Fransa'nın kamu harcamalarını denetleyen Sayıştay (Cour des Comptes), sığınmacıların yoğun olarak bulunduğu Paris ve çevresinden ülkenin diğer bölgelerine yeniden yerleştirilmesini öngören dağıtım planının, başkentteki konaklama tesisleri üzerindeki baskıyı kısmen hafiflettiğini ancak planın potansiyelinin tam olarak kullanılmadığını ve uygulamada eşitsizlikler bulunduğunu açıkladı. Sayıştay raporu, Fransa'nın sığınmacı kabul ve barınma sisteminin daha verimli hale getirilmesi için dağıtım mekanizmasının revize edilmesi gerektiğini vurguluyor. Raporda ayrıca, planın uygulanmasında bölgesel farklılıkların giderilmesi ve kapasite kullanım oranlarının artırılması için merkezi hükümetin daha aktif rol alması çağrısı yapılıyor.
Dağıtım planının arka planı ve mevcut durum
Fransa, son yıllarda artan sığınmacı akınıyla başa çıkmak için 2018 yılında sığınmacıları Paris bölgesi (Île-de-France) dışındaki şehirlere yönlendiren bir dağıtım planı başlatmıştı. Planın temel amacı, özellikle başkentteki barınma merkezlerinin aşırı yüklenmesini engellemek ve sığınmacıların ülke geneline daha dengeli dağılmasını sağlamaktı. Sayıştay raporu, plan sayesinde Paris bölgesindeki konaklama tesislerindeki doluluk oranının yüzde 95'ten yüzde 85'e düştüğünü ancak hedeflenen optimum seviye olan yüzde 80'in hala yakalanamadığını ortaya koyuyor. Raporda ayrıca, dağıtılan sığınmacıların sayısının toplam başvuru sayısına oranla düşük kaldığı, 2022'de yaklaşık 10 bin sığınmacının Paris dışına yönlendirildiği, ancak aynı yıl 130 binden fazla yeni başvuru alındığı belirtiliyor. Bu durum, planın ölçeğinin yetersiz olduğunu ve daha geniş kapsamlı önlemler alınması gerektiğini gösteriyor.
Bölgesel farklılıklar ve uygulama sorunları
Sayıştay, dağıtım planının Fransa genelinde eşitsiz bir şekilde uygulandığını tespit etti. Bazı bölgeler, sığınmacı kabul etme konusunda isteksiz davranırken, diğer bölgeler kapasitelerinin üzerinde sığınmacı barındırmak zorunda kalıyor. Örneğin, güneydeki Provence-Alpes-Côte d'Azur bölgesi, plan kapsamında belirlenen kotanın üzerinde sığınmacı kabul ederken, kuzeydeki Hauts-de-France bölgesi kotanın altında kaldı. Raporda, bu dengesizliğin giderilmesi için merkezi hükümetin bölgelere mali teşvikler sağlaması veya yaptırımlar uygulaması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, sığınmacıların dağıtımının sadece konaklama ile sınırlı kalmaması, dil kursları, iş bulma desteği ve sağlık hizmetleri gibi entegrasyon süreçlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi öneriliyor. Sayıştay, mevcut haliyle planın sadece bir "dağıtım" mekanizması olarak kaldığını, sığınmacıların topluma uyum sağlaması için yeterli desteği sağlamadığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın sığınmacı dağıtım planı, Türkiye'nin göç yönetimi politikaları açısından dolaylı da olsa önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, yaklaşık 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaparken, AB ülkeleri sığınmacı yükünü paylaşma konusunda isteksiz davranıyor. Fransa'daki denetim raporu, sığınmacıların ülke içinde dengeli dağıtımının bile ne kadar zorlu olduğunu gösteriyor. Türkiye, Suriyeli sığınmacıların uyum sürecinde benzer sorunlar yaşarken, AB ile yapılan mülteci anlaşması kapsamında fon akışının yetersizliği ve geri kabul konusundaki anlaşmazlıklar dikkat çekiyor. Fransa örneği, sığınmacı politikalarının sadece barınma değil, entegrasyon boyutuyla da ele alınması gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye, bu deneyimden yararlanarak kendi politikalarını gözden geçirebilir ve AB ile yeni bir iş birliği çerçevesi oluşturabilir.