İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeskiyan, Amerika Birleşik Devletleri'nin taahhütlerine uyması durumunda Tahran'ın nükleer anlaşmaya bağlı kalacağını bildirdi. Pezeskiyan'ın açıklaması, yeni yönetimin Batı ile diyaloğa açık bir tutum sergilediği bir dönemde geldi. İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası baskı altında olduğu bir süreçte, bu ifadeler Tahran'ın müzakere masasına dönme isteğinin bir işareti olarak yorumlanıyor.
Yeni yönetimden diplomasi sinyali
Pezeskiyan, konuşmasında İran'ın nükleer anlaşma çerçevesinde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeye hazır olduğunu, ancak bunun karşılıklı güven ve saygı temelinde olması gerektiğini vurguladı. “Eğer ABD anlaşmaya sadık kalırsa, biz de taahhütlerimizi yerine getireceğiz. Bu bir iki yönlü caddedir” dedi. Yeni cumhurbaşkanının bu çıkışı, selefi İbrahim Reisi dönemindeki sert söylemden belirgin bir ayrışma olarak değerlendiriliyor.
İran'ın nükleer dosyası, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) ile büyük ölçüde çözülmüş, ancak 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan tek taraflı çekilmesiyle yeniden krize dönüşmüştü. Biden yönetimi anlaşmaya dönmek için müzakereler yürütse de, taraflar arasında henüz tam bir mutabakat sağlanamadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Nükleer anlaşmanın akıbeti, sadece İran ve ABD arasındaki ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Anlaşmanın yeniden canlanması, İran'ın petrol ihracatının artmasına ve bölgesel gerilimlerin azalmasına yol açabilir. Öte yandan, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, Tahran'ın nükleer kapasitesine yönelik endişelerini sık sık dile getiriyor. Pezeskiyan'ın yumuşayan tonu, uluslararası toplumda temkinli bir iyimserlik yarattı. Ancak Batılı diplomatlar, İran'ın fiili adımlarını görmek istediklerini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran'ın nükleer anlaşmaya dönmesini olumlu karşılamaktadır. Zira anlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesi, bölgede istikrarı artıracak ve İran üzerindeki yaptırımların hafiflemesiyle iki ülke arasındaki ticaret hacminin genişlemesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, İran'ın uluslararası sisteme entegrasyonu, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefini destekleyebilir. Ancak Ankara, Tahran'ın nükleer programının askeri boyut kazanmasına karşı olduğunu her fırsatta vurgulamaktadır. Bu nedenle Pezeskiyan'ın mesajı, Türk dış politikası açısından olumlu bir gelişme olarak kaydedilmiştir.