Petrol fiyatları, İran ve İsrail arasında bu hafta yaşanan karşılıklı saldırıların ardından yatırımcıların tansiyonun düşüp düşmeyeceğine dair netlik beklediği bir ortamda Pazartesi günü hafif yükseldi. Brent ham petrolü varil başına 89,50 dolar seviyesinde işlem görürken, ABD hafif ham petrolü 85,20 dolardan el değiştirdi. Artış sınırlı kalsa da, jeopolitik risk priminin piyasada hâlâ fiyatlandığını gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran'ın geçen hafta İsrail'e düzenlediği insansız hava aracı ve füze saldırıları, bölgede savaşın yayılacağı endişelerini artırmıştı. İsrail'in misilleme saldırıları ise tansiyonu daha da tırmandırmıştı. Ancak son 48 saat içinde her iki ülkeden de yeni bir saldırı haberi gelmemesi, piyasalarda bir miktar rahatlama sağladı. Yine de yatırımcılar, özellikle İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma riskine karşı temkinli. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri bu stratejik geçiş noktasından taşınıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çatışmaların genişlemesi halinde, sadece Ortadoğu değil, küresel enerji piyasaları da ciddi bir darbe alabilir. Suudi Arabistan ve diğer OPEC üyeleri, olası bir arz kesintisine karşı üretim kapasitelerini artırmaya hazır olduklarını açıkladı. Ancak piyasalar, bu tür açıklamaların gerçek bir arz krizini önlemede yetersiz kalabileceğini düşünüyor. ABD Başkanı Joe Biden, çatışmanın büyümesini engellemek için devreye girerken, Rusya ve Çin de diplomatik çözüm çağrılarını yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki bu yükseliş, Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ülkeler için doğrudan cari açık ve enflasyon riskini artırıyor. Türkiye, İran ve İsrail arasındaki gerginliğin daha da artması halinde Orta Doğu'dan enerji tedarik zincirinde kesintilerle karşılaşabileceğini hesaba katmak zorunda. Ayrıca, bölgedeki sükunetin sağlanması Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürürken, istikrarsızlık ise Kafkasya ve Doğu Akdeniz'deki güvenlik denklemlerini olumsuz etkileyebilir.