Peru, Çin ile ekonomik ilişkilerini yalnızca hammadde ihracatına dayalı yapıdan çıkararak daha katma değerli ürünlere yönelmek istiyor. Peru'nun Çin Büyükelçisi Carlos Vasquez, Pekin'deki Tsinghua Üniversitesi Dünya Barış Forumu'nda yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki ticaretin büyük oranda bakır, demir cevheri ve diğer madenlere dayandığını, ancak Lima'nın bu yapıyı çeşitlendirmeyi hedeflediğini belirtti. Vasquez, "Şimdi ikinci aşamaya geçmek istiyoruz: hammadde ihracatından katma değerli ürünlere ve hizmetlere doğru bir dönüşüm" dedi. Büyükelçi, bu dönüşümün her iki ülke için de riskleri azaltacağını ve uzun vadeli sürdürülebilir büyümeyi sağlayacağını vurguladı.
Gelişmenin arka planı: Hammadde bağımlılığından kurtulma çabası
Peru, Çin'in Latin Amerika'daki en büyük ticaret ortaklarından biri. İkili ticaret hacmi 2023 yılında yaklaşık 35 milyar dolar seviyesindeydi ve bu ticaretin büyük kısmını Peru'dan Çin'e yapılan bakır, çinko, kurşun ve demir cevheri gibi maden ihracatı oluşturuyor. Ancak bu yapı, Peru'nun küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı kırılganlığını artırıyor ve ekonomik kalkınma hedefleri önünde bir engel teşkil ediyor. Büyükelçi Vasquez, "Madenlerimizi çıkarıp Çin'e göndermek yerine, bu hammaddeleri işleyerek daha yüksek teknolojili ürünler üretmek istiyoruz. Bu, Peru'nun sanayileşme sürecini hızlandıracak ve istihdam yaratacaktır" ifadelerini kullandı.
Peru hükümeti, özellikle lityum ve nadir toprak elementleri gibi yeşil enerji dönüşümü için kritik öneme sahip minerallerin işlenmesine yönelik yatırımları teşvik ediyor. Çinli şirketlerin bu alanlardaki teknolojik uzmanlığı ve sermayesinden yararlanmayı hedefleyen Peru, aynı zamanda yerel sanayi kapasitesini de geliştirmek istiyor. Vasquez, "Çin ile ilişkimiz sadece ticaret değil; aynı zamanda teknoloji transferi ve yatırım ortaklığı da olmalı" diyerek yeni dönemin işbirliğine vurgu yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut: Latin Amerika'da değişen denklemler
Peru'nun bu çabası, Latin Amerika ülkelerinin Çin ile ilişkilerinde gözlemlenen daha geniş bir trendin parçası. Şili, Brezilya ve Arjantin gibi ülkeler de benzer şekilde hammadde bağımlılığını azaltma ve daha fazla katma değer yaratma hedefiyle Çin ile yeni işbirliği modelleri arıyor. Çin, son yıllarda Latin Amerika'ya yönelik yatırımlarını artırırken, özellikle altyapı, enerji ve madencilik sektörlerine odaklanıyor. Ancak bu yatırımların yarattığı bağımlılık riski, bölge ülkelerinin dikkatini çekiyor.
Küresel düzeyde, hammadde tedarik zincirlerindeki gerginlikler ve yeşil dönüşümün hızlanması, ülkeleri kaynak çeşitlendirme arayışına itiyor. Peru gibi zengin maden rezervlerine sahip ülkeler, bu talebi kendi lehlerine çevirmek için daha işlenmiş ürünler sunmayı hedefliyor. Vasquez, "Çin ile ticaretimizi çeşitlendirerek ekonomimizi daha dirençli hale getirebiliriz. Bu, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerine de katkı sağlayacaktır" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'nun Çin ile hammadde bağımlılığını azaltma çabası, Türkiye için bir ders niteliği taşıyor. Türkiye de benzer şekilde, Çin ile ticaretinde ithalata bağımlılığı ve cari açık sorunuyla karşı karşıya. Peru'nun katma değerli üretime yönelme stratejisi, Türkiye'nin Orta Koridor girişimleri ve Asya ile ticari ilişkilerini çeşitlendirme hedefleriyle örtüşüyor. Ayrıca, Türkiye'nin madencilik ve enerji sektörlerinde yerli üretimi artırma çabaları, Peru modelinden ilham alabilir. Küresel hammadde tedarik zincirlerindeki dönüşüm, Türkiye'nin jeopolitik konumunu güçlendirebilecek bir fırsat sunuyor.