Petrol fiyatları, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerdeki belirsizliğin, güçlü talep sinyalleri ve dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan'dan kritik bir boru hattındaki akışın yeniden başlamasıyla dengelenmesi sonucu ikinci işlem gününü de yükselişle tamamladı. Brent ham petrolü varil başına 78 dolar seviyelerine yaklaşırken, Batı Teksas Intermediate (WTI) da 74 doların üzerine çıktı. Piyasalar, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin geleceği ile OPEC+ üretim politikaları arasında sıkışmış durumda.
İran Müzakereleri ve Arz Belirsizliği
ABD ve İran arasında Viyana'da devam eden dolaylı görüşmeler, Tahran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını hedefliyor. ANCAK, müzakere masasında ilerleme sağlanamaması, İran'ın ham petrol ihracatını artırma olasılığını düşürerek fiyatları yukarı yönlü destekliyor. İran'ın günlük 2,5 milyon varil civarında olan ihracatının, yaptırımların kaldırılması halinde 1 milyon varil daha artabileceği tahmin ediliyor. Bu potansiyel arz artışı, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, Suudi Arabistan'ın doğu-batı boru hattında bakım çalışmalarının tamamlanması ve akışın yeniden başlaması, arz endişelerini bir miktar hafifletti. Ancak bu olumlu gelişme, İran belirsizliğinin yarattığı risk primini tamamen ortadan kaldırmadı. Uzmanlar, piyasanın halen jeopolitik riskleri fiyatladığını belirtiyor.
Talep tarafında ise, ABD ve Çin'den gelen güçlü ekonomik veriler, petrol talebinin canlı kaldığına işaret ediyor. ABD'de açıklanan haftalık ham petrol stok verileri, beklenenden daha büyük bir düşüş göstererek talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. Çin'de ise sanayi üretimi ve imalat PMI verileri, ekonomik toparlanmanın devam ettiğini göstererek petrol talebine ilişkin iyimserliği artırdı.
Küresel Piyasalar ve OPEC+ Politikaları
OPEC ve müttefikleri (OPEC+), 4 Ekim'de yapılacak toplantıda mevcut üretim politikasını gözden geçirecek. Grubun, günlük 400 bin varil artış planını sürdürmesi bekleniyor. Ancak İran nükleer anlaşmasındaki gelişmeler, OPEC+ kararlarını etkileyebilir. Analistler, İran'ın yaptırımlardan muaf tutulması halinde OPEC+'nın üretim artışını yavaşlatabileceğini veya durdurabileceğini öngörüyor.
Küresel ekonomik toparlanma, aşılamanın hızlanması ve seyahat kısıtlamalarının kaldırılması, petrol talebini destekleyen ana faktörler arasında. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2021 yılı için günlük petrol talebinin 5,2 milyon varil artacağı tahminini koruyor. 2022 için ise 3,2 milyon varillik bir artış öngörülüyor.
Öte yandan, ABD'deki petrol üretimi, kasırga sezonunun etkisiyle dalgalı bir seyir izliyor. Meksika Körfezi'ndeki platformların bir kısmı hala kapalı. Bu durum, arz tarafında kısa vadeli riskler yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı olan Türkiye ekonomisi için doğrudan maliyet baskısı anlamına geliyor. Türkiye'nin cari açığı üzerinde olumsuz etki yapabilecek bu gelişme, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskleri de artırıyor. İran ile yürütülen müzakerelerin olumlu sonuçlanması ve yaptırımların kaldırılması, Türkiye'nin İran'dan daha uygun koşullarda petrol ve doğalgaz temin etmesine olanak sağlayabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan'dan boru hattı akışının normale dönmesi, küresel arz güvenliğine katkı sağlayarak fiyatları dengeleyebilir. Türkiye, enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek için İran ve Irak gibi komşu ülkelerle ilişkilerini güçlendirmeye devam ediyor.