Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşında artan kayıplar ve batı yaptırımlarının ağırlaşan etkisiyle barış görüşmelerine sıcak bakmaya başladı. Ancak dünya editörü Sam Kiley’e göre, bu zayıflık anı Ukrayna ve müttefikleri için Rus ordusunun çöküşünü hızlandırmak ve toprak kazanımlarını geri almak adına kaçırılmaması gereken bir fırsat. Kiley, Putin’in moralinin bozuk olduğunu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da bir dış politika zaferine ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Bu birleşim, kırılgan bir ateşkes yerine Rusya’nın askeri kapasitesini kalıcı olarak azaltacak bir strateji için uygun bir zemin yaratıyor.
Gelişmenin arka planı
2022 Şubat ayında başlayan tam ölçekli işgalin ardından Ukrayna, Batı’nın askeri ve ekonomik desteğiyle direnişini sürdürdü. Ancak son aylarda Rusya’nın doğu Ukrayna’daki ilerleyişi, özellikle Bakhmut ve Avdiivka çevrelerinde ağır kayıplarla yavaşladı. Rusya’nın toplam kayıplarının 500 bine yaklaştığı tahmin ediliyor. Aynı zamanda AB ve ABD yaptırımları, Rus ekonomisini yavaşlatırken enerji gelirlerini %40’a varan oranda düşürdü. Putin’in eylül ayında kısmi seferberlik ilan etmesi, iç politikada huzursuzluğa yol açmış ve savaşın popülaritesini zedelemişti. Bu koşullar altında, Kremlin’in müzakere masasına oturmaya istekli olduğu sinyalleri artıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ukrayna’nın zaferi, Avrupa güvenlik mimarisi açısından hayati önem taşıyor. Rusya’nın yenilgisi, komşu ülkelerdeki revizyonist himayecilik cesaretini kıracak ve uluslararası hukukun üstünlüğünü pekiştirecek. Öte yandan, Trump’ın Ukrayna’ya desteği sorgulanırken, Kiley’e göre Trump’ın güçlü bir lider imajı çizmek için savaşı sona erdirme vaadi, aslında Ukrayna’ya daha fazla silah gönderilmesini teşvik edebilir. AB de enerji bağımsızlığı ve savunma yatırımlarını artırmaya hazırlanıyor. Eğer Ukrayna, Rusya’yı tamamen geri püskürtebilirse, bu küresel güç dengesinde kalıcı bir değişim anlamına gelecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından beri arabulucu rolüyle öne çıkarken, bir yandan da Ukrayna’ya İHA satışı ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin uygulanmasıyla dengeli bir politika izledi. Rusya’nın zayıflaması, Ankara’nın Karadeniz’deki manevra alanını genişletebilir ve enerji kaynakları üzerinde daha avantajlı anlaşmalar yapmasına olanak tanıyabilir. Ancak Rusya’nın tamamen çökmesi, Suriye ve Libya’daki kazanımları tersine çevirebilir; bu nedenle Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklerken Moskova ile tam irtibatını koparmamaya özen gösteriyor. Sonuç olarak, çatışmanın seyri Türkiye’nin bölgesel güç statüsü ve enerji güvenliği açısından belirleyici olacak.