Londra'da 2017 yılında bir kadını hareket halindeki otobüsün önüne iterek ağır yaralanmasına neden olan ve kamuoyunda "Putney iticisi" olarak bilinen saldırının şüphelisi Nicholas Brandram, Batı Londra'daki evinde ölü bulundu. 44 yaşındaki HSBC yöneticisi, salı akşamı acil servis ekipleri tarafından hareketsiz halde bulundu. Polis, ölümünü "açıklanamaz" olarak nitelendirirken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Olayın Geçmişi ve Şüphelinin Kimliği
Putney iticisi vakası, 5 Mayıs 2017'de Londra'nın güneybatısındaki Putney Köprüsü yakınlarında meydana geldi. 33 yaşındaki bir kadın, yürüyüş yaparken kimliği belirsiz bir erkek tarafından aniden itilerek yolun ortasına düştü. O sırada hızla yaklaşan bir otobüs, kadının üzerinden geçmekten son anda kurtuldu; ancak kadın ağır yaralandı ve hastaneye kaldırıldı.
Olayın ardından polis, geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Güvenlik kameraları, tanık ifadeleri ve parmak izi gibi deliller incelendi. 2019 yılında, o dönem 39 yaşında olan HSBC yöneticisi Nicholas Brandram, saldırıyla bağlantılı olarak gözaltına alındı. Ancak yeterli delil bulunamadığı için serbest bırakıldı ve hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmedi. Brandram, suçlamaları reddederek olayla ilgisi olmadığını savundu.
Ancak 2022'de yeni deliller ortaya çıktı. Bir tanık, olay anında Brandram'ı gördüğünü iddia etti. Ayrıca, Brandram'ın olaydan kısa süre sonra iş yerinde tuhaf davranışlar sergilediği ve psikolojik destek aldığı öne sürüldü. Savcılık, Brandram hakkında yeniden dava açmaya hazırlanıyordu. Duruşma tarihi henüz belirlenmemişti.
Ölümü ve Soruşturma
Salı akşamı saat 20.00 sularında, Batı Londra'daki lüks bir rezidansta yaşayan Brandram'ın evine sağlık ekipleri çağrıldı. Ekipler, Brandram'ı hareketsiz halde buldu ve olay yerinde öldüğünü tespit etti. Scotland Yard, ölümün "şüpheli" olmadığını ancak "açıklanamaz" olduğunu belirtti. Otopsi sonucu henüz açıklanmadı. Brandram'ın avukatı, müvekkilinin son dönemde büyük stres altında olduğunu ve medyanın yoğun baskısına maruz kaldığını söyledi.
HSBC sözcüsü, Brandram'ın ölümünden duydukları üzüntüyü dile getirerek ailesine başsağlığı diledi. Şirket, olayla ilgili daha fazla yorum yapmayacaklarını açıkladı.
Putney iticisi davası, İngiltere'de kadınlara yönelik şiddet ve sokak güvenliği konusunda geniş bir tartışma başlatmıştı. Olaydan sonra bölgede güvenlik kameraları artırılmış, kadın grupları daha fazla önlem alınması çağrısında bulunmuştu. Şüphelinin ölümü, davanın seyrini belirsizleştirirken mağdur tarafın adalet arayışını da sekteye uğrattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, İngiltere'nin yanı sıra Avrupa genelinde kadın güvenliği ve adalet sistemine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Son yıllarda İngiltere'de kadınlara yönelik saldırılar ve sokakta güvenlik endişeleri artmış durumda. 2021'de Sarah Everard'ın bir polis memuru tarafından öldürülmesi, ülkede büyük yankı uyandırmış ve hükümeti yeni yasalar çıkarmaya zorlamıştı. Putney davası da benzer şekilde, kadınların kamusal alanda maruz kaldığı şiddetin sembolü haline geldi.
Öte yandan, şüphelinin ölümü, adaletin yerini bulup bulmayacağı sorusunu gündeme getirdi. İngiliz hukuk sistemi, şüphelinin ölümü halinde davanın düşmesini öngörüyor. Mağdurun ailesi, gerçeğin ortaya çıkmamasından endişe duyuyor. Kamuoyu, olayın aydınlatılması için bağımsız bir soruşturma çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Putney iticisi davası, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de kadına yönelik şiddet ve sokak güvenliği konusunda evrensel bir soruna işaret ediyor. Türkiye'de de son yıllarda kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet olayları sıkça gündeme geliyor. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, bu konuda uluslararası alanda eleştirilere yol açmıştı. İngiltere'deki bu dava, adalet sisteminin işleyişi ve şüphelilerin akıbeti açısından Türkiye için karşılaştırmalı bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca, olayın bir bankacı tarafından gerçekleştirilmiş olması, toplumsal statü ve suç arasındaki ilişkiyi sorgulatıyor.