ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Çin'in yapay zeka (AI) alanındaki önde gelen üç şirketi Alibaba, Baidu ve Tencent Holdings ile elektrikli araç üreticisi BYD'yi, Çin Halk Kurtuluş Ordusu'na (PLA) dolaylı olarak destek verdikleri gerekçesiyle resmen suçladı. Pentagon'un Perşembe günü yayımladığı güncellenmiş listeye göre, bu şirketler Çin'in askeri modernizasyonuna katkıda bulunan kuruluşlar arasında yer alıyor. Suçlama, ABD ile Çin arasında teknoloji ve ticaret alanındaki gerilimi daha da tırmandırırken, söz konusu şirketlerin ABD pazarındaki faaliyetlerini ve yatırımcı ilişkilerini doğrudan etkilemesi bekleniyor. Pentagon, listede yer alan şirketlerin Çin ordusuyla bağlantılı olduğunu ve bu nedenle ABD'nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğunu öne sürüyor.
Gelişmenin arka planı
Pentagon'un bu adımı, ABD'nin Çin'in teknolojik yükselişini dizginleme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Alibaba, bulut bilişim ve e-ticaret; Baidu, otonom sürüş ve yapay zeka; Tencent ise sosyal medya ve oyun sektöründeki hakimiyetiyle biliniyor. BYD ise dünyanın en büyük elektrikli araç üreticilerinden biri olarak dikkat çekiyor. ABD'li yetkililer, bu şirketlerin geliştirdiği teknolojilerin çift kullanımlı (sivil ve askeri) olduğunu ve PLA'nın lojistik, istihbarat ve savaş yönetimi kapasitesini artırdığını iddia ediyor. Özellikle yapay zeka ve bulut bilişim alanındaki ilerlemelerin, Çin'in askeri karar alma süreçlerini hızlandırdığı ve siber savaş yeteneklerini güçlendirdiği belirtiliyor.
Pentagon'un listesi yasal olarak doğrudan yaptırım getirmese de, ABD şirketlerinin bu firmalarla iş yapmasını zorlaştırıyor ve yatırımcılar için caydırıcı bir sinyal oluşturuyor. Ayrıca, ABD'nin Çin'e yönelik ihracat kontrollerini ve teknoloji transferi kısıtlamalarını da pekiştiriyor. Listeye eklenen şirketlerin hisseleri, haberin ardından Hong Kong ve New York borsalarında değer kaybetti. Örneğin, Alibaba'nın hisseleri %4, BYD'nin hisseleri ise %3 oranında düştü. Bu durum, ABD-Çin ticaret savaşının yeni bir cepheye taşındığını gösteriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin yalnızca ticaretle sınırlı kalmadığını, teknoloji ve savunma alanlarında da derinleştiğini ortaya koyuyor. Pentagon’un suçlamaları, Çin’in “Askeri-Sivil Füzyon” stratejisini hedef alıyor. Bu strateji, Çinli teknoloji şirketlerinin sivil ürünlerini askeri alana uyarlamasını teşvik ediyor. ABD, bu stratejinin küresel teknoloji tedarik zincirlerini bozduğunu ve Batılı ülkelerin güvenliğini tehdit ettiğini savunuyor. Öte yandan, Çin hükümeti suçlamaları reddediyor ve ABD’yi ticari korumacılıkla suçluyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Bu iddialar tamamen asılsızdır ve Çin şirketlerinin uluslararası itibarını zedelemeye yöneliktir” açıklamasını yaptı.
Küresel ölçekte, bu tür listelerin yatırımcılar ve teknoloji şirketleri üzerinde soğutucu bir etkisi var. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde, ABD’nin müttefikleri olan Japonya, Güney Kore ve Tayvan, bu gelişmeyi yakından izliyor. ABD’nin bu hamlesi, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin de Çin’e yönelik teknoloji politikalarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Almanya ve Fransa gibi ülkeler, Çin pazarına bağımlılıklarını azaltmak için alternatif tedarik zincirleri arayışına girebilir. Ancak, ABD’nin sert tutumunun küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve enflasyonist baskılara neden olabileceği endişeleri de mevcut.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pentagon’un bu suçlamaları, Türkiye’nin Çin ile geliştirdiği ekonomik ve teknolojik ilişkiler açısından dikkatle izlenmelidir. Türkiye, özellikle BYD ile elektrikli araç ve batarya üretimi konusunda iş birliği yapmayı planlamaktadır. Bu gelişme, Türk şirketlerinin ABD yaptırımlarına maruz kalabileceği riskini artırmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik ilişkisi, Çin ile teknoloji transferi anlaşmalarında hassas bir denge kurmasını gerektirmektedir. Uzun vadede, Türkiye’nin kendi savunma sanayii ve yapay zeka teknolojilerini yerli kaynaklarla geliştirmesi stratejik bir öncelik haline gelebilir. Bu olay, küresel teknoloji savaşının Türkiye’yi doğrudan etkileyebileceğini göstermektedir.