Çin Komünist Partisi'nin resmi sözcüsü konumundaki People's Daily gazetesi, ABD yönetimini Çinli teknoloji firmalarını hedef alan kısıtlamaları genişletmekle suçlayarak, Washington'a 'Covered List' olarak bilinen kısıtlayıcı listeye ekleme yapmak yerine işbirliği listesini genişletme çağrısında bulundu. Pekin yönetimi, ABD'nin son dönemde Çin'in teknoloji ihracatına getirdiği kısıtlamaların 'zorbalık' niteliği taşıdığını ve küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini savunuyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamayla birlikte, Çin menşeli bazı teknoloji ürünlerinin ABD pazarındaki erişimi daha da daraltıldı. 'Covered List' olarak adlandırılan ve ulusal güvenlik gerekçesiyle oluşturulan bu liste, Çinli dev telekomünikasyon şirketleri Huawei ve ZTE'nin yanı sıra çok sayıda Çinli yazılım ve donanım üreticisini kapsıyor. FCC'nin son kararıyla birlikte listeye eklenen yeni şirketler, ABD hükümetiyle iş yapma olanağını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, ABD'nin bu adımlarının 'tipik bir zorbalık' olduğunu vurgulayarak, 'Bu tür eylemler piyasa kurallarını ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinin istikrarını da tehdit ediyor. Washington yönetimini, işbirliği ruhuyla hareket etmeye ve Çinli firmalara yönelik haksız kısıtlamaları kaldırmaya çağırıyoruz' ifadelerini kullandı.
ABD yönetimi ise kısıtlamaların 'ulusal güvenlik endişeleri' nedeniyle uygulandığını ve Çinli firmaların casusluk faaliyetlerine karıştığına dair istihbarat raporları bulunduğunu savunuyor. Ancak Pekin yönetimi, bu iddiaların 'asılsız' olduğunu ve ABD'nin gerçek amacının Çin'in teknolojik yükselişini dizginlemek olduğunu öne sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gerilim, yalnızca Çin ve ABD arasında yaşanmıyor; küresel teknoloji ekosistemi de bu kısıtlamalardan doğrudan etkileniyor. Çin, dünyanın en büyük teknoloji üreticilerinden biri olarak, yarı iletkenlerden yapay zeka yazılımlarına kadar geniş bir yelpazede ürün ihraç ediyor. ABD'nin Çinli firmalara uyguladığı yaptırımlar, yalnızca Çin ekonomisini değil, dünya genelindeki teknoloji firmalarının tedarik zincirlerini de sekteye uğratıyor.
Uzmanlar, bu durumun Çin'i kendi teknolojik bağımsızlığını artırmaya ittiğine dikkat çekiyor. Çin, son yıllarda yarı iletken üretiminde kendi kendine yeterliliği artırmak için büyük yatırımlar yaparken, ABD'nin kısıtlamaları bu çabaları hızlandırmış durumda. Öte yandan, Avrupa Birliği de Çin ile ABD arasındaki bu teknolojik rekabetten etkileniyor; AB, bir yandan ABD ile transatlantik ittifakını korumaya çalışırken, diğer yandan Çin ile ticari ilişkilerini sürdürmenin yollarını arıyor.
Uzman analistler, ABD'nin bu tutumunun, Çin ile ilişkileri daha da germekten başka bir işe yaramayacağı görüşünde. Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Zhang Wei, 'ABD'nin bu adımları, Çin'i alternatif ortaklıklar aramaya itiyor. Bu durum, küresel teknolojinin iki kutuplu bir yapıya dönüşmesine yol açabilir ve bu da dünya ekonomisi için ciddi riskler barındırıyor' değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ve Çin arasındaki bu teknoloji geriliminde dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Ankara, bir yandan NATO müttefiki ABD ile güvenlik işbirliğini sürdürürken, diğer yandan Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştirmek istiyor. Çin'in teknoloji ihracatına getirilen kısıtlamalar, Türkiye'nin telekomünikasyon ve yazılım alanındaki tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Ancak Ankara, bu durumu kendi teknoloji üretimini artırmak için bir fırsat olarak görebilir. Türkiye'nin son yıllarda yerli otomobil ve savunma sanayiinde elde ettiği başarılar, teknoloji alanında da bağımsızlaşma yolunda önemli bir motivasyon sağlıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin bu gerilimden en az hasarla çıkabilmesi için çok yönlü bir teknoloji politikası izlemesi kritik önem taşıyor.