Batı Pasifik'te Çin'in yayılmacı politikalarını caydırmak için tartışılan yeni bir fikir, eski Biden yönetimi üst düzey savunma yetkilisi Ely Ratner tarafından ortaya atıldı: "Pasifik Savunma Paktı". Bu, ABD, Japonya, Avustralya ve diğer müttefikler arasında yasal olarak bağlayıcı çok taraflı bir anlaşmayı öngörüyor. Ancak analistler, bu tür bir paktın bölgesel gerilimleri tırmandırabileceği ve fiili caydırıcılık sağlamakta yetersiz kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ely Ratner, Biden döneminde Savunma Bakanlığı'nda Asya-Pasifik işlerinden sorumlu müsteşar yardımcısı olarak görev yaptı. Foreign Affairs dergisinde yayımlanan makalesinde, mevcut AUKUS (Avustralya, Birleşik Krallık, ABD) ve Dörtlü Diyalog (Quad) gibi esnek düzenlemelerin ötesine geçerek NATO benzeri bağlayıcı bir savunma ittifakı kurulmasını önerdi. Ratner'a göre, Çin'in Tayvan'a yönelik artan baskısı ve Güney Çin Denizi'ndeki militarizasyonu, daha sağlam bir hukuki çerçeve gerektiriyor.
Öneriye göre pakt, ABD'nin bugüne kadar imzalamadığı türden bir otomatik savunma taahhüdü içerecek. Bu, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerin ABD'nin nükleer şemsiyesi altına girmesi anlamına geliyor. Ancak bu ülkelerin kendi iç siyasi dinamikleri ve kamuoyu, böyle bağlayıcı bir anlaşmaya sıcak bakmayabilir. Japonya'da pasifist anayasa, Avustralya'da ise bağımsız dış politika geleneği önemli engeller oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin, bölgedeki her türlü resmi çok taraflı savunma düzenlemesine şiddetle karşı çıkıyor. Pekin yönetimi, böyle bir paktı "Soğuk Savaş zihniyeti" olarak nitelendiriyor ve kendisini hedef alan bir kuşatma olarak görüyor. Bu durum, Çin'in Asya'da Rusya ile daha yakın askeri iş birliğine gitmesine ve Kuzey Kore'ye desteğini artırmasına yol açabilir.
Buna ek olarak, bağlayıcı bir pakt, Güneydoğu Asya ülkelerini (ASEAN) zor bir seçime itebilir. ASEAN ülkeleri tarihsel olarak büyük güçler arasında denge politikası izlemiş, ABD ile Çin arasında taraf olmaktan kaçınmıştır. Endonezya, Malezya ve Vietnam gibi ülkeler, böyle bir paktın bölgeyi kutuplaştıracağı endişesiyle mesafeli duruyor.
Öte yandan, ABD savunma çevrelerinde de eleştirel sesler yükseliyor. Bazı uzmanlar, mevcut AUKUS ve Quad yapılarının yeterli olduğunu, yeni bir paktın ABD'yi gereksiz yere angaje edeceğini savunuyor. Ayrıca, ABD'nin Avrupa'da NATO yükümlülükleri varken Pasifik'te benzer bir taahhüt altına girmesinin stratejik olarak sürdürülemez olduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pasifik Savunma Paktı tartışması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de küresel güç dengeleri açısından önem taşıyor. ABD'nin Asya-Pasifik'e odaklanması, NATO içindeki yük paylaşımı ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz’deki savunma önceliklerini etkileyebilir. Özellikle ABD kaynaklarının iki okyanus arasında bölünmesi, Türkiye'nin tehdit algılamaları ve ittifak dayanışması beklentilerini şekillendirebilir. Ayrıca, Çin'in yükselişi karşısında Türkiye’nin denge politikası ve Asya ile ekonomik bağları, bu tür bir paktın olası sonuçlarına karşı hazırlıklı olmayı gerektiriyor.