Gisèle Pelicot'nun kızı Caroline Darian, annesinin eski eşi Dominique Pelicot tarafından uyuşturularak kendisi ve onlarca erkek tarafından tecavüze uğramasının ardından, kimyasal uyuşturma (chemical submission) konusunda farkındalık kampanyası başlattı. Darian'ın kurduğu “#MendorsPas” (Uyumuyorum) derneği, Fransa'da ve Avrupa genelinde bu konuda kamuoyu bilinci oluşturmayı hedefliyor. Kampanya, mağdurların yaşadıklarını anlatmaları için güvenli bir platform sunmayı ve yasal düzenlemeler için baskı oluşturmayı amaçlıyor.
Pelicot Davası ve Kimyasal Uyuşturmanın Arka Planı
Gisèle Pelicot, 2011-2020 yılları arasında eski eşi Dominique Pelicot tarafından bilinçsiz hale getirilmek için uyuşturucu verilerek, kendisinin haberi olmadan onlarca erkek tarafından tecavüze uğradı. Olay, Dominique Pelicot'nun 2020'de bir süpermarkette kadınların etek altı fotoğraflarını çekerken yakalanmasıyla ortaya çıktı. Yapılan soruşturma, Fransız kamuoyunu sarsan geniş bir cinsel istismar ağını gün yüzüne çıkardı. Dominique Pelicot ve 50 erkek yargılandı; birçok sanık 2023'te çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Dava, Fransa'da cinsel şiddet ve rıza konusundaki yasaların yetersizliğini tartışmaya açtı.
Kimyasal uyuşturma, kişinin iradesi dışında uyuşturucu veya alkol verilerek bilinç kaybı yaşatılması ve bu sırada cinsel saldırıda bulunulması anlamına geliyor. Fransa'da her yıl binlerce vakanın bildirildiği tahmin ediliyor; ancak mağdurların çoğu, olayı hatırlamadığı veya kanıt bulunamadığı için adalete başvuramıyor. Pelicot davası, bu suçun sistematik ve organize bir şekilde işlenebileceğini gösterdi. Caroline Darian, annesinin yaşadıklarını “bir kadının başına gelebilecek en büyük ihanet” olarak tanımlıyor ve kendisinin de babası tarafından uyuşturulmuş olabileceğinden şüpheleniyor.
Kampanyanın Hedefleri ve Avrupa'ya Etkisi
Caroline Darian'ın öncülük ettiği “#MendorsPas” derneği, kimyasal uyuşturma mağdurlarına hukuki ve psikolojik destek sağlamayı, sağlık çalışanları ve kolluk kuvvetlerini bu konuda eğitmeyi ve yasalarda değişiklik yapılmasını savunuyor. Kampanya kapsamında, mağdurların anonim olarak hikâyelerini paylaşabileceği bir web sitesi ve sosyal medya hesapları oluşturuldu. Ayrıca, Fransa'da kimyasal uyuşturma vakalarının daha etkin soruşturulması için özel birimler kurulması talep ediliyor. Darian, “Bu suçun üstünü örtmek yerine, toplum olarak yüzleşmeliyiz” diyerek yetkililere çağrıda bulunuyor.
Kampanya, Fransa'nın yanı sıra Belçika, İsviçre ve Almanya gibi ülkelerde de yankı uyandırdı. Avrupa Parlamentosu'nda bazı milletvekilleri, kimyasal uyuşturma konusunda ortak bir yasal çerçeve oluşturulması için girişim başlattı. Uzmanlar, bu tür saldırıların genellikle aile içi veya yakın çevrede gerçekleştiğini ve mağdurların utanç duygusuyla sessiz kaldığını belirtiyor. Pelicot davası, bu sessizliği kırmada bir dönüm noktası olarak görülüyor. Darian'ın çabaları, benzer mağduriyetler yaşayan kadınlar için umut kaynağı oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pelicot davası ve kimyasal uyuşturmaya karşı farkındalık kampanyası, Türkiye'de de cinsel şiddet ve rıza konusundaki tartışmaları derinleştirebilir. Türkiye'de kimyasal uyuşturma vakaları nadiren rapor edilse de, uzmanlar bu suçun karanlıkta kaldığını ve mağdurların çoğunlukla kadınlar olduğunu belirtiyor. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme sonrası kadına yönelik şiddetle mücadelede yasal boşlukların arttığı bir dönemde, Avrupa'da yükselen bu farkındalık dalgası, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları için de ilham kaynağı olabilir. Ayrıca, Avrupa Birliği'nde kimyasal uyuşturmaya yönelik olası yasal düzenlemeler, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde kadın hakları ve adalet alanındaki uyum çabalarını gündeme getirebilir.