Küresel ekonomiyi etkisi altına alan son petrol fiyat şoku, ham petrol arzındaki bir sorundan değil, rafineri kapasitesindeki yetersizlikten kaynaklanıyor. Enerji analistleri, “Ham petrol ikilemini çözüyoruz, ancak ürün ikilemini çözemiyoruz” diyerek, sorunun rafineri tarafında olduğunu vurguluyor. Petrol ürünleri fiyatlarındaki artış, ham petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan bağımsız olarak yükselmeye devam ediyor ve bu durum küresel enflasyonu körüklüyor.
Rafineri Kapasitesi ve Ham Petrol Arzı Arasındaki Uçurum
Son aylarda ham petrol fiyatları görece istikrarlı bir seyir izlerken, benzin, dizel ve jet yakıtı gibi rafine ürünlerin fiyatlarında keskin artışlar yaşandı. Bunun temel nedeni, küresel rafineri kapasitesinin talebi karşılayamaması. Pandemi döneminde birçok rafineri kapanma noktasına geldi veya kapasitesini düşürdü. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası uygulanan yaptırımlar, Avrupa’nın Rus rafine ürünlerine olan bağımlılığını sona erdirdi ve alternatif kaynak arayışı rafineri marjlarını tarihi zirvelere taşıdı.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, küresel rafineri kapasitesi 2020’den bu yana yaklaşık 3 milyon varil/gün azaldı. Aynı dönemde petrol ürünleri talebi, özellikle Asya’da hızla toparlandı. Bu arz-talep dengesizliği, dizel ve benzin fiyatlarının ham petrol fiyatlarından ayrışmasına yol açtı. Örneğin, Brent ham petrol varil fiyatı 80 dolar seviyelerinde seyrederken, Kuzeybatı Avrupa dizel fiyatları varil başına 120 doların üzerine çıktı.
Rafineri krizinin bir diğer boyutu da coğrafi dağılım. Avrupa’da kapanan rafinerilerin yerini, Orta Doğu ve Asya’daki yeni tesisler alıyor. Ancak bu tesislerin Avrupa’ya nakliyesi hem zaman hem de maliyet açısından sorun yaratıyor. Ayrıca, Rusya’dan gelen dizel ithalatına getirilen yasaklar, Avrupa’nın elindeki rafineri kapasitesini daha da zorluyor.
Küresel Etkiler ve Gelecek Beklentileri
Rafineri krizi, sadece akaryakıt fiyatlarını değil, aynı zamanda nakliye, tarım ve imalat sektörlerini de vuruyor. Dizel fiyatlarındaki artış, kamyon taşımacılığı ve tarımsal üretim maliyetlerini yükselterek gıda enflasyonunu tetikliyor. Avrupa’da çiftçiler, artan mazot maliyetleri nedeniyle protestolar düzenliyor. ABD’de ise benzin fiyatları seçim öncesi ekonomi gündemini belirliyor.
Uzmanlar, rafineri yatırımlarının kısa vadede artmayacağını, çünkü enerji dönüşümü politikalarının fosil yakıtlara yönelik yatırımları caydırdığını belirtiyor. Uluslararası Enerji Forumu’na göre, 2023’te küresel rafineri kapasitesine yapılan yatırım, 2019’un yüzde 40 altında kaldı. Bu durum, önümüzdeki yıllarda rafine ürün fiyatlarının yüksek seyretmeye devam edeceği anlamına geliyor.
OPEC+ ülkeleri, ham petrol üretimini kısarak fiyatları desteklemeye çalışırken, rafineri kapasitesi sorunu daha da derinleşiyor. Ham petrol arzındaki herhangi bir kesinti, rafine ürün fiyatlarını orantısız şekilde artırıyor. Öte yandan, Çin’in petrol ürünleri ihracat kotalarını artırması, Asya’da rafineri marjlarını düşürse de küresel dengeyi değiştirmeye yetmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, rafineri kapasitesi görece yeterli olsa da ham petrol ithalatına bağımlı olduğu için küresel rafineri krizinden doğrudan etkileniyor. Özellikle dizel ve jet yakıtı fiyatlarındaki artış, cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkiliyor. Türkiye’nin Star, İzmit ve Aliağa rafinerileri, iç talebin önemli bir kısmını karşılasa da özellikle dizel açığı ithalatla kapatılıyor. Avrupa’daki rafineri kapanmaları, Türkiye’nin ürün ithalat maliyetlerini artırıyor. Ayrıca, Rusya’dan uygun fiyatlı dizel ithalatı, Batı yaptırımları nedeniyle riskli bir denge oluşturuyor. Türkiye’nin enerji güvenliği açısından, rafineri kapasitesini genişletmek ve alternatif tedarikçilerle anlaşmalar yapmak kritik önem taşıyor.