Peru'nun yeni devlet başkanı Keiko Fujimori, yoğun güvenlik önlemleri altında parlamentoda yemin ederek göreve başladı. Fujimori'nin yemin töreni, ülkenin başkenti Lima'da binlerce kişinin katıldığı protesto gösterilerine sahne oldu. Yeni başkan, göreve başlar başlamaz suçla mücadele sözü verirken, muhalefet ve sivil toplum örgütleri bu vaadin yeterli olmadığını, Fujimori'nin geçmişinin tartışmalı olduğunu dile getiriyor. Ülkede siyasi krizin derinleştiği bir dönemde göreve başlayan Fujimori, hem sağ hem sol kesimden gelen eleştirilerle karşı karşıya.
Gelişmenin Arka Planı
Keiko Fujimori, eski devlet başkanı Alberto Fujimori'nin kızı olarak siyasete atılmış ve uzun yıllardır Peru siyasetinde önemli bir figür haline gelmişti. Daha önce iki kez devlet başkanlığı seçimlerini kaybeden Fujimori, bu kez Kongre'deki oylamayla devlet başkanlığına seçildi. Bu durum, ülkede demokratik meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirdi. Fujimori'nin yemin töreni, parlamento binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. Polis, protestoculara biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Göstericiler, Fujimori'nin babasının insan hakları ihlalleriyle dolu geçmişine dikkat çekerek, ülkenin otoriter bir yönetime sürüklendiğini savunuyor.
Yeni başkan, ilk konuşmasında suç oranlarındaki artışa dikkat çekerek, güvenlik güçlerinin yetkilerinin artırılacağını ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede kararlı olunacağını belirtti. Ancak bu söylem, insan hakları örgütleri tarafından endişeyle karşılandı. Örgütler, güvenlik güçlerine verilen geniş yetkilerin keyfi uygulamalara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Ekonomik olarak zor günler geçiren Peru'da, Fujimori'nin ekonomik politikaları da merakla bekleniyor. Ülkede işsizlik oranlarının yüksek seyretmesi ve pandeminin yaralarının henüz sarılamaması, yeni hükümetin önündeki en büyük zorluklar arasında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Peru, Latin Amerika'nın önemli ekonomilerinden biri olarak bölgesel dengeler açısından kritik bir konumda. Fujimori'nin göreve başlaması, bölgede yükselen sağ popülizm dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle komşu ülkelerdeki siyasi gelişmelerle birlikte, Peru'nun yeni yönetiminin bölgesel ittifaklar açısından nasıl bir tutum izleyeceği merak ediliyor. Fujimori'nin, ABD ile yakın ilişkiler kurması beklenirken, Çin ile ekonomik iş birliğinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği de soru işareti. Peru, Çin'in Latin Amerika'daki en büyük yatırım yaptığı ülkelerden biri konumunda. Yeni hükümetin dış politikada denge arayışına girmesi bekleniyor.
Küresel ölçekte ise Peru'daki siyasi istikrarsızlık, bakır ve altın gibi maden fiyatlarını etkileyebileceği için dikkatle izleniyor. Ülke, dünyanın önde gelen bakır üreticilerinden biri. Fujimori'nin suçla mücadele söylemi, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından olumlu karşılansa da, uluslararası insan hakları kuruluşları, Fujimori ailesinin geçmişine atıfta bulunarak endişelerini dile getiriyor. Peru'nun içinde bulunduğu siyasi kriz, Latin Amerika'nın genelinde görülen siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki bu gelişme, Türk dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel istikrarın küresel ticarete yansımaları bakımından önem taşıyor. Türkiye ile Peru arasındaki ticaret hacmi sınırlı olsa da, Peru'nun Güney Amerika'daki konumu, Türkiye'nin bölgeye açılım politikaları açısından değerlendirilebilir. Ayrıca, Peru'daki siyasi belirsizlik, küresel maden fiyatlarını etkileyebileceği için Türkiye'nin ithalat kalemleri üzerinden dolaylı etkiler doğurabilir. Türkiye'nin Latin Amerika ile artan diplomatik ve ekonomik ilişkileri göz önüne alındığında, Peru'daki gelişmelerin yakından takip edilmesi yerinde olacaktır.