İngiltere'de Yeşil Parti lideri Zack Polanski, Holborn ve St Pancras seçim bölgesinde yapılacak ara seçim kampanyası kapsamında katıldığı bir Yahudi toplumu etkinliğinde Siyonizm'i "ırkçılığın bir biçimi" olarak nitelendirdi ve salondan yuhalama sesleri yükseldi. Kendisi de Yahudi olan Polanski, etkinlikte kendisini anti-Siyonist olarak tanımladı. Olay, İngiltere'de ana akım bir parti liderinin Siyonizm karşıtı söylemi açıkça dile getirmesi bakımından dikkat çekti. Polanski'nin sözleri, İngiliz siyasetinde İsrail-Filistin meselesi etrafındaki tartışmaların ne denli kutuplaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Olayın Arka Planı ve Polanski'nin Söylemleri
Zack Polanski, 2024 yılında Yeşil Parti'nin liderliğine seçildikten sonra partinin sol kanadını temsil eden söylemleriyle öne çıktı. İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarına karşı sert eleştiriler yönelten Polanski, daha önce de "Siyonizm'in bir siyasi ideoloji olarak eleştirilebileceğini" savunmuştu. Ancak bu kez, doğrudan bir Yahudi toplumu etkinliğinde Siyonizm'i "ırkçılık" olarak tanımlaması, hem kendi seçmen tabanında hem de İngiliz Yahudi cemaatinde yankı uyandırdı.
Holborn ve St Pancras, Londra'nın merkezinde yer alan ve önemli ölçüde Yahudi nüfus barındıran bir bölge. Ara seçim, İşçi Partisi'nden istifa eden bir milletvekilinin ardından gündeme geldi. Polanski'nin bu bölgede kampanya yürütmesi, Yeşil Parti'nin İşçi Partisi'nin sol kanadından oy çekme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Etkinlikte yuhalanması, partinin bu stratejisinin ne kadar riskli olduğunu gösterdi.
İngiliz Yahudi cemaatinin önde gelen kuruluşları, Polanski'nin sözlerini "Yahudi karşıtı" olarak nitelendirmese de, Siyonizm'i ırkçılıkla eşitlemenin Yahudi toplumunun büyük bir kesimini rencide ettiğini belirttiler. Bazı cemaat liderleri, Polanski'nin kendi Yahudi kimliğini öne çıkararak bu tür söylemleri meşrulaştırmaya çalıştığını savundu. Polanski ise açıklamasında, "Yahudi olmak ile Siyonizm'i desteklemek aynı şey değildir; ben Yahudi kimliğimle gurur duyuyorum ancak bir siyasi ideoloji olarak Siyonizm'i eleştirmek de en doğal hakkımdır" ifadelerini kullandı.
İngiliz Siyasetinde Yansımalar ve Uluslararası Boyut
Olay, İngiltere'de ana akım siyasi partiler arasında İsrail politikaları konusunda derin bir ayrışma olduğunu gösteriyor. İşçi Partisi lideri Keir Starmer, geçmişte İsrail'e verdiği desteği yumuşatmış olsa da, partisi içinde Filistin yanlısı kanadın baskısıyla denge politikası izliyor. Muhafazakâr Parti ise İsrail'e koşulsuz destek vermeye devam ediyor. Yeşil Parti ise Polanski'nin liderliğinde açıkça Filistin yanlısı bir çizgi benimsemiş durumda. Bu durum, İngiliz seçmeninin önemli bir bölümünün Filistin meselesine sempatiyle yaklaştığını gösteren anketlerle de örtüşüyor.
Uluslararası alanda ise Siyonizm karşıtlığı, özellikle Batı Avrupa'da yükselen bir trend. Fransa'da Jean-Luc Mélenchon'un liderliğindeki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve Almanya'da Die Linke gibi sol partiler, İsrail'e yönelik eleştirilerini sertleştirmiş durumda. Ancak ana akım bir partinin liderinin Siyonizm'i doğrudan "ırkçılık" olarak tanımlaması, Avrupa'da nadir görülen bir durum. Bu söylem, İsrail yanlısı gruplar tarafından "Yahudi düşmanlığını körüklemek"le suçlanırken, Filistin yanlıları tarafından "cesur bir duruş" olarak nitelendiriliyor.
Polanski'nin bu çıkışı, İngiltere'deki ara seçim kampanyasını da etkileyebilir. Holborn ve St Pancras'ta Yahudi seçmenin önemli bir ağırlığı bulunuyor. Polanski'nin sözleri, bu seçmenin bir kısmını Yeşil Parti'den uzaklaştırabileceği gibi, Filistin yanlısı genç ve sol eğilimli seçmenler nezdinde partinin oyunu artırabilir. Ancak, İngiliz basınının büyük bölümü olayı "skandal" olarak çerçeveleyerek Polanski'yi zor durumda bıraktı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de ana akım bir parti liderinin Siyonizm'i "ırkçılık" olarak tanımlaması ve bunun Yahudi toplumu içinde yuhalanmayla karşılanması, Türkiye'nin Filistin politikası açısından dolaylı da olsa bir meşruiyet zeminini yansıtıyor. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Filistin'e yönelik politikalarını eleştiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. Batı'da yükselen bu tür söylemler, Ankara'nın uluslararası platformlarda İsrail karşıtı tutumunu daha geniş bir destek tabanına oturtmasına imkân tanıyabilir. Öte yandan, Avrupa'daki bu tür tartışmaların Türkiye'deki Yahudi cemaati üzerinde yaratabileceği psikolojik etkiler de dikkatle izlenmeli. Türk dış politikası, Filistin meselesini İslam dünyasıyla dayanışma ekseninde ele alırken, Avrupa'daki Yahudi karşıtı söylemlerin İsrail propagandasına malzeme olmasını engellemeye özen göstermeli.