Pentagon'un üst düzey bir yetkilisi, savunma sanayii tedarik zincirindeki kritik sorunları çözmek için şirketler arasında "esasen gizli anlaşma" (collusion) anlamına gelebilecek gönüllü anlaşmaları Savunma Üretim Yasası (Defense Production Act – DPA) kapsamında yürütmeyi planladıklarını açıkladı. ABD Savunma Bakanlığı Sanayi Tabanı Politikalarından Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Michael Cadenazzi, bir kongre oturumunda yaptığı açıklamada, "Amacımız gönüllü anlaşmaları kullanmak. Onlara (şirketlere) tedarik zinciri ve sanayi tabanındaki rahatsız edici sorunları dile getirmek, böylece iletişim kurmalarını ve birlikte çalışmalarını, yani esasen gizli anlaşma yapmalarını sağlamak" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, savunma sanayiinde rekabet hukuku ihlalleri konusunda yeni bir tartışmayı alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Pentagon, özellikle yarı iletkenler, kritik mineraller ve gelişmiş silah sistemlerindeki tedarik darboğazlarını aşmak için şirketlerin bilgi paylaşımını ve koordinasyonunu teşvik ediyor. Ancak bu tür bir koordinasyon, Amerikan antitröst yasaları kapsamında rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar olarak değerlendirilebiliyor. Cadenazzi, DPA'nın bu tür girişimlere yasal bir zemin sağlayacağını belirtti. DPA, başkanlık düzeyinde ulusal güvenlikle ilgili sektörlerde özel sektöre müdahale yetkisi veriyor. Yetkili, gönüllü anlaşmaların şirketlere cezai yaptırım endişesi olmadan birlikte çalışma imkânı tanıyacağını vurguladı. Özellikle nadir toprak elementleri ve akü üretiminde yaşanan sıkıntılar, Pentagon'u bu tür esnek çözümlere yöneltiyor. Ancak bu hamle, serbest piyasa savunucuları ve antitröst uzmanları arasında endişe yaratmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin Çin ile teknoloji ve savunma alanındaki rekabeti, tedarik zinciri güvenliğini ulusal güvenliğin merkezine yerleştirdi. Pentagon'un bu girişimi, yalnızca ABD savunma sanayiini değil, aynı zamanda NATO müttefiklerini ve küresel silah ticaretini de etkileyecek. Özellikle Avrupa ve Asya-Pasifik'teki ABD müttefikleri, benzer tedarik sıkıntıları yaşarken Pentagon'un şirketleri koordine etme çabaları, küresel savunma tedarik zincirinde yeni bir iş birliği modeli yaratabilir. Ancak bu model, başta AB olmak üzere diğer ülkeler tarafından rekabeti bozucu olarak eleştirilebilir. Uzmanlar, ABD'nin bu adımının, özellikle yarı iletkenler gibi stratejik sektörlerde kendine yeten bir tedarik zinciri oluşturma hedefinin bir parçası olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pentagon'un bu hamlesi, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı ve tedarik zinciri açısından dolaylı etkiler yaratabilir. ABD savunma şirketlerinin koordinasyonu, Türk savunma firmalarının alt yüklenici olarak yer aldığı projelerde iş birliği fırsatlarını azaltabilir veya şartları değiştirebilir. Öte yandan, Türkiye kendi milli savunma projelerinde (örneğin SİHA'lar, ana muharebe tankı Altay) kritik bileşen tedarikinde benzer darboğazlar yaşıyor. Pentagon'un DPA'yı kullanarak tedarik zincirini güvence altına alma çabası, Türkiye'nin de benzer yasal çerçeveleri değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca bu gelişme, NATO içinde tedarik zinciri dayanıklılığı konusunda yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor; Türkiye'nin bu tartışmada pozisyon alması stratejik önem taşıyor.