İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin ABD ile arasındaki 'ne savaş ne barış' durumunun sona ermesi gerektiğini belirterek, kalıcı bir anlaşma için doğru zamanın geldiğini vurguladı. Pezeşkiyan'ın bu açıklaması, Tahran ile Washington arasındaki gerilimin tırmandığı ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması çağrılarının arttığı bir dönemde geldi. İran lideri, ülkesinin ekonomik sorunlarını çözmek için dış dünyayla normalleşmenin şart olduğunu savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Pezeşkiyan, başkent Tahran'da düzenlenen bir kabine toplantısında yaptığı konuşmada, "Ne savaş ne barış durumu ülkemize hiçbir şey kazandırmadı. Bu belirsizlik ortamının sürdürülebilir olmadığını herkes görüyor" ifadelerini kullandı. İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakerelere açık olduklarını ancak İran'ın "onurunu ve haklarını" koruyacak bir anlaşmayı da kabul etmeyeceklerini sözlerine ekledi. Bu açıklama, İran'ın son dönemde Batı ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açma çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor.
İran'ın yeni yönetimi, Ocak ayında göreve gelmesinden bu yana dış politikada "komşulara öncelik" ve "dengeli diplomasi" ilkelerini benimsediğini duyurdu. Pezeşkiyan, seçim kampanyasında, yaptırımların İran ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmek için uluslararası toplumla işbirliğini geliştirme sözü vermişti. Ancak ülkedeki muhafazakar kanat, ABD ile herhangi bir müzakereye sıcak bakmıyor ve Pezeşkiyan'ın bu açıklaması, iç politikada da tartışmalara yol açtı.
ABD cephesinde ise, Başkan Joe Biden yönetimi, 2015 nükleer anlaşmasına (JCPOA) yeniden dönmek istediğini ancak İran'ın önce nükleer programındaki kazanımlarından geri adım atması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) denetçilerinin ülkeye erişimini kısıtlaması, anlaşmanın geleceğini belirsizleştiriyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Pezeşkiyan'ın çağrısı, Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimlerin ortasında geldi. İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasındaki çatışmalar devam ederken, İran'ın bu gruplara verdiği destek de mercek altında. ABD, İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla istikrarsızlığı artırdığını ileri sürüyor. İran ise bu suçlamaları reddediyor ve savunma amaçlı faaliyetlerinin devam edeceğini belirtiyor.
Uzmanlar, Tahran ile Washington arasında olası bir anlaşmanın, nükleer krizin yanı sıra bölgesel güvenlik meselelerini de kapsaması gerektiğini ifade ediyor. Pezeşkiyan'ın "kalıcı anlaşma" ifadesi, yaptırımların kaldırılması ve nükleer garantiler gibi konuların yanı sıra İran'ın bölgesel politikalarına ilişkin garantileri de içerebilir. Bu açıdan bakıldığında, İran'ın Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirmesi ve Basra Körfezi'ndeki gerginliği azaltma çabaları, ABD ile anlaşmanın önünü açabilir.
Ancak, müzakere masasının yeniden kurulması için öncelikle tarafların karşılıklı güven inşa etmesi gerekiyor. İran'ın nükleer programındaki ilerleme ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığı, müzakereleri zorlaştıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Pezeşkiyan'ın "ne savaş ne barış" ifadesindeki aciliyet duygusu, İran'ın bu belirsizlikten duyduğu rahatsızlığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki olası bir yumuşama, Türkiye için doğrudan ve dolaylı etkiler barındırıyor. Türkiye, İran ile enerji ve ticaret alanlarında yakın ilişkilere sahip; yaptırımların hafiflemesi, ekonomik işbirliğini artırabilir. Ayrıca, Orta Doğu'daki istikrar ve İran'ın bölgesel politikalarındaki değişim, Suriye ve Irak'taki gelişmeleri doğrudan etkileyebilir. Türkiye, İran'ın bölgesel nüfuzunu dengelemeye çalışırken, aynı zamanda Batı ile ilişkilerini de dengelemeye çalışıyor. Bu nedenle, Tahran-Washington hattındaki bir normalleşme, Türkiye'nin dış politikasına yeni manevra alanları açabilir, ancak aynı zamanda yeni rekabet dinamikleri de yaratabilir. Ankara'nın bu süreci dikkatle izlemesi ve kendi stratejik çıkarlarını koruyacak şekilde konumlanması gerekiyor.