Fransa'nın başkenti Paris'te, Filistin yanlısı bir gösteriye getirilen yasak, idari mahkeme tarafından Çarşamba günü askıya alındı. Mahkeme, yasağın kamu düzenini bozacağına dair yeterli kanıt bulunmadığına hükmederek gösterinin akşam saatlerinde yapılmasına izin verdi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, karar, polis valiliğinin Salı günü aldığı yasak kararının ardından geldi. Mahkeme, toplanmanın "kamu düzenini bozacak nitelikte olmadığını" belirtti. Bu gelişme, Fransa'da ifade özgürlüğü ile güvenlik gerekçeleri arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Yasağın arka planı ve mahkeme kararı
Paris Polis Valiliği, Salı günü yaptığı açıklamayla, Filistin yanlısı grupların Çarşamba akşamı düzenlemeyi planladığı yürüyüşü yasakladığını duyurmuştu. Valilik, yasağın gerekçesi olarak kamu düzenini koruma ve olası şiddet olaylarını önleme amacını gösterdi. Ancak organizatörler, karara itiraz ederek idari mahkemeye başvurdu. Mahkeme, yasağın hukuki dayanağını inceledikten sonra, gösterinin barışçıl niteliğine ve toplumsal infiale yol açma ihtimalinin düşük olduğuna dikkat çekerek yasağı askıya aldı. Kararda, "gösterinin kamu düzenini bozma tehdidi oluşturmadığı" ifadesi yer aldı. Böylece gösteri, planlandığı gibi akşam saatlerinde gerçekleştirilebildi.
Fransa'da son yıllarda Filistin yanlısı gösteriler sıklıkla yasaklarla karşılaşıyor. Özellikle 2023 Ekim'inde Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırılarının ardından İsrail'in Gazze'ye düzenlediği operasyonlar sonrasında Avrupa genelinde olduğu gibi Fransa'da da Filistin yanlısı eylemler artmıştı. İçişleri Bakanlığı, bazı gösterileri "kamu düzenini bozma riski" gerekçesiyle yasaklarken, insan hakları örgütleri bu yasakların ifade özgürlüğünü kısıtladığını savunuyor. Mahkemenin son kararı, yasakların keyfi olabileceği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
Fransa'da idari mahkemeler, valiliklerin aldığı yasak kararlarını sık sık denetliyor ve bazen iptal ediyor. Bu kararlar, yürütmenin güvenlik gerekçeleriyle temel hakları sınırlama çabalarına karşı yargının fren işlevi gördüğünü gösteriyor. Ancak hükümet yetkilileri, özellikle toplumsal gerilimin yüksek olduğu dönemlerde, provokasyon ve şiddet riskine karşı önlem almakla yükümlü olduklarını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Fransa'daki bu gelişme, Avrupa'da Filistin meselesine yaklaşımın ne kadar tartışmalı olduğunu yansıtıyor. Avrupa Birliği ülkeleri, İsrail-Filistin çatışmasında farklı tutumlar sergiliyor. Almanya ve Avusturya gibi ülkeler İsrail'e koşulsuz destek verirken, İrlanda ve İspanya gibi ülkeler Filistin'in haklarını daha fazla savunuyor. Fransa ise dengeli bir pozisyon almaya çalışsa da iç politikada yaşanan gerilimler zaman zaman bu dengeyi zorluyor. Paris'teki gösteri yasağının mahkeme tarafından kaldırılması, Avrupa'da ifade özgürlüğü standartlarının korunması açısından emsal teşkil edebilir.
Öte yandan, Gazze'deki insani kriz derinleşirken, Avrupa sokaklarında sesini duyurmaya çalışan Filistin yanlısı gruplar, hükümetlerin kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tür yasaklar, Müslüman topluluklar başta olmak üzere geniş kesimlerde hayal kırıklığı yaratıyor ve toplumsal kutuplaşmayı artırıyor. Mahkeme kararı, bu gerilimi bir nebze olsun hafifletebilir; ancak yasakların gölgesinde yapılan gösteriler, yine de katılımcılar için risk taşıyor.
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesi toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alıyor. Ancak bu hak, kamu güvenliği, kamu düzeni ve başkalarının haklarının korunması gibi meşru amaçlarla sınırlanabiliyor. Mahkemenin kararı, sınırlamanın ancak somut delillere dayanması gerektiğini vurgulaması bakımından önemli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa'daki ifade özgürlüğü ve Filistin meselesine bakışını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Filistin davasını uluslararası platformlarda güçlü şekilde savunuyor ve Avrupa'da Filistin yanlısı gösterilerin yasaklanmasını endişeyle izliyor. Mahkeme kararı, Avrupa'da Filistin yanlısı seslerin susturulmadığını göstermesi açısından olumlu. Ancak yasakların sürmesi, Türkiye ile Fransa arasında zaman zaman gerilime yol açan bir konu. Türkiye, Avrupa'daki Müslüman toplulukların haklarının korunmasını ve ifade özgürlüğünün evrensel standartlarda uygulanmasını bekliyor. Bu karar, Türkiye'nin Avrupa kurumları nezdindeki argümanlarını güçlendirebilir; zira yargı bağımsızlığı ve temel hakların korunması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde sıkça dile getirdiği ilkeler arasında.