Oxford Üniversitesi Avrupa Çalışmaları profesörü Timothy Garton Ash, The Guardian'da yayımlanan analizinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'ya yönelik tam ölçekli savaşını ve Avrupa'ya yönelik hibrit saldırılarını tırmandırdığını belirterek, Avrupa'nın Ukrayna'ya verdiği desteği artırması gerektiğini savundu. Garton Ash, Moskova'nın emperyalist güç merkezinin, "dekadan" Avrupa demokrasilerinin sindirilebileceğine inandığını, ancak Batı'nın bu inancı boşa çıkarması gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı: Putin'in çift cepheli stratejisi
Garton Ash'e göre Putin, bir yandan Ukrayna'da askeri operasyonlarını yoğunlaştırırken, diğer yandan Avrupa ülkelerine karşı sabotaj, dezenformasyon, siber saldırılar ve seçimlere müdahale gibi gayri nizami yöntemlerle baskı kurmaya çalışıyor. Yazar, Avrupa başkentlerinin bu tehdit karşısında birlik içinde hareket etmesi ve Ukrayna'ya askeri, ekonomik ve siyasi desteğini sürdürmesi gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca, ABD'deki siyasi dalgalanmalar ve bazı Avrupa ülkelerinde yükselen popülist dalganın, Batı'nın kararlılığını zayıflatabileceğine dikkat çekiyor.
Makalede, Putin'in Avrupa'nın bölünmüşlüğünden ve kararsızlığından faydalandığı, Kırım'ın ilhakı ve Donbas'taki savaşın ardından Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı işgalin, Batı'nın zayıf tepkisinin bir sonucu olduğu belirtiliyor. Garton Ash, Avrupa'nın enerji bağımlılığını azaltması, savunma harcamalarını artırması ve Ukrayna'ya verdiği silah desteğini hızlandırması gerektiğini yazıyor. Ayrıca, Rusya'nın Avrupa'daki aşırı sağ partilerle bağlantıları ve dezenformasyon kampanyaları, Kremlin'in "böl ve yönet" stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Batı'nın birlik testi
Garton Ash, Avrupa'nın Ukrayna'ya desteğinin sadece Ukrayna'nın egemenliği için değil, aynı zamanda Avrupa'nın kendi güvenliği ve geleceği için de hayati olduğunu vurguluyor. Putin'in revizyonist emellerinin sadece Ukrayna ile sınırlı olmadığını, Baltık ülkeleri ve Doğu Avrupa'ya yönelik tehditlerin de arttığını belirtiyor. NATO'nun doğu kanadını güçlendirmesi ve Avrupa'nın savunma sanayisini canlandırması gerektiğini ifade ediyor. Yazıda, Avrupa'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin uzun vadeli olması gerektiği, aksi takdirde Rusya'nın daha da cesaretleneceği uyarısında bulunuluyor.
Ayrıca, Garton Ash, ABD'nin Ukrayna'ya desteğinin iç siyasi tartışmalara kurban edilmemesi gerektiğini, Avrupa'nın kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini söylüyor. Küresel düzeyde, Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto yetkisini kullanarak uluslararası sistemi felç ettiğini ve uluslararası hukukun ihlal edildiğini hatırlatıyor. Yazar, demokrasilerin otoriter rejimlere karşı birleşmesi gerektiğini, aksi halde küresel istikrarın zarar göreceğini savunuyor.
Garton Ash'in analizi, Avrupa'nın Ukrayna'ya yönelik desteğinin sadece askeri yardımla sınırlı kalmaması, aynı zamanda ekonomik yaptırımlar, enerji bağımsızlığı ve siyasi dayanışma ile desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Avrupa'nın Putin'in tehditlerine boyun eğmemesi ve Ukrayna'nın yanında durması gerektiği mesajı veriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta denge politikası izleyerek her iki tarafla da diyalogunu sürdürüyor. Ancak Putin'in Avrupa'ya yönelik hibrit saldırıları ve emperyalist emelleri, Türkiye'nin güvenliğini de yakından ilgilendiriyor. Karadeniz'de artan Rus askeri varlığı ve enerji hatları üzerindeki baskı, Ankara'nın stratejik hesaplarını etkiliyor. Türkiye, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken, Batı ile Rusya arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Avrupa'nın Ukrayna'ya desteğini artırması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik denkleminde yeni fırsatlar ve riskler yaratabilir. Ayrıca, Avrupa'nın savunma harcamalarını artırması, Türk savunma sanayii için işbirliği imkanları doğurabilir.