Avustralya’nın aşırı sağcı isimlerinden One Nation Partisi lideri Pauline Hanson, Ulusal Basın Kulübü’nde yaptığı konuşmada ülkesinin çokkültürlü bir toplum olamayacağını, aksine ‘tek kültürlü’ (monocultural) bir yapıya sahip olması gerektiğini savundu. Hanson, konuşmasında yüksek göç seviyelerini, İslam’ı, trans bireylerin haklarını ve kamu yayıncısı ABC ile Guardian gazetesini hedef alan sert ifadeler kullandı. Avustralya’nın kimlik ve göç politikalarına yönelik bu çıkış, ülkede uzun süredir devam eden çokkültürlülük tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Göç ve Kimlik Üzerine Sert Çıkış
Pauline Hanson, 2025 yılı Mart ayında Canberra’da düzenlenen Ulusal Basın Kulübü toplantısında yaptığı 45 dakikalık konuşmada, Avustralya’nın mevcut göç politikalarının ‘ulusal kimliği tehdit ettiğini’ iddia etti. Hanson, “Avustralya çokkültürlü olamaz. Biz tek bir kültür, tek bir millet olarak var olmalıyız” diyerek ülkenin göçmen alımını önemli ölçüde azaltması gerektiğini söyledi. One Nation lideri, özellikle Müslüman göçmenlere yönelik sert eleştiriler yönelterek, İslam’ın Avustralya değerleriyle bağdaşmadığını öne sürdü.
Hanson konuşmasında ayrıca trans bireylerin haklarını da hedef aldı ve “cinsiyet ideolojisinin” çocuklara empoze edildiğini savundu. Kamu yayıncısı Avustralya Yayın Kurumu’nu (ABC) ‘solcu propaganda’ yapmakla suçlayan Hanson, Guardian Australia gazetesini de ‘ülkeyi bölmekle’ itham etti. Konuşma sırasında salonda bulunan bazı dinleyiciler tepki gösterirken, Hanson’ın açıklamaları sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.
Avustralya Siyasetinde Çokkültürlülük Tartışmaları
Avustralya, 1970’lerden bu yana resmi olarak çokkültürlü bir politika izliyor. Ülke nüfusunun yaklaşık %30’u yurtdışında doğmuş durumda ve 300’den fazla dil konuşuluyor. Ancak son yıllarda aşırı sağ partilerin yükselişiyle birlikte çokkültürlülük politikaları sorgulanmaya başlandı. Hanson’ın partisi One Nation, 1990’lardan bu yana göç karşıtı söylemleriyle biliniyor. 2025 yılı itibarıyla yapılan anketler, Avustralyalıların önemli bir bölümünün göç seviyelerinden rahatsız olduğunu gösteriyor. Ancak Hanson’ın tekkültürlülük çağrısı, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları tarafından ırkçı ve ayrımcı olarak nitelendiriliyor.
Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, hükümetin çokkültürlü politikaları sürdüreceği ve Hanson’ın görüşlerine katılmadığı belirtildi. Ana akım medya ise Hanson’ın konuşmasını ‘nefret söylemi’ olarak değerlendiren yorumlara yer verdi. Uzmanlar, bu tür söylemlerin toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Avustralya’daki aşırı sağın yükselişini göstermesi açısından önemli. Türkiye, Avustralya ile ikili ilişkilerde göçmen toplumu ve ticaret gibi alanlarda işbirliği yapıyor. Hanson’ın İslam karşıtı söylemi, Avustralya’daki Türk ve Müslüman toplumunu doğrudan etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Ayrıca, benzer söylemlerin küresel ölçekte yaygınlaşması, Türkiye’nin yurtdışındaki vatandaşlarının haklarını koruma çabalarını zorlaştırabilir. Bölgesel olarak, bu tür popülist çıkışların diğer ülkelerde de örnek alınması riski bulunuyor.