Gelecek ay düzenlenecek Birleşik Nations Cop31 iklim zirvesi öncesinde, güçlenen El Niño'nun Pasifik Okyanusu'ndaki deniz suyu sıcaklıklarını rekor seviyelere yaklaştırmasıyla birlikte, bölgeye vaat edilen 5 milyar doların üzerindeki iklim finansmanının hâlâ ödenmediği ortaya çıktı. Cop31'e ortak ev sahipliği yapacak Türkiye ve Avustralya'nın, fosil yakıtlardan çıkış ve elektrikli ulaşıma geçiş konularında hızlandırılmış bir takvim savunduğu, ancak ülkeler arasındaki fosil yakıt ayrımının zirveye gölge düşürdüğü belirtiliyor.
Pasifik'te iklim krizi derinleşirken finansman boşluğu büyüyor
Pasifik ada ülkeleri, iklim değişikliğinin en yıkıcı etkilerine maruz kalmasına rağmen, uluslararası toplumun vaat ettiği mali desteği alamıyor. Cop31 öncesinde yapılan değerlendirmelere göre, bölgeye yönelik taahhüt edilen 5 milyar doları aşan iklim fonu henüz serbest bırakılmadı. Bu durum, deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı erozyonu ve aşırı hava olaylarıyla mücadele eden ada ülkelerinin uyum kapasitesini ciddi şekilde kısıtlıyor.
El Niño olarak bilinen ve Pasifik'te deniz suyu sıcaklıklarını artıran iklim olayının bu yıl daha da güçlenmesi, bölgedeki mercan resiflerini, balıkçılığı ve tatlı su kaynaklarını tehdit ediyor. Bilim insanları, okyanus sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaşabileceği uyarısında bulunurken, ada ülkeleri hem acil yardım hem de uzun vadeli iklim dirençliliği için kaynak bekliyor.
Uzmanlar, vaat edilen fonların ödenmemesinin, gelişmiş ülkelerin iklim taahhütlerine olan güveni sarstığını vurguluyor. Pasifik ülkeleri, Cop31'de bu konunun öncelikli gündem maddesi olmasını talep ediyor.
Fosil yakıtlardan çıkışta anlaşmazlık: Türkiye ve Avustralya'nın rolü
Cop31'in ortak ev sahipleri Türkiye ve Avustralya, zirvenin ana gündemini elektrikli ulaşım ve fosil yakıtlardan çıkış hızının artırılması olarak belirlemiş durumda. Ancak iki ülkenin de fosil yakıt üretiminde önemli paya sahip olması, müzakerelerde çelişkili bir tablo yaratıyor. Avustralya, kömür ve doğal gaz ihracatçısı olarak bilinirken, Türkiye de kömür kullanımında ısrar eden ülkeler arasında yer alıyor.
Zirve hazırlıklarında, özellikle fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması ve yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması konularında ülkeler arasında derin görüş ayrılıkları bulunuyor. Gelişmiş ülkeler, fosil yakıtlardan çıkış için net bir takvim belirlenmesini isterken, bazı gelişmekte olan ülkeler ekonomik kaygılarla bu süreci yavaşlatmak istiyor. Elektrikli ulaşımın yaygınlaşması ve şebeke altyapısının güçlendirilmesi gibi konularda ise daha geniş bir mutabakat olduğu belirtiliyor.
Cop31, aynı zamanda küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama hedefinin ne kadar gerisinde kalındığının da bir muhasebesi olacak. Son yıllarda artan emisyonlar, bu hedefi giderek ulaşılmaz kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Cop31'e ev sahipliği yapması, iklim diplomasisinde etkinlik arayışının bir parçası. Ancak fosil yakıt kullanımındaki mevcut politikaları ve kömürde ısrarı, zirvede belirlenecek iddialı hedeflerle çelişebilir. Pasifik ülkelerine vaat edilen fonların ödenmemesi, Türkiye'nin gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ülkeler arasında köprü kurma potansiyelini test edecek. Ayrıca, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye için Pasifik'teki finansman boşluğu, küresel iklim adaleti tartışmalarında dikkatle izlenmesi gereken bir konu. Zirvenin başarısı, Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve enerji güvenliği dengesindeki performansına da bağlı olacak.