ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), geçen yıl Yemen'de düzenlenen askeri operasyonlarda en az 150 sivilin öldürüldüğünü ilk kez resmen kabul etti. Bakanlığın Kongre'ye Salı günü gönderdiği yıllık sivil kayıplar raporunda, Yemen'deki üç operasyonun sivil zarara yol açma ihtimalinin "büyük olasılıkla" olduğu belirtildi. Bu açıklama, ABD'nin Yemen'de yürüttüğü askeri kampanyanın insani maliyetine dair uzun süredir devam eden eleştirileri yeniden gündeme getirdi.
Pentagon'un Raporu ve Sivil Kayıpların Boyutu
Pentagon'un raporu, ABD'nin Yemen'deki operasyonlarında sivil kayıplara ilişkin en kapsamlı resmi itiraf olma özelliğini taşıyor. Raporda, 2024 yılı boyunca gerçekleştirilen 10 operasyondan üçünün "sivil zarara yol açtığı" veya "büyük olasılıkla yol açtığı" belirtildi. Bu operasyonlarda en az 150 sivilin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin de yaralandığı kaydedildi. Pentagon, bu kayıpların "meydana gelmesini önlemek için gerekli tüm önlemlerin alınmasına rağmen" yaşandığını öne sürdü.
Raporun açıklanması, ABD'nin Yemen'deki askeri varlığını sorgulayan insan hakları örgütleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak eleştirmenler, Pentagon'un raporunun eksik olduğunu ve gerçek sivil kayıpların çok daha yüksek olduğunu savunuyor. Özellikle Yemen'deki gazetecilere göre, ABD'nin hava saldırılarında ölen sivil sayısı 500'ün üzerinde olabilir. Uluslararası Af Örgütü, raporun "buzdağının sadece görünen kısmı" olduğunu belirterek bağımsız bir soruşturma çağrısında bulundu.
Pentagon raporunda, sivil kayıpları azaltmak için alınan önlemlere de yer verildi. Buna göre, operasyonlardan önce istihbarat toplama ve hedef belirleme süreçlerinin daha sıkı hale getirildiği, sivil zarar riskini azaltmak için yeni protokoller uygulandığı iddia edildi. Ancak bu önlemlerin, geçen yılki kayıpları engelleyemediği görülüyor. Raporun yayınlanması, ABD'nin Yemen politikası üzerindeki tartışmaları da alevlendirdi.
Yemen'de İnsani Kriz ve ABD Politikası
Yemen, yıllardır süren iç savaş ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesi nedeniyle dünyanın en büyük insani krizlerinden birine sahne oluyor. ABD, bu koalisyona askeri destek sağlamakla birlikte, doğrudan hava saldırıları da düzenliyor. Özellikle El Kaide ve IŞİD unsurlarına karşı yürütülen operasyonlar, sivil kayıplara neden oluyor. ABD'nin bu saldırıları, Yemen'deki siyasi istikrarsızlığın derinleşmesine de katkıda bulunuyor.
Pentagon'un raporu, ABD'nin sivil kayıplara ilişkin şeffaflık konusunda attığı önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak insani yardım kuruluşları, bu raporun yalnızca bir başlangıç olduğunu ve sivil kayıpların tam olarak hesap verilebilirliğinin sağlanması gerektiğini vurguluyor. BM'nin verilerine göre, Yemen'de savaşın başladığı 2015'ten bu yana 377 bin kişi hayatını kaybetti; bunların büyük çoğunluğu sivil. Kıtlık ve kolera gibi hastalıklar nedeniyle milyonlarca insan insani yardıma muhtaç durumda.
ABD'nin yeni yönetimi, Yemen'deki savaşın sona erdirilmesi için diplomatik çabalara destek veriyor. Ancak askeri operasyonların sürdüğü göz önüne alındığında, sivil kayıpların devam etmesi bekleniyor. Pentagon'un raporu, bu gerçeği yeniden hatırlatıyor. ABD Kongresi'nde, sivil kayıpları azaltmak için daha sıkı önlemler alınmasını öngören yasa tasarıları da bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Yemen'deki insani krize yönelik duyarlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, Yemen'deki savaşın sona ermesi ve insani yardımların ulaştırılması için uluslararası topluma çağrıda bulunurken, bu tür raporlar bölgesel istikrarın önemini vurguluyor. ABD'nin sivil kayıpları kabul etmesi, Yemen'deki askeri müdahalelerin meşruiyetini tartışmaya açıyor ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel güçlerin politikalarını etkileyebilir. Türkiye'nin, insani krizin derinleştiği bu dönemde, Yemen'deki aktörlerle diyaloğu güçlendirmesi ve kalıcı bir siyasi çözüm bulunması için çaba sarf etmesi bekleniyor. Ayrıca, bu raporun uluslararası kamuoyunda oluşturduğu etki, insani hukuk ihlallerine karşı küresel farkındalığı artırabilir ve Türkiye'nin benzer konulardaki tutumuna zemin hazırlayabilir.