Ermenistan'da önümüzdeki ay yapılması planlanan erken genel seçimler öncesinde yayımlanan yeni bir anket, Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi'nin parlamentoda ezici bir çoğunluk elde edeceğini gösteriyor. Ankete göre Paşinyan'ın partisi oyların yüzde 60'ından fazlasını alırken, ana muhalefetteki Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) ve diğer partilerin oy oranı yüzde 10'un altında kalıyor. Bu durum, Paşinyan'ın Batı yanlısı dış politika vizyonuna halktan güçlü bir destek anlamına geliyor. Ancak Rusya, Ermenistan'ın Batı'yla yakınlaşmasını engellemek için yoğun bir kampanya yürütüyor ve ülkeyi Ukrayna senaryosuyla tehdit ediyor.
Seçim süreci ve Paşinyan'ın Batı yanlısı dönüşümü
Paşinyan, 2018'deki 'kadife devrim'le iktidara geldikten sonra ülkesini Rusya'dan bağımsız bir dış politika izlemeye yöneltti. Özellikle 2020 Dağlık Karabağ Savaşı'nda yaşanan yenilgi, Paşinyan'ı Moskova'yla arasına mesafe koymaya itti. Savaşın ardından imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen, Paşinyan yönetimi Rus barış güçlerinin bölgedeki varlığını sorgulamaya başladı ve Avrupa Birliği ile ABD'ye yakınlaştı. Bu dönemde Ermenistan, Avrupa Birliği ile Kapsamlı ve Gelişmiş Ortaklık Anlaşması'nı imzaladığı gibi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Roma Statüsü'nü onayladı. Bu sonuncusu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna savaşı nedeniyle UCM'den gelen tutuklama emriyle Ermenistan'ın Moskova'yla arasını daha da gerdi.
Anket, Paşinyan'ın Batı yanlısı politikalarının toplumda karşılık bulduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 70'i, AB ile daha yakın ilişkiler kurulmasını desteklerken, NATO üyeliğine verilen destek de yüzde 40'ı buldu. Rusya'yla ilişkiler ise giderek daha fazla sorgulanıyor; anket katılımcılarının yüzde 55'i Rusya'nın Ermenistan'ın iç işlerine karıştığını düşünüyor. Bu rakamlar, ülkenin jeopolitik yöneliminde yaşanan değişimin derinliğini ortaya koyuyor.
Rusya'nın tehditleri ve Ukrayna senaryosu
Rusya, Paşinyan'ın bu hamlelerine karşılık olarak, Ermenistan'ın Batı'yla yakınlaşması halinde Ukrayna benzeri bir krizle karşılaşabileceği uyarısında bulunuyor. Moskova, özellikle Karabağ sorununun çözümünde arabulucu rolünü kullanarak Ermenistan üzerinde baskı kurmaya çalışıyor. Ayrıca Rusya, Ermenistan'ın enerji ve askeri teçhizat ihtiyacının büyük kısmını karşılayan ülke konumunda. Ancak Paşinyan, Rusya'ya bağımlılığı azaltmak için alternatif arayışlara girdi. Ülke, Gürcistan üzerinden Avrupa'ya enerji bağlantıları kurmayı hedeflerken, Fransa ve Hindistan'dan askeri malzeme alımı için görüşmeler yapıyor.
Rus yanlısı medya ve siyasi analistler, Paşinyan'ı 'ülkeyi Ukrayna'daki savaşa sürüklemekle' suçluyor. Ancak Batılı uzmanlar, Rusya'nın Ermenistan'a yönelik askeri bir müdahale olasılığının düşük olduğunu, bunun yerine ekonomik ve diplomatik baskıyı artıracağını belirtiyor. Paşinyan, halkın desteğini arkasına alarak bu baskılara direnmeyi planlıyor. Seçimlerden sonra oluşacak yeni hükümetin, AB ile ilişkileri daha da ilerletmesi ve Rusya'dan bağımsız bir dış politika çizgisini sürdürmesi bekleniyor.
Bölgesel boyut ve Türkiye ile ilişkiler
Paşinyan'ın seçim zaferi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. 2020 savaşının ardından Türkiye ile Ermenistan arasında başlayan normalleşme süreci, Paşinyan'ın iktidarda kalmasıyla ivme kazanabilir. İki ülke, 2022'de diplomatik temaslarını yeniden başlatmış ve sınır kapılarını açma konusunda mutabakat sağlamıştı. Ancak süreç, Karabağ sorununun çözümüne bağlı olarak ilerliyor. Paşinyan'ın Batı yanlısı politikaları, Türkiye için de bir fırsat olarak görülüyor; zira Ankara, Rusya'nın Kafkasya'daki etkisini dengelemek için Ermenistan'la iş birliğini artırmak isteyebilir. Ayrıca Paşinyan'ın seçim başarısı, Azerbaycan'la barış anlaşması müzakerelerine de olumlu yansıyabilir. Ancak taraflar arasında özellikle Karabağ'daki Ermeni nüfusun statüsü konusunda ciddi anlaşmazlıklar devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Paşinyan'ın seçim zaferi ve Batı yanlısı yönelimi, Türkiye'nin Kafkasya politikasında yeni bir denklem yaratabilir. Rusya'nın bölgedeki etkisinin sorgulandığı bu dönemde, Türkiye için Ermenistan'la normalleşme sürecini hızlandırma fırsatı doğuyor. Ancak bu sürecin Azerbaycan'la ilişkileri dengelemesi gerekiyor; Ankara, Bakü'nün endişelerini de dikkate almak zorunda. Paşinyan'ın Batı'ya yönelimi, Türkiye'nin ABD ve AB ile ilişkileri açısından da olumlu bir gelişme olabilir. Kısacası, Türkiye bu süreci hem Rusya'yla ilişkilerini germeden hem de Kafkasya'da istikrarı koruyarak yönetmeye çalışacak.