Tayvan Çalışma Bakanı Hung Sun-han'ın Pazar günü Çin'in Nanjing kentine gitmesi bekleniyor. Bu ziyaret, Tayvan'ın en üst düzey hükümet yetkilisinin ana karaya yaptığı nadir bir ziyaret olarak kaydedilecek. Hung, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) bakanlar toplantısına katılacak. Bu, Başkan William Lai Ching-te yönetimi altında bir Tayvan bakanının ilk kez Çin ana karasına ayak basması anlamına geliyor.
Nadir Bir Diplomatik Adım
APEC, 1989'da kurulan ve 21 üye ekonomiyi bir araya getiren bölgesel bir ekonomik forumdur. Tayvan, APEC'e 'Çin Taipei' adı altında katılıyor ve bu statü, Tayvan'ın uluslararası alanda karşılaştığı izolasyona rağmen devam ediyor. Ancak APEC toplantılarına bakan düzeyinde katılım, Tayvan için hassas bir denge gerektiriyor. Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan'ı kendi topraklarının bir parçası olarak görüyor ve Tayvanlı yetkililerin ana karaya gelişini 'iç mesele' çerçevesinde değerlendiriyor. Hung Sun-han'ın ziyareti, iki taraf arasındaki iletişim kanallarının tamamen kapalı olmadığını gösteriyor.
William Lai Ching-te, Mayıs 2024'te göreve başladığından bu yana Tayvan ile Çin arasındaki ilişkiler gergin. Lai, bağımsızlık yanlısı bir figür olarak görülüyor ve Pekin onu 'ayrılıkçı' olarak nitelendiriyor. Çin, Lai'nin göreve başlamasından kısa süre sonra Tayvan çevresinde askeri tatbikatlar düzenlemişti. Bu arka planda, bir Tayvan bakanının Çin'e gitmesi, iki taraf arasında bir tür sessiz diplomasi olarak yorumlanabilir. Ancak ziyaretin APEC çerçevesinde gerçekleşmesi, görüşmelerin ekonomi ve işgücü konularıyla sınırlı kalacağını gösteriyor.
APEC Bakanlar Toplantısı, yıllık APEC Zirvesi öncesinde düzenleniyor ve ticaret, yatırım, yapısal reform gibi konular ele alınıyor. Bu yılki toplantının ana gündem maddeleri arasında dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve işgücü piyasası düzenlemeleri bulunuyor. Hung Sun-han'ın Çalışma Bakanı olarak katılması, işgücü ve istihdam konularının öne çıkacağını gösteriyor. Tayvan, yarı iletken üretiminde dünya lideri ve işgücü piyasası da bu sektöre bağlı olarak şekilleniyor. Çin ise Tayvanlı yatırımcıları ve iş insanlarını cezbetmeye çalışıyor.
Pekin'in Tutumu ve Bölgesel Dengeler
Çin'in Hung'u nasıl karşılayacağı, iki taraf arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyecek. Pekin, genellikle Tayvanlı yetkililerle resmi temaslardan kaçınıyor ve 'tek Çin' ilkesine vurgu yapıyor. Ancak APEC gibi çok taraflı platformlarda, pratik işbirliği ön planda tutulabiliyor. Çin Dışişleri Bakanlığı henüz ziyaretle ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Tayvan hükümeti ise ziyareti 'ekonomik ve ticari konularla sınırlı' olarak tanımlıyor ve siyasi bir mesaj taşımadığını belirtiyor.
Bölgesel açıdan bu ziyaret, Asya-Pasifik'teki ekonomik işbirliğinin siyasi gerilimlere rağmen sürdüğünü gösteriyor. ABD, Tayvan'ın en önemli silah tedarikçisi ve gayri resmi müttefiki. Washington, Tayvan'ın uluslararası alanda daha fazla yer almasını destekliyor ancak Çin ile doğrudan çatışmadan kaçınıyor. APEC, ABD ve Çin'in bir araya geldiği nadir platformlardan biri. Bu yılki toplantıda ABD'yi Ticaret Bakanı Gina Raimondo veya başka bir üst düzey yetkili temsil edebilir. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in APEC zirvesine katılıp katılmayacağı ise henüz net değil.
Tayvan'ın APEC'e katılımı, 1991'deki anlaşmayla 'Çin Taipei' adı altında gerçekleşiyor ve Tayvan lideri zirveye katılamıyor; genellikle özel bir temsilci gönderiliyor. Bu yıl Tayvan'ın zirve için kimi göndereceği de ayrı bir merak konusu. Hung Sun-han'ın bakanlar toplantısına katılması, Tayvan'ın APEC'teki varlığını güçlendirebilir ancak Çin'in tepkisini çekmemek için düşük profilli bir ziyaret olması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tayvan-Çin ilişkilerinde doğrudan taraf değil ancak bölgesel istikrar ve küresel tedarik zincirleri açısından yakından ilgili. Tayvan, yarı iletken üretiminde kritik bir aktör; Çin ile Tayvan arasındaki gerilim, küresel çip tedarikini ve dolayısıyla Türkiye'nin teknoloji ithalatını etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, 'tek Çin' ilkesini destekliyor ve Çin ile ekonomik işbirliğini derinleştiriyor. Bu ziyaret, Asya'da ekonomik işbirliğinin siyasi gerilimlere rağmen sürdüğünü göstererek, Türkiye'nin çok kutuplu dış politikasında denge kurmasına yardımcı olabilir. Ancak Türkiye'nin doğrudan bir çıkarı bulunmuyor; daha çok küresel ticaret ve istikrar açısından dolaylı etkiler söz konusu.