ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Kongre'ye Ulusal Savunma Stratejisi'ne ilişkin bir güncelleme raporu sundu. Rapor, önceki stratejide belirlenen hedeflere ulaşıldığını ve çeşitli alanlarda ilerleme kaydedildiğini belirtirken, ülkenin karşı karşıya olduğu kritik tehditlere dair somut bir değerlendirme sunmuyor. Belge, özellikle tükenen silah stokları, stratejik odağın dağılması ve Avrupa savunmasına verilen desteğin sessizce azaltılması gibi hassas konuları görmezden geliyor.
Raporun Arka Planı ve Öne Çıkanlar
Pentagon'un Kongre'ye ilettiği bu güncelleme, 2022 Ulusal Savunma Stratejisi'nin uygulanmasındaki ilerlemeyi değerlendirmeyi amaçlıyor. Raporda, ABD ordusunun modernizasyon çabaları, müttefiklerle iş birliği ve Hint-Pasifik bölgesindeki varlığın güçlendirilmesi gibi konularda kaydedilen adımlar sıralanıyor. Ancak belge, önceki stratejide açıkça tanımlanan tehditlere — özellikle Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Çin'in Tayvan çevresindeki askeri baskısı ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık — neredeyse hiç değinmiyor.
Savunma uzmanları, raporun gerçek durumu yansıtmaktan ziyade siyasi bir belge niteliği taşıdığını belirtiyor. ABD'nin Ukrayna'ya yaptığı askeri yardımlar ve İsrail'e verdiği destek, ülkenin kendi silah stoklarını ciddi şekilde eritti. Özellikle topçu mühimmatı, hava savunma füzeleri ve zırhlı araçlar gibi kritik sistemlerde ciddi eksiklikler olduğu biliniyor. Raporda bu eksikliklere yer verilmemesi, savunma sanayii üretim kapasitesinin artırılması yönündeki çabaların yetersiz kaldığını gösteriyor.
Stratejik Sapmalar ve Avrupa'dan Çekilme
Raporun dikkat çeken bir diğer yönü, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını sorgulayan ifadeler içermesi. Son yıllarda ABD, Avrupa'daki kuvvet yapısını gözden geçirerek bazı birliklerini geri çekme veya başka bölgelere kaydırma sinyali vermişti. Bu güncelleme, söz konusu niyetin devam ettiğini ancak açıkça dile getirilmediğini ortaya koyuyor. NATO müttefikleri, özellikle Polonya ve Baltık ülkeleri, ABD'nin Avrupa'daki caydırıcılık kapasitesini azaltmasından endişe duyuyor.
Öte yandan, ABD'nin önceliklerini Hint-Pasifik'e kaydırdığı biliniyor. Çin'in askeri modernizasyonu ve bölgesel iddiaları, Pentagon'un ana odak noktası haline gelmiş durumda. Ancak bu odak kayması, Orta Doğu ve Avrupa'daki güvenlik taahhütlerinin sorgulanmasına yol açıyor. Rapor, bu çelişkiyi açıkça ele almak yerine genel ifadelerle geçiştiriyor.
Ayrıca, savunma bütçesindeki belirsizlikler ve Kongre ile yürütülen müzakerelerin tıkanması, stratejinin uygulanmasını zorlaştırıyor. ABD'nin borç tavanı tartışmaları ve iç siyasi kutuplaşma, uzun vadeli savunma planlamasını sekteye uğratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Avrupa savunmasından sessizce çekilmesi ve tehditleri görmezden gelen bu rapor, Türkiye'nin güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, NATO'nun güneydoğu kanadında kritik bir müttefik olarak, ABD'nin bölgedeki askeri varlığındaki azalmanın yaratacağı boşluğu doldurmak zorunda kalabilir. Özellikle Suriye ve Irak'taki istikrarsızlık, PKK/YPG tehdidi ve Rusya'nın Karadeniz'deki aktivitesi göz önüne alındığında, Türkiye kendi savunma kapasitesini güçlendirmeye devam edecektir. ABD'nin belirsiz tutumu, Türkiye'yi alternatif iş birliklerine (örneğin Rusya ile S-400 anlaşması) itebilir. Ayrıca, ABD'nin silah stoklarındaki erime, Türkiye'ye yapılan askeri satışları da geciktirebilir. Bu durum, Türkiye'nin savunma sanayiinde kendi kendine yeterlilik hedefini daha da önemli kılıyor.