerini de beraberinde getirmekte ve Ankara'yı diplomatik girişimlerde bulunmaya teşvik etmektedir.