Dünyanın en büyük sabit getirili varlık yöneticilerinden Pimco, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyondaki ılımlı seyre rağmen faiz indirimlerine en erken 2026 yılında başlayacağını öngörüyor. Şirketin Geleneksel Olmayan Stratejiler Baş Yatırım Sorumlusu (CIO) Marc Seidner, Bloomberg Television'a yaptığı açıklamada, piyasadaki birçok katılımcının aksine enflasyon görünümüne ilişkin endişelerinin azaldığını, ancak Fed'in bu yıl içinde faiz indirimine gitmesinin beklenmediğini söyledi. Bu açıklama, küresel piyasalarda merkez bankalarının para politikalarına ilişkin belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde geldi.
Enflasyon Görünümü ve Fed'in Durumu
Pimco'nun değerlendirmesi, ABD'de enflasyonun geçen yılın zirve noktalarından belirgin şekilde gerilemesine rağmen hâlâ Fed'in yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrettiği bir döneme denk geliyor. Seidner, ileriye dönük olarak enflasyonun kontrol altına alınacağını düşündüklerini ancak Fed'in bu konuda temkinli davranmayı sürdüreceğini ifade etti. Seidner, "İleriye dönük enflasyon görünümü konusunda piyasadaki birçok kişiden çok daha az endişeliyiz" dedi. Bu ifade, Pimco'nun enflasyonun kalıcı olarak yüksek kalacağı yönündeki piyasa korkularına katılmadığını gösteriyor. Ancak şirket, Fed'in faiz oranlarını düşürmek için acele etmeyeceği, bunun yerine ekonomik verilerin daha net bir sinyal vermesini bekleyeceği görüşünde.
Fed, geçen yıl aggressive bir şekilde faiz artırımları yaparak politika faizini yüzde 5.25-5.50 aralığına yükseltmişti. Ardından bu yılın başından itibaren faiz oranlarını sabit tutarak mevcut sıkılaştırıcı politikayı korudu. Piyasalar, yıl başında Fed'in 2024'te birden fazla faiz indirimine gideceğini fiyatlamıştı ancak güçlü gelen ekonomik veriler ve enflasyondaki yapışkanlık bu beklentileri önemli ölçüde azalttı. Pimco'nun tahmini, bu beklentilerin daha da ötelendiğine işaret ediyor.
Küresel Ekonomi ve Piyasalara Etkisi
Pimco'nun bu öngörüsü, küresel para politikalarının yönü açısından önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi, doların güçlü kalmasına, gelişmekte olan ülke para birimlerinin baskı altında kalmasına ve küresel likidite koşullarının sıkı kalmasına neden olabilir. Bu durum, özellikle dış borç yükü yüksek olan gelişmekte olan ekonomiler için zorlu bir ortam anlamına geliyor. Ayrıca, Amerikan tahvil getirilerinin yüksek seyretmesi, küresel yatırımcıların ABD dışındaki varlıklara yönelik iştahını azaltabilir.
Seidner ayrıca, ABD ekonomisinin resesyona girmeden yavaşlayacağını, yani "yumuşak iniş" senaryosunun gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. Bu görüş, Pimco'nun hisse senedi piyasalarında da seçici davrandığını gösteriyor. Şirket, özellikle kredi piyasalarında fırsatlar görürken, enflasyona karşı koruma sağlayan enflasyon endeksli tahvillerin de portföylerde yer bulabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için çeşitli sonuçlar doğurabilir. Öncelikle, güçlü dolar ve yüksek ABD faiz oranları, Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir ve TCMB'nin para politikasını etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde uyguladığı sıkı para politikası ve rezerv birikimi, dış şoklara karşı direnci artırmıştır. Ayrıca, Fed'in faiz indirimlerine geç başlaması, küresel risk iştahının düşük kalmasına neden olarak Türkiye'ye yönelik sermaye akımlarını sınırlayabilir. Enflasyonla mücadelede kararlılığını sürdüren Türkiye, bu süreçte kendi dinamiklerine odaklanmak durumundadır. Uzun vadede ise, Fed'in 2026'da faiz indirimine başlaması, gelişmekte olan ülkeler için daha elverişli bir küresel finansal ortam yaratabilir.