Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna stratejisinin işlediğine dair değerlendirmeler, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın olası bir seçim zaferinin Kremlin'in hedeflerini kurtarabileceği yönünde. Bu analiz, Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin sürdürülebilirliği ve Moskova'nın uzun vadeli planları açısından kritik bir dönemece işaret ediyor.
Stratejinin Arka Planı: Zaman Kazanma ve Batı'yı Yorma
Rusya'nın Ukrayna'daki stratejisi, ilk günlerdeki hızlı askeri hedeflerine ulaşamasa da, uzun vadeli bir çatışma stratejisine dönüştü. Putin yönetimi, Batı'nın askeri ve ekonomik desteğinin zamanla azalacağını, Avrupa'da savaş yorgunluğunun artacağını ve ABD'de siyasi iktidar değişikliğinin Ukrayna'ya verilen desteği zayıflatacağını hesaplıyor. Bu bağlamda, cephe hattında büyük ilerlemeler kaydetmek yerine, Ukrayna'nın kaynaklarını tüketmek ve Batı'nın birlik içinde kalma iradesini kırmak öncelikli hale geldi.
Trump'ın son dönemde yaptığı açıklamalar, Ukrayna'ya verilen yardımları sorgulaması ve Rusya ile diyaloğa açık olması, Kremlin'in bu hesaplarını güçlendiriyor. Trump, seçilmesi halinde Ukrayna savaşını hızla sona erdireceğini iddia ediyor; ancak bu sonun nasıl olacağına dair net bir plan sunmuyor. Analistler, Trump'ın baskısıyla Kiev'in toprak tavizleri vermeye zorlanabileceğini ve bunun da Moskova'nın işgal ettiği bölgeleri konsolide etmesine yol açabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Batı İttifakında Çatlaklar
Avrupa Birliği ve NATO içinde Ukrayna'ya destek konusunda görüş ayrılıkları artıyor. Macaristan ve Slovakya gibi ülkeler, askeri yardımın sürdürülmesine karşı çıkarken, Almanya ve Fransa gibi ülkeler daha temkinli bir tutum izliyor. ABD'de ise Kongre'deki Cumhuriyetçi Parti içindeki muhalefet, yeni yardım paketlerini geciktiriyor. Bu tablo, Putin'in uzun süredir beklediği Batı içi bölünmeyi derinleştiriyor.Öte yandan, Rusya ekonomisi savaş ekonomisine geçiş yaparak yaptırımlara rağmen ayakta kalmayı başardı. Çin ve Hindistan gibi ülkelerle ticaretini artıran Moskova, Batı'nın izolasyon çabalarını aşmayı başardı. Askeri üretim kapasitesini artıran Rusya, uzun vadeli bir çatışmaya hazırlanıyor. Ukrayna ise Batı'nın silah ve mühimmat desteğine bağımlı durumda; bu desteğin kesilmesi veya azalması, cephedeki dengeleri Moskova lehine değiştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek hem Kiev'e hem de Moskova'ya yakın durmayı başardı. Ancak Trump'ın olası zaferi ve Batı'nın desteğinin azalması, Türkiye'nin bölgesel konumunu doğrudan etkileyebilir. Ankara, Karadeniz'deki güvenlik dengesini korumak ve Rusya ile ekonomik ilişkilerini sürdürmek arasında sıkışabilir. Ayrıca, ABD'nin Ukrayna'dan çekilmesi, Türkiye'nin NATO içindeki önemini artırabilir; fakat aynı zamanda Rusya'nın bölgedeki etkisini genişletmesine yol açabilir. Türkiye, bu süreçte diplomatik girişimlerini güçlendirerek hem Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklemeli hem de Rusya ile ilişkilerini yönetmeli. Enerji ve tahıl koridoru gibi konularda arabuluculuk rolü, Ankara'nın elini güçlendirebilir.