ABD Savunma Bakanlığı Müfettişi, İran ile yaşanan savaşın ilk dört ayında 22 milyar dolar değerinde mühimmat harcandığını ve bu durumun ABD'nin askeri stoklarında ciddi bir “mühimmat açığı” yarattığını bildirdi. Raporda, savunma sanayisindeki “endüstriyel üs darboğazları” uyarısı yapıldı. Müfettiş, savaşın ABD'nin uzun vadeli güvenlik ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini riske attığını vurguladı.
Savaşın maliyeti ve sanayi darboğazları
Müfettiş raporuna göre, İran ile çatışmanın ilk dört ayında ABD ordusu, çoğunlukla hassas güdümlü mühimmat olmak üzere 22 milyar dolar harcadı. Bu harcama, Savunma Bakanlığı'nın yıllık mühimmat bütçesinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Raporda, “endüstriyel base darboğazları” ifadesiyle, ABD savunma sanayisinin artan talebi karşılamakta zorlandığı vurgulanıyor.
Özellikle orta ve büyük kalibreli topçu mühimmatı, güdümlü füzeler ve hava savunma sistemleri gibi kritik ürünlerde üretim hattının tam kapasite çalışmasına rağmen ihtiyacı karşılayamadığı belirtiliyor. Bu durum, ABD'nin hem mevcut çatışmalarda hem de olası yeni krizlerde yeterli stoka sahip olma kabiliyetini azaltıyor.
Pentagon yetkilileri, savaşın başlangıcından bu yana mühimmat tedarik zincirinde yaşanan sıkıntıların, özellikle mikroçip, yarı iletken ve nadir toprak elementleri gibi bileşenlerdeki küresel kıtlıklarla daha da arttığını belirtiyor. Ayrıca, bazı savunma yüklenicilerinin üretim kapasitesini artırmak için yeni tesislere yatırım yapma konusunda isteksiz davrandığı, çünkü savaş sonrası talebin düşebileceği endişesi taşıdıkları ifade ediliyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ABD'nin mühimmat stoklarındaki azalma, yalnızca İran cephesiyle sınırlı değil. Washington, Ukrayna'ya yaptığı askeri yardımlar ve Tayvan'a yönelik olası bir Çin tehdidine karşı hazırlıklı olma taahhüdü nedeniyle zaten zorlanıyordu. İran savaşı, bu baskıyı daha da artırarak ABD'nin aynı anda birden fazla cephede savaşma kabiliyetini sorgulatıyor.
Müfettiş raporu, müttefiklerin de endişelerini artırabilir. NATO üyeleri ve Asya'daki ortaklar, ABD'nin savunma taahhütlerini yerine getirme kapasitesi konusunda soru işaretleri taşıyabilir. Özellikle Orta Doğu'da İran'a karşı dengeleme politikası güden Körfez ülkeleri, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sürdürme yeteneğini sorgulayabilir.
Öte yandan, savunma sanayi hisseleri bu haberle dalgalanabilir. Yatırımcılar, artan savunma harcamalarının şirket kârlılığını artıracağını düşünse de, üretim darboğazları ve tedarik zinciri sorunları kâr marjlarını baskılayabilir. ABD Kongresi'nde ise savunma bütçesinin artırılması ve sanayi üssünün güçlendirilmesi için yeni yasa teklifleri gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran savaşı nedeniyle mühimmat stoklarında yaşadığı açık, Türkiye'nin güvenlik ve savunma sanayii politikaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda yerli savunma sanayiini güçlendirerek dışa bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. ABD'nin tedarik sıkıntısı, Türkiye'nin NATO içindeki stratejik değerini artırabilir; zira Türk savunma sanayii, mühimmat ve insansız hava araçları gibi alanlarda üretim kapasitesine sahip. Ayrıca, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının zayıflaması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki dengeleri kendi lehine çevirme fırsatını doğurabilir. Ancak İran ile yaşanan gerilimin tırmanması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve sınır güvenliği açısından riskleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle Türkiye, hem savunma sanayiinde kendi kendine yeterliliği artırmalı hem de bölgesel diplomaside aktif rol oynamalı.