Brent petrol, Cuma günü Mayıs ayından bu yana en yüksek seviyeden işlem gördü. İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz limanı Yanbu'ya ve ülkedeki bir petrol sahası ile havalimanına düzenlediği iddia edilen saldırılar, Hürmüz Boğazı çevresinde çatışmaların genişleyebileceği endişesini artırdı. Ham petrol fiyatlarındaki artış, küresel enerji piyasalarında arz güvenliğine ilişkin kaygıları yeniden gündeme getirdi.
Gerilimin arka planı ve piyasa etkileri
Husiler, son haftalarda Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Cuma günü yapılan açıklamada, Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu limanına ve ülkenin doğusundaki bir petrol sahasına ve havalimanına düzenlenen saldırıların sorumluluğu üstlenildi. Suudi yetkililer, saldırıların yol açtığı hasar veya can kaybı hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak olay, bölgede tansiyonun hızla yükselmesine neden oldu.
Brent petrol, Londra merkezli ICE borsasında varil başına 90 doların üzerine çıkarak Mayıs ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Batı Teksas Intermediate (WTI) ham petrolü de benzer bir artış gösterdi. Analistler, fiyat artışının arkasında yalnızca arz kesintisi korkusunun değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki jeopolitik risk priminin yeniden fiyatlanmasının yattığını belirtiyor. Hürmüz Boğazı, dünya deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir darboğaz. Bölgede yaşanabilecek herhangi bir kesinti, küresel enerji arzında ciddi sıkıntılara yol açabilir.
Piyasa uzmanları, Husilerin saldırılarının ardından yatırımcıların risk iştahının azaldığını ve petrol fiyatlarına savaş primi eklendiğini vurguluyor. Ayrıca, İran'ın da içinde olduğu iddia edilen bu tırmanma, ABD ve müttefiklerinin bölgedeki askeri varlığını artırmasına neden olabilir. Böyle bir durumda Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisi tehlikeye girebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki iç savaşın bir parçası olarak Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı savaşan Husiler, son dönemde İsrail-Hamas çatışmasıyla bağlantılı olarak Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artırmıştı. Bu son saldırılar, çatışmanın Suudi Arabistan topraklarına ve enerji altyapısına doğrudan yayıldığını gösteriyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve küresel petrol arzının dengelenmesinde kilit rol oynuyor. Yanbu limanı, ülkenin Kızıldeniz kıyısındaki en önemli petrol ihraç terminallerinden biri.
Uluslararası kamuoyu, saldırıları kınayarak itidal çağrısı yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı, olayı yakından takip ettiklerini ve müttefiklerinin güvenliğine bağlı olduklarını açıkladı. Birleşmiş Milletler ise bölgede artan şiddetten endişe duyduğunu belirtti. Uzmanlar, gerilimin daha da tırmanması halinde petrol fiyatlarının varil başına 100 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, OPEC+ ülkelerinin arz politikaları ve küresel talepteki yavaşlama sinyalleri, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı sınırlayabilir.
Enerji piyasaları, önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan'ın olası misilleme adımlarını ve Husilerin yeni saldırı tehditlerini izliyor. Ayrıca, İran'ın nükleer müzakereleri ve ABD yaptırımları gibi faktörler de fiyat oynaklığını artırabilir. Kızıldeniz'deki gemi trafiği üzerindeki riskler, sigorta maliyetlerini yükselterek küresel ticaretin maliyetini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki artıştan doğrudan etkileniyor. Brent petrolün yükselmesi, cari açık üzerinden enflasyon ve döviz kurlarına baskı yapabilir. Ayrıca, Orta Doğu'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir kriz, Türkiye'nin enerji tedarik güzergahlarını da dolaylı yoldan etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın bölgedeki gerilimin düşürülmesine yönelik diplomatik çabaları önem taşıyor.