Güney Çin Denizi konusunda önde gelen bir analist, Çinli düşünce kuruluşlarına tartışmalı sulardaki "kamuoyu savaşı" için yapay zekâ (AI) alanında yetenek istihdam etmeleri çağrısında bulundu. Çin Ulusal Güney Çin Denizi Araştırmaları Enstitüsü'nün kurucu başkanı Wu Shicun, Çin beşeri ve sosyal bilimler araştırmalarının geleneksel yöntemlere bağlı kaldığını ve teknolojik dönüşümün gerisinde kaldığını belirtti. Wu'nun bu açıklaması, bölgede artan jeopolitik gerilim ve bilgi savaşı bağlamında dikkat çekici bir uyarı olarak yorumlanıyor.
Güney Çin Denizi'nde Kamuoyu Savaşı ve Teknoloji Açığı
Wu Shicun, Çin'in uluslararası arenada Güney Çin Denizi konusundaki anlatısını güçlendirmek için yapay zekâ destekli analiz ve propaganda araçlarına ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Ona göre, Çin'in sosyal bilimler alanındaki geleneksel yaklaşımı, Batılı düşünce kuruluşlarının veri madenciliği, makine öğrenimi ve otomatik içerik üretimi gibi yenilikçi yöntemlerine karşı koymakta yetersiz kalıyor. Wu, "Kamuoyu savaşında geri kalmamak için yapay zekâ uzmanlarını bünyemize katmalıyız" diyerek, enstitünün bu yönde adımlar atması gerektiğini ifade etti.
Bu çağrı, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddialarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Bölgede Çin, Vietnam, Filipinler, Malezya, Brunei ve Tayvan arasında egemenlik anlaşmazlıkları bulunuyor. Son yıllarda Çin, adalarda askerî üsler inşa ederek ve bölgede devriye faaliyetlerini artırarak fiilî kontrolünü genişletti. Ancak uluslararası kamuoyunda, özellikle ABD ve müttefiklerinin etkisiyle Çin karşıtı bir söylem güçlendi. Wu'nun çağrısı, bu algıyı değiştirmek için teknolojiden yararlanma arayışı olarak değerlendiriliyor.
Yapay zekâ, kamuoyu yönlendirmede giderek daha fazla kullanılıyor. Otomatik çeviri, sosyal medya analizi, sahte hesaplarla dezenformasyon yayma gibi yöntemler, devletlerin bilgi operasyonlarında başvurduğu araçlar arasında. Çin'in bu alanda yetenek eksikliği yaşadığı iddiası, aslında teknoloji devi olan ülke için şaşırtıcı olabilir; ancak sosyal bilimler ile mühendislik arasındaki kopukluk, bu tür disiplinler arası çalışmaları zorlaştırıyor. Wu'nun vurgusu, Çin'in yumuşak güç ve kamu diplomasisi stratejilerinde yapay zekâyı daha etkin kullanma niyetini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birinin geçtiği kritik bir su yolu. Aynı zamanda zengin balıkçılık kaynakları ve muhtemel hidrokarbon rezervleri barındırıyor. Çin'in bölgedeki askerî varlığı ve kararlı tutumu, ABD'nin "serbest ve açık Hint-Pasifik" stratejisiyle çatışıyor. ABD, bölgede müttefikleriyle ortak tatbikatlar düzenleyerek ve uçuş özgürlüğü operasyonlarıyla Çin'e meydan okuyor. Bu gerilim, 2016'daki Lahey Tahkim Mahkemesi kararında Çin'in dokuz çizgi iddiasının uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki hükmüyle daha da arttı. Çin bu kararı tanımıyor.
Çin'in kamuoyu savaşında yapay zekâya yönelmesi, bölgesel aktörler için yeni bir meydan okuma anlamına geliyor. Vietnam ve Filipinler gibi ülkeler, kendi iddialarını uluslararası platformlarda savunmak için benzer teknolojilere yatırım yapabilir. Ayrıca, yapay zekâ destekli dezenformasyon kampanyaları, bölgede yanlış bilgi yayılmasını artırarak güven bunalımını derinleştirebilir. Bu durum, ASEAN gibi bölgesel örgütlerin arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir.
Küresel ölçekte ise, büyük güçler arasındaki bilgi savaşı, yapay zekâ teknolojilerinin etik ve stratejik kullanımına dair tartışmaları alevlendiriyor. Çin'in bu alandaki hamleleri, Batılı ülkelerin de karşı önlemler almasına yol açabilir. Örneğin, ABD Savunma Bakanlığı, yapay zekâ destekli bilgi operasyonlarına karşı savunma mekanizmaları geliştiriyor. Bu rekabet, yapay zekânın uluslararası ilişkilerdeki rolünü daha da belirgin hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki gelişmeler, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel güç dengeleri ve yapay zekâ teknolojilerinin jeopolitik kullanımı açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesinde benzer şekilde uluslararası kamuoyunda algı yönetimi ihtiyacı duyuyor. Çin'in yapay zekâya yönelik hamlesi, Türkiye'nin de kamu diplomasisi ve stratejik iletişimde teknolojik yatırımlara öncelik vermesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Çin'in bölgesel iddialarını desteklemek için yapay zekâyı kullanması, Türkiye'nin Çin ile ilişkilerinde dikkatli olmasını gerektirebilir. Türkiye, hem NATO üyesi hem de Çin ile ekonomik bağları olan bir ülke olarak, bu tür gelişmeleri yakından izlemeli ve kendi stratejik iletişim kapasitesini güçlendirmeli.