Peru, 10 yılda 8 cumhurbaşkanı değiştiren siyasi istikrarsızlığın gölgesinde, yeni bir lider seçmek için sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Nisan ayında yapılacak genel seçimler öncesinde anketler, seçmenlerin en büyük önceliğinin ülkeye istikrar getirecek bir aday olduğunu gösteriyor. Suç oranlarındaki artış ve derinleşen ekonomik eşitsizlik, halkın bir sonraki cumhurbaşkanından beklentilerini şekillendiriyor.
Siyasi çalkantı ve krizler
Peru, son on yılda yolsuzluk skandalları, görevden almalar ve erken seçimlerle sarsıldı. 2016'da seçilen Pedro Pablo Kuczynski istifa etmek zorunda kaldı, yerine geçen Martín Vizcarra ise Kongre tarafından görevden alındı. Ardından gelen Manuel Merino'nun kısa süreli başkanlığı protestolarla sona erdi. 2021'de seçilen Pedro Castillo, 2022'de darbe girişimiyle suçlanarak görevden alındı ve yerine Dina Boluarte geçti. Boluarte döneminde de hükümet karşıtı protestolar ve olağanüstü hal ilanları yaşandı. Bu istikrarsızlık, yatırımcı güvenini sarstı ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkiledi. Seçmenler, artık siyasi krizlerle uğraşmayacak, ülkeyi ekonomik ve sosyal sorunlara odaklayacak bir lider istiyor.
Anketlere göre, adaylar arasında öne çıkan isimler arasında eski bakan ve Lima belediye başkan adayı Rafael López Aliaga, merkez sağcı eski spor bakanı Roberto Chiabra ve sol görüşlü eski ekonomi bakanı Pedro Francke bulunuyor. Ancak hiçbir aday, ilk turda yüzde 50 barajını geçecek desteğe ulaşamıyor. Bu durum, yarışın ikinci tura kalacağını ve koalisyon görüşmelerinin kritik hale geleceğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Peru'nun siyasi istikrarsızlığı, Latin Amerika'nın en büyük bakır üreticilerinden biri olması nedeniyle küresel emtia piyasalarını da etkileyebiliyor. Ülke, dünya bakır üretiminin yaklaşık yüzde 10'unu karşılıyor. Siyasi belirsizlik, madencilik yatırımlarını geciktiriyor ve bakır fiyatlarında dalgalanmaya yol açıyor. Ayrıca Peru, son yıllarda Venezuela'dan kaçan göçmenlerin hedef ülkelerinden biri haline geldi; siyasi ve ekonomik kriz bölgesel dengeleri de etkiliyor. Bu seçimler, sadece Peru'nun kaderini değil, aynı zamanda And bölgesindeki siyasi eğilimleri ve Çin ile ABD arasındaki rekabette Peru'nun yönünü de belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru, Türkiye'nin Latin Amerika'daki önemli ticaret ortaklarından biridir. 2024 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 500 milyon doların üzerinde gerçekleşmiştir. Peru'da siyasi istikrarın sağlanması, Türk yatırımcılar için daha öngörülebilir bir ortam anlamına gelir. Özellikle savunma sanayi, inşaat ve tekstil sektörlerinde iş birliği fırsatları bulunmaktadır. Ayrıca Peru'nun Çin'e olan artan bağımlılığı, Türkiye açısından alternatif bir ortaklık potansiyeli taşıyor. Seçim sonucu, Türkiye'nin Latin Amerika açılımı politikası çerçevesinde Peru ile ilişkilerin derinleşmesi veya yeni dengelere uyum sağlanması açısından takip edilmelidir.