İngiltere'nin güney kıyısındaki Portsmouth kentinde, 140 sığınmacı taşıyan küçük bir teknenin Sahil Güvenlik tarafından durdurulmasının ardından aşırı sağcı eylemciler limana akın etti. Olay, ülkede göçmen karşıtlığını körükleyen son gelişme olarak dikkat çekiyor. Sahil Güvenlik ekipleri, Manş Denizi üzerinden Portsmouth kıyılarına yaklaşan tekneyi intercept ederek sığınmacıları karaya çıkardı. Aşırı sağcı bir influencer ise olayı canlı yayınlayarak erkekleri limana gitmeye çağırdı.
Olayın Arka Planı ve Aşırı Sağın Harekete Geçişi
Portsmouth'ta yaşananlar, İngiltere'de son yıllarda artan düzensiz göç ve buna bağlı olarak yükselen aşırı sağ hareketin bir yansıması. Ülkeye Manş Denizi üzerinden küçük teknelerle ulaşan sığınmacı sayısı 2023'te 29 binin üzerine çıkmıştı. Hükümet, bu akışı durdurmak için Ruanda planı gibi tartışmalı politikaları devreye almaya çalışsa da somut sonuç alınamadı. Aşırı sağcı gruplar, her tekne varışında protesto eylemleri düzenleyerek kamuoyunu etkilemeye çalışıyor. Bu kez de bir influencer'ın çağrısıyla toplanan kalabalık, liman bölgesinde toplandı. Polis, olaylara müdahale ederek gerginliği düşürmeye çalıştı; gözaltılar olduğu bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'deki bu olay, Avrupa genelinde yükselen göçmen karşıtlığının bir parçası. Fransa, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerde de benzer sahneler yaşanıyor. Aşırı sağ partiler, göçmen karşıtı söylemlerle oy oranlarını artırıyor. İngiltere'de Reform UK partisi, göçmen karşıtı politikalarıyla anketlerde yükselişte. Bu durum, iktidardaki Muhafazakâr Parti'yi daha sert politikalar izlemeye itiyor. Öte yandan, insan hakları örgütleri, sığınmacılara yönelik nefret söyleminin ve eylemlerin tehlikeli boyutlara ulaştığı uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, İngiltere'nin sığınma sisteminin tıkandığını ve insani standartların altında kaldığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki göçmen karşıtı eylemler ve aşırı sağın yükselişi, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir bağlama sahip. Türkiye, Suriye, Afganistan ve diğer bölgelerden gelen milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapıyor ve Avrupa'ya göç akışında transit ülke konumunda. Avrupa'da göçmen karşıtlığının artması, Türkiye ile AB arasındaki 2016 tarihli göç mutabakatının geleceğini belirsizleştiriyor. Ayrıca, Türk vatandaşlarının Avrupa'da artan aşırı sağ tehdidiyle karşılaşması, vize serbestisi ve entegrasyon süreçlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, insan hakları ve göç yönetimi konusunda uluslararası işbirliğini sürdürmek zorunda.