Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis, uluslararası topluma hitaben yaptığı açıklamada, gıda, su ve sağlık hizmetleri gibi temel insani ihtiyaçların jeopolitik çıkarların üzerinde tutulması gerektiğini vurguladı. Vatikan kaynaklarından edinilen bilgiye göre Papa, artan açlık krizinin yalnızca bir gıda sorunu olmadığını, aynı zamanda küresel sistemdeki daha derin yapısal başarısızlıkları yansıttığını belirtti. Bu çağrı, özellikle Ortadoğu ve Afrika'da artan gıda fiyatları ve kuraklık nedeniyle milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya kaldığı bir dönemde geldi.
Açlık krizinin arka planı ve Papa'nın mesajı
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre dünya genelinde 2023 yılında 258 milyon insan akut açlıkla karşı karşıyaydı. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 15 artış gösterdi. Papa Francis, bu krizin arkasında savaşlar, iklim değişikliği, pandeminin etkileri ve küresel ticaret sistemindeki adaletsizliklerin bulunduğunu ifade ederek, 'Açlık bir yazgı değil, insanın seçimlerinin sonucudur' dedi.
Papa, konuşmasında özellikle Sudan'da devam eden silahlı çatışmalar, Ukrayna savaşı ve Doğu Afrika'daki kuraklığa dikkat çekti. 'Çatışma bölgelerinde insani yardımların engellenmesi, açlığı bir silah olarak kullanmak anlamına gelir' diyen Papa, uluslararası topluma çok taraflı işbirliğini yeniden canlandırma çağrısında bulundu. Vatikan'ın yayınladığı bildiride, 'Gıda, su ve sağlık hizmetleri asla siyasi pazarlıkların konusu olmamalıdır' ifadesine yer verildi.
Küresel boyutta yankılar ve eleştiriler
Papa'nın bu çıkışı, özellikle tahıl koridoru anlaşmalarının sona erdiği Ukrayna-Rusya savaşı ve Gazze'deki insani kriz bağlamında büyük yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Papa'nın çağrısını destekleyerek, 'Temel insani ihtiyaçlar siyasallaştırıldığında, bedelini en yoksullar ödüyor' dedi. Ancak bazı Batılı diplomatlar, bu çağrının Rusya ve Çin gibi ülkeleri bağlamayacağı, çünkü Moskova'nın tahıl ihracatını siyasi bir araç olarak kullandığı eleştirisini getirdi.
Öte yandan, gelişmekte olan ülkelerden gelen tepkiler olumlu oldu. Afrika Birliği temsilcileri, Papa'nın tutumunu 'vicdanın sesi' olarak nitelendirirken, İslam İşbirliği Teşkilatı da açıklamayı memnuniyetle karşıladı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, insani yardım bütçelerini artırma sözü verdi. Ancak bu vaatlerin ne kadarının sahada karşılık bulacağı tartışmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Papa Francis'in bu çağrısı, Türk dış politikasının 'insani diplomasi' ve ara buluculuk yaklaşımıyla örtüşmektedir. Türkiye, özellikle Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşmasındaki rolü ve Somali, Etiyopya gibi ülkelere yardım programlarıyla gıda güvenliği konusunda uluslararası bir aktör haline gelmiştir. Papa'nın vurguladığı çok taraflı işbirliği, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde yürüttüğü girişimlerle uyumludur. Ancak Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'taki su sorunları ve Gazze'deki insani kriz bağlamında temel ihtiyaçların siyasallaşmaması yönündeki çağrıya dikkatle yaklaşmalıdır. Zira Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti ve sınır ötesi su kaynaklarının yönetimi gibi konularda Ankara'nın jeopolitik hesapları da bulunmaktadır. Yine de bu deklarasyon, Türkiye'nin insani yardım ve diplomasi alanındaki mevcut politikalarına manevi bir destek sağlayabilir.