Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, 17 Temmuz Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD'nin Florida eyaletinde eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro hakkında 1996 yılında iki sivil uçağın düşürülmesi gerekçesiyle çıkarılan tutuklama emrini kınadı. Mao, ABD'yi yargıyı Havana üzerinde baskı aracı olarak kullanmakla suçladı. Açıklama, Küba'nın eski liderine yönelik hukuki girişimin uluslararası alanda yankı bulmasıyla Pekin'in Havana'ya verdiği desteği bir kez daha ortaya koydu.
Tutuklama emrinin arka planı ve Çin'in tutumu
Florida'da bir federal mahkemenin Raul Castro hakkında çıkardığı tutuklama emri, 1996 yılında Küba hava sahası yakınlarında düşürülen iki sivil uçak olayına dayanıyor. Olayda, Küba hükümetine muhalif gruplarla bağlantılı olduğu belirtilen uçaklardan dört kişi hayatını kaybetmişti. ABD yargısı, Castro'nun bu olaydan sorumlu tutulması gerektiğini savunuyor. Çin Dışişleri Sözcüsü Mao Ning, günlük basın toplantısında konuya ilişkin soruya verdiği yanıtta, "ABD'nin tek taraflı yaptırımları ve yargı yoluyla diğer ülkelere baskı uygulaması kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Mao, Çin'in her zaman devletler arası ilişkilerde egemenlik ve içişlerine karışmama ilkelerine bağlı olduğunu vurguladı.
Pekin'in açıklaması, son yıllarda Çin ile Küba arasındaki siyasi ve ekonomik işbirliğinin arttığı bir dönemde geldi. Çin, Küba'nın en büyük ticari ortaklarından biri ve Havana yönetimine çeşitli alanlarda destek sağlıyor. Raul Castro, 2008-2018 yılları arasında Küba Devlet Başkanlığı yapmış, ardından yerini Miguel Diaz-Canel'e bırakmıştı. Castro, halen Komünist Parti'nin önde gelen isimleri arasında yer alıyor. ABD'nin Castro hakkındaki tutuklama emri, iki ülke arasındaki onlarca yıllık gerginliğin son halkası olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in açıklaması, ABD'nin Latin Amerika ve Karayipler'deki etkisine karşı Pekin'in bölgede artan diplomatik varlığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Son dönemde Çin, Küba'nın yanı sıra Venezuela, Nikaragua gibi ülkelerle de yakın ilişkiler geliştiriyor. ABD ise bu ülkelere yönelik yaptırımlarını sürdürüyor. Uzmanlar, Çin'in Küba'ya verdiği desteğin, Washington'un bölgedeki baskı politikalarına karşı bir denge unsuru oluşturduğunu belirtiyor.
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, bir ülkenin eski bir devlet başkanı hakkında başka bir ülkede tutuklama emri çıkarılması, egemenlik ve yargı yetkisi tartışmalarını beraberinde getiriyor. Çin, bu tür girişimlerin devletler arası ilişkilerde gerginliği artırdığını savunuyor. ABD yönetimi ise tutuklama emrini hukuki bir süreç olarak nitelendiriyor ve siyasi bir hamle olmadığını öne sürüyor. Ancak Çin'in açıklaması, ABD'nin yargıyı siyasi amaçlarla kullandığı yönündeki eleştirileri yineliyor.
Küba hükümeti henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Havana'nın geçmişte benzer suçlamaları reddettiği ve ABD'nin kendisine yönelik hasmane tutumunu kınadığı biliniyor. Çin'in desteği, Küba'nın uluslararası platformlarda yalnız olmadığını göstermesi açısından önem taşıyor. Öte yandan, ABD'nin Florida'da aldığı bu karar, 2024 seçimlerine giden süreçte Küba kökenli seçmenlere yönelik bir mesaj olarak da yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Küba'ya yönelik desteği, Türkiye'nin de içinde bulunduğu çok kutuplu dünya düzeninde önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ve Karayipler ile ilişkilerini geliştirme çabasında ve Küba ile de diplomatik ve ticari bağlarını güçlendiriyor. ABD'nin tek taraflı yargı uygulamalarına karşı Çin'in duruşu, Türkiye'nin de savunduğu egemenlik ve içişlerine karışmama ilkeleriyle örtüşüyor. Ayrıca, ABD'nin yaptırım politikaları, Türkiye'nin karşılaştığı benzer baskılarla paralellik gösteriyor. Bu gelişme, Ankara'nın uluslararası hukuk ve diplomasi zemininde hareket etme stratejisini destekler nitelikte. Bölgesel etki açısından ise Latin Amerika'daki dengelerin değişmesi, Türkiye'nin küresel ticaret ve yatırım rotalarını çeşitlendirmesi bakımından takip edilmesi gereken bir süreç.