Pasifik Adaları Forumu'nun (PIF) Palau'da düzenlenen liderler zirvesi, Solomon Adaları Başbakanı Matthew Wale'in yanı sıra Fiji, Vanuatu ve Samoa liderlerinin son dakikada katılımını iptal etmesiyle büyük bir kaosa sahne oldu. Bölgenin en önemli siyasi platformu olarak görülen ve iklim değişikliği, jeopolitik rekabet ile ekonomik kalkınma gibi kritik başlıkların ele alınması beklenen toplantı, katılımcı sayısındaki düşüş nedeniyle gölgelendi. Zirvenin en üst düzey katılımcısı durumundaki Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin de programa katılıp katılmayacağı belirsizliğini korurken, gözlemciler bu durumun forumun etkisini ve geleceğini sorgulattığını belirtiyor.
Krizin Arka Planı: Liderler Neden Çekildi?
Toplantının hemen öncesinde gelen çekilme kararları, diplomatik kaynaklara göre iç siyasi dinamikler ve bölgesel gerilimlerden kaynaklanıyor. Solomon Adaları Başbakanı Matthew Wale'in, ülkesindeki iç siyasi dengeleri gerekçe göstererek katılımını iptal ettiği açıklanırken, Fiji Başbakanı Sitiveni Rabuka'nın da son anda zirveden affını istediği bildirildi. Vanuatu ve Samoa liderlerinin ise bölgesel gündemdeki anlaşmazlıklar nedeniyle Palau'ya gitmekten vazgeçtiği öne sürülüyor. Uzmanlar, bu çekilmelerin arkasında, özellikle Çin ile Batılı ülkeler arasında artan nüfuz mücadelesinde Pasifik ülkelerinin tarafsızlık politikaları ile ilgili derin görüş ayrılıklarının yattığını vurguluyor. Zirve öncesinde yapılan hazırlık toplantılarında, ortak deklarasyon metni üzerinde anlaşmazlıkların yaşandığı, özellikle iklim finansmanı ve Çin'in bölgedeki altyapı yatırımlarına ilişkin ifadelerin tartışmalara yol açtığı kaydedildi. Kimi ülkelerin, forumun kendi ulusal çıkarlarını yeterince yansıtmadığını düşündüğü, bu nedenle daha küçük ve odaklanmış ikili görüşmeleri tercih ettiği belirtiliyor.
Bölgesel Denge: Avustralya ve Yeni Zelanda'nın Rolü
Pasifik Adaları Forumu, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın da üye olduğu, bölgenin en kapsayıcı siyasi oluşumu olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda Çin'in bölgeye yönelik artan ilgisi, özellikle Solomon Adaları'nın 2019'da Tayvan'dan Çin'e yönelmesiyle dengeleri değiştirdi. Avustralya, bölgedeki etkisini pekiştirmek için büyük altyapı ve iklim finansmanı projeleri başlatmışken, liderlerin toplantıdan çekilmesi Canberra'da endişe yarattı. Avustralya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, forumun bölgesel dayanıklılık için hayati önem taşıdığı vurgulanarak, tüm üyelerin katılımının beklendiği ifade edildi. Yeni Zelanda ise arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor; ancak uzmanlar, bu çekilmelerin aslında bölgesel mimarinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdiğini ve Pasifik ülkelerinin giderek daha bağımsız ve çok yönlü bir dış politika izleme eğiliminde olduğunu savunuyor. Zirvede yapılması planlanan oturumlarda, 2050 Pasifik Kıtası Stratejisi'nin uygulanması, deniz güvenliği ve sağlık alanındaki iş birliği ele alınacaktı; ancak katılımdaki düşüş bu hedefleri zora soktu.
Küresel Jeopolitik Rekabetin Gölgesinde Zirve
Palau'daki zirve, yalnızca bölgesel bir toplantı olmanın ötesinde, Çin ile ABD arasındaki stratejik rekabetin bir yansıması olarak görülüyor. Çin, Pasifik adalarında önemli yatırımlar yaparak ve güvenlik anlaşmaları imzalayarak nüfuz alanını genişletiyor. Solomon Adaları'nın 2022'de Çin'le imzaladığı güvenlik anlaşması, Avustralya ve Yeni Zelanda'da büyük rahatsızlık yaratmıştı. Palau ise Tayvan'ın Pasifik'teki birkaç diplomatik müttefikinden biri olarak, Çin'in baskısıyla karşı karşıya olan ülkelerden. Bu nedenle, PIF zirvesi, iki süper gücün bölgedeki etki mücadelesinde kilit bir platform olarak değerlendiriliyor. Liderlerin bir kısmının çekilmesi, bölgenin jeopolitik olarak parçalı bir yapı sergilediğini ve adaların dış güçler arasında denge kurmaya çalışırken kendi aralarında da anlaşmazlıklar yaşadığını ortaya koyuyor. Öte yandan, iklim değişikliğinin yol açtığı yükselen deniz seviyesi, Pasifik ülkelerinin varlığını tehdit ederken, bu durumun liderleri ortak bir zeminde buluşturması gerekirken, kısa vadeli ulusal çıkarların öne çıkması, forumun geleceği konusunda soru işaretleri doğuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme küresel güç mücadelesinin Pasifik'e yansıması açısından Türkiye'yi ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Asya-Pasifik'te açılım politikaları izliyor; ancak bölgede doğrudan bir varlığı bulunmuyor. PIF'teki kriz, çok taraflı kurumların etkinliğinin sınırlarını gösteriyor. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) seçilmiş üyeliği döneminde küçük ada devletlerinin sorunlarına duyarlılık göstermişti. Bu tür bölgesel krizlerin, Türkiye'nin Afrika ve Asya'daki benzer platformlarda etkinlik kurma çabalarına örnek teşkil edebilecek dersler içerdiği söylenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin KKTC ile benzer diplomatik izolasyon yaşayan ada ülkeleriyle dayanışması, bu tür zirvelerde anlamlı bir rol üstlenmesinin önünü açabilir.