Çin Savunma Bakanlığı, Salı günü yaptığı açıklamada, ABD donanmasına ait USS Charleston gemisinin Güney Çin Denizi'ndeki ihtilaflı Spratly Adaları yakınlarındaki sulara “izinsiz” girdiğini ve Çin Donanması'nın gemiyi takip ederek bölgeden uzaklaştırdığını bildirdi. Olay, bölgede tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde meydana geldi.
Gelişmenin arka planı
Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, USS Charleston'ın Salı sabahı erken saatlerde Sabina Shoal (Çin'deki adıyla Xianbin Jiao) çevresindeki sulara “onay almadan” girdiğini belirterek, bu eylemin “bölgesel barış ve istikrarı ciddi şekilde zedelediğini” ifade etti. Sözcü, Çin Donanması'nın gemiyi tespit ederek izlediğini ve bölgeden uzaklaştırdığını kaydetti. ABD tarafından henüz olaya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi.
Sabina Shoal, Spratly Adaları'nın doğusunda yer alan ve Çin, Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei gibi birden fazla ülkenin egemenlik iddiasında bulunduğu stratejik bir resif. Son aylarda Filipinler ile Çin arasında bu bölgede yaşanan karşılıklı suçlamalar ve denizde yaşanan gerginlikler artmıştı. ABD, Güney Çin Denizi'nde seyir özgürlüğü devriyeleri düzenleyerek uluslararası hukuka göre hareket ettiğini savunuyor; Çin ise bu devriyeleri egemenliğine yönelik provokasyon olarak değerlendiriyor.
Çin'in açıklaması, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) henüz yanıt vermediği bir saatte geldi. Olayın, ABD ile Çin arasında askeri iletişim kanallarının sınırlı olduğu bir dönemde yaşanması dikkat çekici. Geçtiğimiz yıl iki ülke arasında askeri diyalog mekanizmalarının yeniden canlandırılması yönünde adımlar atılmış olsa da, Güney Çin Denizi'ndeki karşılıklı suçlamalar sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Çin Denizi, yıllık yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık deniz ticaretinin geçtiği kritik bir su yolu. Bölgedeki istikrarsızlık, küresel tedarik zincirleri ve enerji güvenliği açısından risk oluşturuyor. ABD'nin bölgedeki müttefikleri Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler ile yürüttüğü ortak tatbikatlar ve seyir özgürlüğü operasyonları, Çin'in “Hint-Pasifik” stratejisine karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Çin ise bölgede geniş çaplı ada inşası ve askeri tesislerle fiili kontrolünü güçlendirmeye çalışıyor.
Uzmanlar, benzer olayların sıklaşmasının kaza riskini artırdığına ve bölgesel güvenlik mimarisini zorladığına işaret ediyor. ASEAN ülkeleri, Çin ile denizde davranış kuralları (COC) müzakerelerini sürdürürken, somut bir sonuç alınamaması taraflar arasındaki güvensizliği derinleştiriyor. ABD'nin bölgedeki varlığı, müttefikleri için caydırıcılık sağlarken, Çin ile doğrudan çatışma riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu olay, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel ticaret yollarının güvenliği açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, ihracatının önemli bir kısmını Asya-Pasifik'e deniz yoluyla gerçekleştiriyor; bölgede artan istikrarsızlık navlun maliyetlerini ve sigorta primlerini yükseltebilir. Ayrıca Türkiye, ABD ile Çin arasındaki jeopolitik rekabette denge politikası izlerken, savunma sanayii ve ticaret anlaşmalarında çeşitlendirmeye gitmesi, olası bir tırmanmada esneklik sağlayabilir. Bölgesel gerginliğin diplomatik yollarla çözülmesi, Türkiye'nin de savunduğu çok taraflılık ilkesiyle uyumlu.