Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, göreve gelişinin üzerinden henüz bir yıl geçmemişken ekonomi yönetiminde kapsamlı bir revizyona gitti. Maliye Bakanı Sri Mulyani Indrawati’nin görevden alınması ve yerine ekonomist Purbaya Yudhi Sadewa’nın getirilmesi, yatırımcı çevrelerinde Prabowo’nun önceki politikalarının maliyetli olduğunun kabulü ve daha istikrarlı bir politika yapımına dönüş sinyali olarak değerlendirildi. Bu değişiklik, Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisinde piyasa güvenini yeniden tesis etme çabası olarak öne çıkıyor.
Revizyonun Arka Planı: Neden Şimdi?
Prabowo, Ekim 2024’te göreve başladığında büyüme odaklı bir ekonomik program vaat etmişti. Ancak ilk aylarda uygulanan popülist harcama politikaları, ücretsiz yemek programı ve sosyal yardımlar bütçe açığını genişletti. 2025’in ilk yarısında bütçe açığı GSYH’nin %2,5’ine ulaşarak yasal sınır olan %3’e yaklaştı. Aynı dönemde rupiah, dolar karşısında %5’ten fazla değer kaybetti ve enflasyon çift haneli rakamlara tırmandı. Merkez Bankası faiz artırımlarına rağmen piyasalardaki dalgalanma sürdü.
Yatırımcılar, Sri Mulyani’nin görevden alınmasını başlangıçta endişeyle karşıladı. Ancak yeni ekibin piyasa dostu isimlerden oluşması ve Prabowo’nun mali disiplin mesajları, algıyı tersine çevirdi. Purbaya Yudhi Sadewa, daha önce danışmanlık yaptığı ve piyasa yanlısı görüşleriyle tanınıyor. Yeni kabinede ayrıca eski Merkez Bankası yetkilileri ve özel sektör deneyimi olan teknokratlar yer aldı. Bu, Prabowo’nun ekonomik danışmanlarının etkisini artırdığını ve popülist kanadın geri plana itildiğini gösteriyor.
Öte yandan, revizyonun zamanlaması dikkat çekici. Endonezya, 2026 bütçe görüşmelerine hazırlanırken ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları not indirimi sinyali verirken yapılan bu değişiklik, piyasaları sakinleştirmeyi amaçlıyor. JPMorgan ve Goldman Sachs gibi yatırım bankaları, yeni ekibi olumlu karşıladı ancak uygulamada somut adımlar görmek istediklerini belirtti. Özellikle vergi reformu ve sübvansiyonların hedeflenmesi konusunda belirsizlik sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Endonezya, ASEAN’ın en büyük ekonomisi ve G20 üyesi olarak küresel piyasalar için önemli bir gösterge. Prabowo’nun ekonomi politikalarındaki bu dönüşüm, diğer gelişmekte olan ülkeler için de bir test niteliğinde. Son yıllarda birçok yükselen piyasa ekonomisi, seçim sonrası popülist harcamalar ve artan borç yüküyle karşı karşıya kaldı. Endonezya’nın piyasa baskısına boyun eğerek daha disiplinli bir politika setine yönelmesi, benzer durumdaki ülkelere örnek teşkil edebilir.
Küresel ölçekte ise ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim döngüsü ve Çin’in ekonomik yavaşlaması, Endonezya gibi ülkelerin sermaye akışlarını etkiliyor. Yatırımcılar, Endonezya’yı Çin’e alternatif bir üretim üssü olarak görüyor ancak politik istikrarsızlık bu potansiyeli sekteye uğratabilir. Prabowo’nun yeni ekibi, doğrudan yabancı yatırımı çekmek için düzenleyici reformlar vaat ediyor. Ancak bürokrasi ve yolsuzluk gibi yapısal sorunlar hâlâ çözüm bekliyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, Endonezya’nın mali konsolidasyon çabalarını desteklediğini açıkladı. Ancak sosyal harcamalardaki kesintilerin yoksulluğu artırabileceği uyarısı da yapıldı. Prabowo hükümeti, büyüme ve sosyal adalet arasında denge kurmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Endonezya’daki ekonomi yönetimi değişikliği, Türkiye için doğrudan bir gelişme olmasa da benzer ekonomik zorluklarla mücadele eden iki ülke arasında paralellikler taşıyor. Türkiye de yüksek enflasyon, cari açık ve sermaye çıkışı sorunlarıyla boğuşurken, yatırımcı güvenini tesis etmek için benzer adımlar atıyor. Endonezya’nın piyasa dostu bir ekibi göreve getirmesi, Türkiye’nin de ekonomik rasyonelliğe dönüş sinyali vermesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, iki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda artış eğiliminde; Endonezya’nın istikrarlı bir ekonomiye kavuşması, Türk ihracatçıları için Güneydoğu Asya’da fırsatlar yaratabilir. Ancak Endonezya’nın korumacı politikaları ve Çin ile yakınlığı, Türkiye’nin bölgedeki rekabet gücünü sınırlayabilir.