Peru'da 6 Haziran'da düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda oyların sayımı büyük ölçüde tamamlanırken, eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori'nin kızı Keiko Fujimori yarışı önde götürüyor. Seçim kurumunun açıkladığı resmi olmayan sonuçlara göre, sağcı aday Fujimori oyların yüzde 50,2'sini alırken, solcu rakibi Pedro Castillo yüzde 49,8'de kaldı. Aradaki farkın yalnızca 70 bin oy olduğu ve kesin sonuçların önümüzdeki günlerde açıklanacağı belirtiliyor. Fujimori, yaptığı açıklamada ülkenin 'düzen ve umuda' yaklaştığını ifade ederek, tüm Peruluları kucaklayacak bir hükümet kuracağı sözünü verdi.
Gergin bekleyişin perde arkası
Seçim süreci, pandemi nedeniyle oy kullanma merkezlerinde alınan sıkı önlemler ve uzayan oy sayımı nedeniyle oldukça gergin geçti. Her iki aday da erken saatlerde zafer ilan etmiş, ancak henüz resmi sonuçlar açıklanmamıştı. Seçimleri izleyen uluslararası gözlemciler, sürecin genel olarak şeffaf işlediğini ancak kırsal bölgelerdeki sandıkların geç teslim edilmesi nedeniyle gecikmeler yaşandığını bildirdi. Sosyalist eğilimli Pedro Castillo, özellikle yoksul ve kırsal kesimde büyük destek bulurken, Keiko Fujimori daha çok kentli seçmenin ve iş dünyasının oylarını aldı. Fujimori ailesinin geçmişteki yolsuzluk skandalları ve insan hakları ihlalleri ise seçim kampanyasında sıkça gündeme getirildi.
Seçimlerin ardından gelen sonuçlar, ülkede derin bir kutuplaşmanın varlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Keiko Fujimori, babası Alberto Fujimori'nin 1990-2000 yılları arasındaki otoriter yönetiminin gölgesinde seçime girerken, kendisi de 'Fujimorizm' olarak adlandırılan bu siyasi geleneğin temsilcisi olarak görülüyor. Öte yandan Castillo, daha adil bir gelir dağılımı ve devletin ekonomide daha aktif rol almasını savunan bir programla seçmene seslendi.
Bölgesel ve küresel boyutlar
Peru seçimleri, Latin Amerika'da son yıllarda yaşanan siyasi dalgalanmaların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Sol hareketlerin bölgede yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde, Castillo'nun olası bir zaferi Peru'yu Brezilya, Arjantin ve Meksika'nın ardından solcu bir yönetime kavuşturacaktı. Ancak Fujimori'nin önde gitmesi, iş dünyası ve uluslararası piyasalar tarafından daha istikrarlı bir seçenek olarak görülüyor. Perulu ekonomistlere göre, seçimlerin ardından ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük sorun, pandemi sonrası derinleşen ekonomik kriz ve artan işsizlik. Her iki aday da bu sorunlara farklı çözümler sunarken, uluslararası yatırımcılar özellikle madencilik sektörüne yönelik politikaları yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru, Türkiye'nin Latin Amerika'da ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirdiği ülkeler arasında yer alıyor. Son yıllarda iki ülke arasındaki ticaret hacmi artış eğiliminde olsa da, Perulu seçmenin Fujimori'ye yönelmesi halinde mevcut ekonomik politikaların devam etmesi ve yatırım ortamının istikrarlı kalması beklenebilir. Bu durum, Türk şirketlerinin özellikle altyapı ve enerji sektörlerindeki yatırımları açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, Castillo'nun olası bir zaferi ise daha korumacı politikaların gündeme gelmesiyle ticarette belirsizlik yaratabilir. Küresel bağlamda ise Peru'daki siyasi tercih, Latin Amerika'da sol dalganın ne kadar güçlü olduğuna dair önemli bir gösterge niteliğinde.