İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin iç ve dış zorluklara rağmen ayakta kaldığını belirterek, 'İran'ın gücü ve birliği çöküş tahminlerini boşa çıkardı' dedi. Pezeşkiyan, Tahran'da düzenlenen bir hükümet toplantısında yaptığı konuşmada, Batılı ülkelerin ve özellikle ABD'nin yıllardır İran'ın çöküşünü beklediğini ancak bu senaryoların gerçekleşmediğini vurguladı. İran'ın bölgesel güç olma konumunu koruduğunu ve halkının her türlü yaptırıma karşı dirençli olduğunu ifade etti.
Pezeşkiyan'ın açıklamaları ve arka plan
Pezeşkiyan'ın bu sözleri, İran'ın son yıllarda karşı karşıya kaldığı benzeri görülmemiş ekonomik yaptırımlar ve uluslararası izolasyon ortamında geldi. ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından yeniden uygulanan yaptırımlar, İran ekonomisini derinden etkiledi; enflasyonun yüzde 40'ları aştığı, milli para biriminin tarihi rekor düşük seviyeleri gördüğü ve işsizliğin arttığı biliniyor. Buna ek olarak, 2022'de Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan kitlesel protestolar, rejimin meşruiyetini sorgulayan önemli bir iç kriz yaratmıştı.
Pezeşkiyan, reformist kimliğiyle bu yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turda zafer kazanarak göreve gelmişti. Seçim kampanyası boyunca ülkenin kapalı kapılar ardında yönetilmesine son vereceğini, Batı ile diyalog başlatacağını ve ekonomik reformlar yapacağını vaat etmişti. Ancak göreve başladığından bu yana geçen süreçte, özellikle İsrail ile yaşanan gerilimler ve bölgesel çatışmaların gölgesinde, dış politika öncelikleriyle ilgili somut adımlar atamadığı yorumları yapılıyor.
Pezeşkiyan'ın konuşmasındaki 'çöküş tahminleri' ifadesi, özellikle Batılı düşünce kuruluşları ve bazı siyasi analistler tarafından sıkça dile getirilen, İran'ın iç karışıklıklar ve ekonomik baskılar nedeniyle parçalanabileceği yönündeki öngörülere bir gönderme olarak okunuyor. Bu teoriler, zaman zaman ABD ve İsrail'deki bazı yetkililerce de seslendirilmiş; hatta eski ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırım politikalarının İran'da rejim değişikliğine yol açacağı umut edilmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu açıklamaları, Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah, Suriye ve Irak'taki milis gruplar üzerindeki etkisini sürdürdüğü bir dönemde, bölgesel güç dengesine ilişkin önemli bir mesaj niteliği taşıyor. İsrail-Hamas savaşı sırasında İran'ın 'direniş ekseni' olarak adlandırılan müttefiklerini desteklemeye devam etmesi, Tahran'ın bölgede hala belirleyici bir aktör olduğunu gösteriyor.
Ancak bu savunmacı söylem, İran'ın içeride karşı karşıya olduğu sert gerçekleri gizleyemiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre İran ekonomisi bu yıl yüzde 3,7 büyüyecek olsa da, yaptırımların yol açtığı yapısal sorunlar devam ediyor. Petrol ihracatı, Çin başta olmak üzere bazı ülkelere yapılan gayriresmi satışlarla kısmen sürse de, ülkenin finansal sistemine erişimi oldukça kısıtlı.
Orta Doğu'daki son gelişmeler, özellikle İsrail'in İran'ın Suriye'deki askeri varlığına yönelik saldırıları, iki ülke arasında doğrudan bir çatışma riskini artırıyor. Bu bağlamda Pezeşkiyan'ın 'birlik' vurgusu, hem iç kamuoyuna hem de bölgesel rakiplere karşı bir duruş sergileme çabası olarak da yorumlanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın istikrarı, Türkiye için kritik önem taşıyor. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler, özellikle enerji alanında karşılıklı bağımlılık içeriyor; doğal gaz ithalatında İran, Türkiye'nin önemli tedarikçilerinden biridir. Ayrıca Suriye ve Irak'ta güvenlik, PKK ile mücadele ve bölgesel nüfuz konularında Ankara ile Tahran'ın zaman zaman karşıt kutuplarda durduğu gözlemleniyor. İran'ın çöküşü, bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştirebilir; bu da Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Bu bağlamda Pezeşkiyan'ın açıklamaları, Türkiye'nin İran ile pragmatik ilişkiler sürdürme politikasını haklı çıkaran bir gelişme olarak okunabilir. Ancak Tahran'ın nükleer programı ve olası yeni yaptırımlar, bu ilişkilerin geleceğinde belirleyici olabilir.