Geçtiğimiz hafta Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünde İran İslam Cumhuriyeti'ni "hızla yok edip etmemesi" gerektiğini yüksek sesle sorguladı. Ardından Venezuela petrolüne dönerek "Ganimet, muzafferin olur, hepiniz duydunuz" dedi. Bu açıklamalar, Washington'ın yaptırım ve askeri müdahale tehditlerini birleştiren yeni bir baskı dalgasının işaretiydi. Ancak Pekin, bu tür hamlelerin etkisini kırmak için sessiz ama kapsamlı bir strateji izliyor: alternatif ödeme sistemleri, yerel para birimleriyle ticaret ve Batı dışı finansal altyapılar inşa etmek.
Yaptırımlara karşı alternatif finansal mimari
Çin, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını etkisiz kılmak için yıllardır çok katmanlı bir savunma hattı kuruyor. Bunların başında, SWIFT sistemine alternatif olarak geliştirilen ve yuan cinsinden işlemleri kolaylaştıran CIPS (Cross-Border Interbank Payment System) geliyor. 2015'te faaliyete geçen CIPS, bugün 100'den fazla ülkedeki 1.400'den fazla finansal kuruluşu birbirine bağlıyor. Özellikle Rusya, İran ve Venezuela gibi ABD yaptırımları altındaki ülkelerle ticarette CIPS kullanımı artıyor.
İkinci ayak, ikili para takas anlaşmaları. Çin, 40'tan fazla ülkeyle toplam 4 trilyon yuanı aşan swap hattı kurdu. Bu anlaşmalar, dolar kullanmadan ticaret yapmayı mümkün kılıyor. Örneğin, Çin-Brezilya arasında 2023'te imzalanan anlaşmayla iki ülke ticaretini doğrudan real ve yuan ile yapmaya başladı. Benzer şekilde, Suudi Arabistan ve BAE ile petrol ticaretinde yuan kullanımı için müzakereler sürüyor.
Üçüncü olarak, Çin kendi dijital para birimi e-CNY'yi geliştiriyor. Pilot uygulamalar 2020'den beri sürüyor ve 2022 Kış Olimpiyatları'nda geniş çaplı test edildi. e-CNY, sınır ötesi ödemelerde kullanıldığında ABD'nin finansal gözetim ağını devre dışı bırakabilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Çin'in bu stratejisi, sadece kendi ekonomik güvenliğini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ABD'nin yaptırım silahını küresel ölçekte zayıflatıyor. Washington, son yıllarda yaptırımları daha sık ve agresif kullanıyor: İran'a yönelik yaptırımlar, Rusya'ya karşı Ukrayna savaşı sonrası uygulananlar ve Venezuela'ya yönelik kısıtlamalar bunun örnekleri. Ancak bu yaptırımlar, hedef ülkeleri alternatif arayışlara itiyor ve dolardan uzaklaşma eğilimini hızlandırıyor.
Buna karşılık ABD, yaptırımları delen ülkelere ikincil yaptırım tehdidiyle baskı yapıyor. Örneğin, İran petrolü alan Çinli şirketler zaman zaman ABD'nin yaptırım listesine ekleniyor. Ancak Pekin, bu tehditlere karşı kendi anti-yaptırım yasasını 2021'de çıkardı. Bu yasa, Çinli şirketlere ABD yaptırımlarına uymama ve karşı dava açma hakkı tanıyor.
Uzmanlar, Çin'in bu hamlelerinin kısa vadede doların yerini almayacağını, ancak uzun vadede çok kutuplu bir finansal sistemin temellerini attığını belirtiyor. Özellikle BRICS ülkeleri arasında ortak para birimi tartışmaları ve yerel para birimleriyle ticaretin artması, bu yönelimi güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan ülkelerle ticaret yapıyor hem de Batı ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Çin'in alternatif finansal sistemleri, Türkiye için yaptırım risklerini azaltma potansiyeli taşıyor. Özellikle İran ile ticarette yuan kullanımı ve CIPS'e entegrasyon, Türk şirketlerinin ABD yaptırımlarına yakalanma riskini düşürebilir. Ayrıca Türkiye, kendi yerel para birimiyle ticaret anlaşmaları yaparak dolar bağımlılığını azaltabilir. Ancak bu adımlar, ABD ile ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabilir. Dengeli bir diplomasi izlemek kritik.