Portekiz'de aşırı sağcı bir neo-Nazi grubunun, aralarında eski Başbakan António Costa'nın da bulunduğu 40'tan fazla kamu figürünü hedef alan bir 'istenmeyenler' listesi hazırladığı ortaya çıktı. Lusitanian Armillary Movement (MAL) adlı grup, söz konusu kişileri ülkenin 'gerilemesinden' sorumlu tutuyor ve onlara yönelik saldırı planları yapıyordu. Portekiz Polisi ve yargı birimlerinin yürüttüğü operasyon kapsamında grubun beş üyesi gözaltına alındı. Operasyonda çok sayıda silah, patlayıcı madde ve aşırı sağcı propagandaya ait materyal ele geçirildi.
Hedef Listesinde Kimler Var?
MAL'ın hedef listesinde eski Başbakan António Costa'nın yanı sıra, mevcut Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa, eski Cumhurbaşkanı Aníbal Cavaco Silva, eski Başbakanlar José Sócrates ve Pedro Passos Coelho gibi üst düzey siyasetçiler yer alıyor. Ayrıca eski Portekiz Devlet Başkanı ve BM eski Genel Sekreteri António Guterres ile Portekizli iş insanı ve Amerikan Futbolu kulübü sahibi Peter Lim de listede bulunuyor. Listede ayrıca tanınmış gazeteciler, yargı mensupları ve bazı üniversite profesörleri de var. Yetkililere göre grup, bu kişileri 'ulusal kimliği ve birliği zayıflatan' figürler olarak görüyor.
Grubun Yapısı ve Faaliyetleri
Lusitanian Armillary Movement, Portekiz'de 2018 yılından bu yana faaliyet gösteren radikal bir neo-Nazi örgütü. Grubun ideolojisi; beyaz üstünlükçülüğü, antisemitizm ve göçmen karşıtlığı üzerine kurulu. MAL, özellikle Afrika kökenli Portekiz vatandaşlarına ve Roman toplumuna yönelik nefret söylemiyle tanınıyor. Portekiz Polisi'nin (PJ) yürüttüğü soruşturmaya göre, grup üyeleri hedef aldıkları kişilere yönelik fiziksel saldırı planları yapıyor, patlayıcı madde ve silah temin ediyordu. Operasyon kapsamında, grubun bir otomobil kiralama şirketi ve birkaç internet sitesini de kontrol ettiği belirlendi. Portekiz İçişleri Bakanı Margarida Blasco, grubun 'Portekiz demokrasisi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu' ifade etti.
Avrupa'da Yükselen Aşırı Sağ Dalga
Portekiz, Avrupa genelinde gözlenen aşırı sağ hareketlerin yükselişinden nasibini alıyor. Ülkede 2024 seçimlerinde aşırı sağcı Chega Partisi oyların yüzde 18'ine yaklaşarak önemli bir çıkış yakalamıştı. MAL gibi radikal gruplar ise bu siyasi yükselişi daha da şiddetlendiriyor. Portekiz'deki bu olay, Avrupa'da aşırı sağcı grupların sadece siyasi platformlarda değil, yeraltı örgütlenmeleriyle de demokratik kurumları hedef aldığını gösteriyor. Uzmanlar, bu tür grupların sosyal medya aracılığıyla radikalleşmeyi yaygınlaştırdığına ve gençleri kendi saflarına katmak için etkili yöntemler kullandığına dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Portekiz'deki bu gelişme, Avrupa genelinde aşırı sağcı ve neo-Nazi grupların artan aktivitesini gösteriyor. Türkiye, Avrupa'da yükselen aşırı sağ akımları yakından takip etmektedir; zira bu akımlar, Türkiye ve Türk toplumuna yönelik düşmanca söylemleri de beslemektedir. Portekiz'deki gibi grupların hedef listelerinde göçmen karşıtı ve İslamofobik unsurların bulunması, Türk diasporasının güvenliğini de tehdit edebilir. Ayrıca, bu tür radikalleşme eğilimleri, AB üyesi ülkelerde iç güvenlik açıklarını artırarak, terörle mücadele işbirliklerinde Türkiye'nin rolünü daha da önemli kılmaktadır. Türkiye, bu bağlamda Avrupa ülkeleriyle istihbarat paylaşımı ve ortak operasyonlar yürüterek aşırı sağ tehdidine karşı mücadelede aktif bir pozisyon alabilir.