Washington — New York Times'ın haberine göre Pentagon, ABD ordusunun silah stoklarının tükendiğine dair basına sızan bilgilerin kaynağını bulmak amacıyla Müşterek Kurmay Başkanlığı'nda görevli yaklaşık 50 subayı yalan makinesi testine tabi tuttu. Sorgulamalar, savunma yetkililerinin hassas envanter verilerinin medyaya sızmasından duyduğu rahatsızlığı gözler önüne seriyor. Olay, ABD Savunma Bakanlığı'nın iç güvenlik ve personel denetimi konusundaki katı tutumunu yansıtırken, ordu içinde bilgi akışı ve basın özgürlüğü arasındaki gerilimi de artırdı.
Sızıntının Arka Planı ve Pentagon'un Tepkisi
NYT'ye konuşan savunma yetkililerine göre, söz konusu sorgulamalar geçtiğimiz haftalarda gerçekleşti. Müşterek Kurmay Başkanlığı bünyesindeki yaklaşık 50 subayın, ABD'nin Ukrayna ve İsrail'e yaptığı silah sevkiyatları sonrasında kritik mühimmat stoklarının azaldığına dair haberlerin kaynağını tespit etmek için polygrafa bağlandığı belirtildi. Haberlerde, özellikle topçu mühimmatı, hava savunma füzeleri ve bazı hassas güdümlü silah sistemlerinde ciddi eksiklikler olduğu iddia edilmişti. Pentagon, bu tür bilgilerin operasyonel güvenliği tehlikeye attığını ve düşmanların eline geçebileceğini savunuyor. Savunma Bakanlığı Sözcüsü, konuya ilişkin sorulara doğrudan yanıt vermekten kaçınırken, "Bakanlık, yetkisiz açıklamaları soruşturma politikasını sürdürmektedir" demekle yetindi. Yalan makinesi testleri, ABD ordusunda nadiren bu ölçekte uygulanıyor; bu durum, yönetimin sızıntı konusunda ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor.
Müşterek Kurmay Başkanlığı, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin en üst düzey askeri karar organı olup, Başkan ve Savunma Bakanı'na doğrudan bağlı. Burada görev yapan subaylar, ulusal güvenlik açısından son derece hassas bilgilere erişebiliyor. Dolayısıyla sızıntının kaynağının bu kademede aranması, olayın ciddiyetini ortaya koyuyor. Öte yandan, bazı askeri yetkililer, sorgulamaların personel üzerinde baskı oluşturduğunu ve ordunun şeffaflığına gölge düşürdüğünü belirtiyor. Kongre'deki bazı isimler ise, savunma bütçesindeki şeffaflık eksikliğine dikkat çekerek, stoklarla ilgili gerçeklerin halktan gizlendiğini öne sürüyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
ABD'nin silah stoklarındaki azalma, yalnızca iç bir mesele değil; NATO müttefikleri ve özellikle Ukrayna için kritik önem taşıyor. Ukrayna'ya yapılan askeri yardımların sürdürülebilirliği, Batı'nın Rusya'ya karşı caydırıcılığını doğrudan etkiliyor. Benzer şekilde, İsrail'e yapılan sevkiyatlar Orta Doğu'daki dengeleri belirliyor. Sızıntı haberleri, ABD'nin küresel taahhütlerini yerine getirme kapasitesi hakkında soru işaretleri yaratmıştı. Pentagon'un bu tür haberleri engellemeye yönelik agresif sorgulamaları, müttefikler nezdinde ABD'nin güvenilirliğini sarsabilir. Ayrıca, basına sızan bilgiler, savunma sanayii hisselerini ve tedarik zincirlerini de etkileyebilir. Uzmanlar, sızıntıların arkasında kasıtlı bir dezenformasyon kampanyası olabileceğini de göz ardı etmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin silah stoklarındaki azalma ve Pentagon'un sızıntılara yönelik sert önlemleri, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, NATO içinde ABD'nin önemli bir müttefiki olup, F-16 modernizasyonu ve Eurofighter tedariki gibi konularda Washington'ın onayına bağlı. ABD stoklarındaki sıkıntılar, Türkiye'ye yapılacak satışların gecikmesine veya kısıtlanmasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi savunma sanayii hamleleri, bu tür tedarik risklerini azaltmak için stratejik bir avantaj sunuyor. Bölgesel güvenlik açısından ise, ABD'nin Ukrayna ve İsrail'e yaptığı yardımların aksaması, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki dengeleri etkileyebilir; Türkiye'nin arabuluculuk rolü daha da önem kazanabilir.