ABD öncülüğünde, Commonwealth of the Northern Mariana Islands, Guam, Japonya ve çevre denizlerde 10 gün süren Valiant Shield 2026 (VS26) tatbikatı 1 Temmuz 2026'da sona erdi. Tatbikata katılan savaş gemileri, denizaltılar, uçaklar ve kara unsurları, Pasifik'teki ortak operasyon kabiliyetini test etti. VS26, ABD Hint-Pasifik Komutanlığı'nın iki yılda bir düzenlediği en büyük müşterek tatbikatlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı
Valiant Shield serisi, ilk kez 2006 yılında düzenlendi ve o tarihten bu yana her iki yılda bir tekrarlanıyor. 2026 versiyonu, 21-30 Haziran tarihleri arasında gerçekleşti. Tatbikata ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait uçak gemileri, amfibi hücum gemileri, muhripler ve denizaltıların yanı sıra ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bombardıman uçakları ve avcı uçakları da katıldı. Japonya Öz Savunma Kuvvetleri de bazı unsurlarıyla tatbikata iştirak etti. Tatbikat senaryoları arasında hava savunma, denizaltı karşıtı harbiye, amfibi harekât ve kara ateş desteği gibi çok boyutlu müşterek operasyonlar yer aldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Valiant Shield, ABD'nin Hint-Pasifik bölgesindeki angajmanının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki iddiaları ve Tayvan üzerindeki baskısı, bu tür tatbikatları bölgesel güç dengesi açısından kritik kılıyor. Tatbikatın Guam ve Kuzey Mariana Adaları'nda yapılması, ABD'nin ikinci savunma hattını güçlendirme stratejisiyle uyumlu. Ayrıca Japonya'nın ev sahipliği, iki ülke arasındaki ittifakın derinliğini ortaya koyuyor. VS26, aynı zamanda Avustralya, Güney Kore ve diğer bölge ülkelerine ABD taahhüdünün bir mesajı olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pasifik'teki bu tatbikat, küresel güç mücadelesinin bir parçası olarak Türkiye'yi de dolaylı yoldan etkilemektedir. ABD'nin Asya-Pasifik'e odaklanması, NATO içindeki dengeleri ve Avrupa güvenliğini yeniden şekillendirebilir. Türkiye, hem NATO müttefiki hem de bölgesel bir güç olarak, ABD'nin kaynaklarını iki okyanus arasında paylaştırmak zorunda kalmasının sonuçlarını yakından izlemelidir. Ayrıca Çin ile gelişen ekonomik ilişkiler, Türkiye'nin bu rekabette stratejik bir denge politikası izlemesini gerekli kılmaktadır.