Pentagon, Trump yönetiminin emriyle Karayip Denizi ve Doğu Pasifik'te küçük tekneleri hedef alan hava saldırıları düzenliyor. Son 10 ayda 63 saldırıda 215 kişi öldürüldü. Ancak bu saldırıların hedef belirleme sürecine dair ciddi soru işaretleri var. Pentagon, öldürülenlerin kimliğini ve saldırıların yasal dayanağını kamuoyuyla paylaşmıyor. Uzmanlar, bu operasyonların uluslararası hukuku ihlal etme riski taşıdığına dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
İlk saldırı 2 Eylül'de gerçekleşti. Trump yönetimi, bu operasyonların uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında olduğunu belirtiyor. Ancak öldürülenlerin çoğu balıkçı veya sivil tekne mürettebatı. Sivil toplum kuruluşları, saldırılarda masum insanların hayatını kaybettiğini ve Pentagon'un bu kayıpları kayıt altına almadığını iddia ediyor. ABD Savunma Bakanlığı, operasyonlarla ilgili ayrıntılı rapor yayımlamayı reddediyor. Bu durum, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine aykırı bulunuyor.
Pentagon, sadece 'başarılı' operasyonların sayısını açıklıyor. Ancak ölenlerin vatandaşlığı, yaşı, cinsiyeti veya sivil olup olmadığına dair bilgi vermiyor. Basın toplantılarında bile bu konulara açıklık getirilmiyor. Bazı askeri yetkililer, saldırıların 'karşılaşma' sırasında gerçekleştiğini, kimlik tespitinin mümkün olmadığını savunuyor. Ancak bu iddia, uluslararası insancıl hukuk açısından sorunlu.
Bölgesel ve küresel boyut
Karayip Denizi ve Doğu Pasifik, uyuşturucu kaçakçılığının yoğun olduğu bölgeler. ABD, bu bölgelerde uyuşturucuyla mücadele kapsamında geniş yetkilere sahip. Ancak bu yetki, sivil tekneleri hedef almayı içermiyor. Bölge ülkeleri, ABD'nin tek taraflı operasyonlarına tepkili. Meksika, Kolombiya ve Küba gibi ülkeler, operasyonların egemenliklerini ihlal ettiğini belirtiyor. Ayrıca, bu saldırıların göçmen teknelerini de hedef alması, insani krizi derinleştiriyor.
Küresel ölçekte, bu operasyonlar ABD'nin askeri gücünü sınırsız kullanma eğiliminin bir örneği olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, ABD'ye operasyonlarını durdurması çağrısında bulundu. Ancak ABD yönetimi bu çağrıları dikkate almıyor. Uzmanlar, bu tür operasyonların uluslararası hukuku zayıflattığı ve gelecekte benzer müdahalelere zemin hazırlayabileceği uyarısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'nin uluslararası hukuku tek yanlı yorumlama pratiğini ortaya koyuyor. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz ve Suriye'de benzer operasyonlar nedeniyle ABD'nin bu tutumuna aşina. ABD'nin sivil kayıpları görmezden gelmesi, uluslararası kamuoyunda güven kaybına yol açıyor. Türkiye, kendi güvenlik operasyonlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine vurgu yaparak, bu tür eleştirilerin hedefi olmaktan kaçınabilir. Aynı zamanda, bölgesel güçlerin ABD'nin bu politikasına tepkisi, Türkiye'nin ittifak stratejilerini etkileyebilir. Özellikle Latin Amerika ülkeleriyle ilişkilerde alternatif iş birlikleri gündeme gelebilir.