Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun göreve gelmesinin ardından izlediği politika yapım süreci, akademik kurumlar, düşünce kuruluşları ve teknik organların dışlanmasıyla yönetişimde ciddi bir erozyona yol açıyor. Uzmanlık bilgisini ikinci plana atan bu yaklaşım, ülkenin karşı karşıya olduğu karmaşık sorunların çözümünde etkisiz kalınmasına neden oluyor. Özellikle ekonomik büyüme, altyapı projeleri ve iklim değişikliği gibi kritik alanlarda teknik bilgiden yoksun politikalar, uzun vadede endonezya’nın kalkınma hedeflerini tehdit ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Prabowo’nun Ekim 2024'te göreve başlamasıyla birlikte, yönetim kadrolarında asker kökenli isimlere ve sadık siyasi müttefiklere ağırlık vermesi dikkat çekti. Bakanlık ve daire başkanlıklarına atanan isimler arasında akademik geçmişe sahip olanların sayısı oldukça sınırlı kaldı. Örneğin, Maliye Bakanlığı’na getirilen Sri Mulyani Indrawati gibi uluslararası tanınırlığı olan ekonomistlerin yerini, Prabowo’ya yakınlığıyla bilinen ancak ekonomi alanında derin bir deneyimi bulunmayan kişiler aldı.
Endonezya’nın önde gelen düşünce kuruluşları ve üniversiteleri, yeni yönetimle iş birliği yapma çağrılarının karşılıksız kaldığını belirtiyor. Örneğin, Jakarta merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) ve Endonezya Bilim Enstitüsü (LIPI) tarafından hazırlanan politika önerileri, hükümet tarafından dikkate alınmıyor. Bunun yerine, karar alma süreçlerinde siyasi sadakat ve kişisel bağlantılar ön plana çıkıyor. Bu durum, özellikle iklim değişikliğiyle mücadele, ormansızlaşma ve enerji dönüşümü gibi alanlarda bilimsel verilere dayanmayan politikaların uygulanmasına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Prabowo’nun uzmanlık karşıtı tutumu, sadece Endonezya’nın iç yönetişimini değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel konumunu da etkiliyor. Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisi olan Endonezya, ASEAN içinde liderlik rolü üstlenmeyi hedefliyor. Ancak, teknik kapasitesi zayıflamış bir hükümetin bu rolü başarıyla üstlenmesi zor görünüyor. Örneğin, Güney Çin Denizi’ndeki gerilimler ve Myanmar’daki iç savaşa yönelik diplomatik girişimlerde, sağlam veri analizine dayanmayan politikalar Endonezya’nın elini zayıflatabilir.
Küresel ölçekte ise Endonezya’nın iklim taahhütleri konusunda güvenilirliği sorgulanıyor. Ülke, dünyanın en büyük kömür ihracatçılarından biri olmasının yanı sıra, yağmur ormanlarının korunması açısından kritik bir öneme sahip. Bilimsel danışmanlık mekanizmalarının zayıflaması, Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşma çabalarını baltalarken, uluslararası yatırımcıların da güvenini sarsıyor. Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası gibi kuruluşlar, Endonezya’daki projelere verdiği destekte daha temkinli davranıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Endonezya’daki bu gelişme, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelerle ilişkileri bağlamında önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, özellikle savunma sanayii ve altyapı projelerinde Endonezya ile iş birliğini artırmayı hedefliyor. Ancak, Prabowo yönetiminin uzmanlık karşıtı politikaları, bu ülkeyle yapılacak teknik iş birliklerinin kalitesini düşürebilir. Türk şirketlerinin Endonezya’daki yatırımları, rasyonel ve veri temelli politika ortamından yoksun olduğu takdirde risk altına girebilir. Ayrıca, Endonezya’nın ASEAN’daki etkisizleşmesi, bölgesel güç dengesinde Türkiye’nin alternatif ortaklıklar arayışını hızlandırabilir.