Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2023 yılında Azerbaycan'ın Karabağ'a düzenlediği askeri operasyon sonrası bölgeden kaçmak zorunda kalan yaklaşık 100 bin Ermeni mülteciye yönelik sert tutumuyla ülke içinde ve uluslararası alanda tartışma yaratıyor. Paşinyan hükümeti, mültecilerin siyasi taleplerini bastırmak ve Azerbaycan ile yürütülen barış sürecini sekteye uğratmamak için gösteri ve protestoları engelliyor. Bu durum, Ermenistan'da demokrasi ile kalıcı barış arasında bir denge kurma çabasının ürünü olarak görülüyor.
Karabağ Sonrası Ermenistan: Mülteciler ve Siyasi Baskı
2020'deki 44 günlük savaşın ardından Rusya'nın arabuluculuğuyla imzalanan ateşkes anlaşması, Karabağ'da kırılgan bir statüko yaratmıştı. Ancak Eylül 2023'te Azerbaycan'ın bir günlük operasyonuyla Karabağ'daki de facto Ermeni yönetimi sona erdi ve bölgedeki Ermeni nüfusun neredeyse tamamı Ermenistan'a kaçtı. Paşinyan yönetimi, bu insani krizi yönetirken bir yandan da Azerbaycan ile sınırların belirlenmesi, ulaşım yollarının açılması gibi konularda müzakereleri sürdürüyor. Muhalefet ve mülteci grupları, hükümetin Karabağ davasını yeterince savunmadığını, hatta terk ettiğini öne sürüyor.
Paşinyan'a yönelik eleştirilerin odağında, mültecilerin protestolarına polis müdahalesi ve bazı aktivistlerin gözaltına alınması var. İnsan hakları örgütleri, Erivan'da düzenlenen gösterilere yönelik orantısız güç kullanımını rapor ediyor. Hükümet yetkilileri ise bu eylemlerin "provokasyon" olduğunu ve barış sürecini sabote etmeyi amaçladığını savunuyor. Paşinyan, bir yandan Batı ile ilişkileri güçlendirirken diğer yandan Rusya'nın etkisinden kurtulmaya çalışıyor; ancak içerde artan otoriterleşme eleştirileri, demokrasi sicilini zedeliyor.
Barış ve Demokrasi Arasında Sıkışan Ermenistan
Ermenistan, Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerini geliştirerek Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. Ekim 2023'te Paşinyan'ın Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşma ve ABD ile artan temaslar, Batı'nın Erivan'a verdiği desteğin göstergesi. Ancak Batı'dan gelen demokrasi ve insan hakları vurgusu, hükümetin mültecilere yönelik baskıcı politikalarıyla çelişiyor. Uluslararası Kriz Grubu gibi düşünce kuruluşları, Paşinyan'ın barış anlaşmasını imzalamak için iç muhalefeti bastırma yolunu seçtiğini belirtiyor.
Mülteciler arasında, Karabağ'ın kaybını kabullenemeyen ve geri dönüş umudunu koruyan kesimler var. Bu gruplar, Paşinyan'ı ihanetle suçluyor. Öte yandan Azerbaycan ile yürütülen müzakerelerde sona yaklaşıldığı sinyalleri, Paşinyan'ın elini güçlendirebilir; ancak toplumsal uzlaşı sağlanmadan atılan adımlar, ülkeyi daha da kutuplaştırabilir. Ermenistan'ın demokratik kazanımları, 2018'deki kadife devrimle simgeleşmişti; bugün ise bu kazanımların barış uğruna feda edilip edilmediği tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini yakından takip ediyor. Paşinyan'ın iç politikada mültecilere yönelik baskısı, Ermenistan'da istikrarı riske atabilir ve barış anlaşmasını geciktirebilir. Türkiye, Azerbaycan'ın yanında yer alarak Karabağ'ın Azerbaycan toprağı olduğunu savunuyor; ancak Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi için fırsat kolluyor. Paşinyan'ın otoriterleşme eğilimi, Batı ile Türkiye arasında bir denge unsuru olabilir. Türkiye, Ermenistan'da demokrasinin zayıflamasının bölgesel istikrara zarar vereceğini ve Güney Kafkasya'da Rusya'nın yeniden güç kazanabileceğini hesaba katmalı.