ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Tüketici Mali Durum Araştırması'na göre, COVID-19 pandemisi sonrasında ABD'de gelir eşitsizliği şaşırtıcı bir şekilde düştü. Orta ve düşük gelirli hanelerin enflasyon düzeltmeli gelirleri, Joe Biden'ın başkanlığı döneminde arttı; yüksek gelirlilerin gelirlerinde ise dikkat çekici bir yavaşlama yaşandı. Bu gelişme, pandeminin ekonomik etkilerinin beklenenin aksine eşitsizliği artırmadığını, aksine azalttığını gösteriyor. Neil Irwin'in Axios için hazırladığı grafikler, Fed anketine dayalı verilerle bu eğilimi ortaya koyuyor.
Gelir Eşitsizliğindeki Düşüşün Arka Planı
Pandemi döneminde hükümetin devreye soktuğu geniş kapsamlı teşvik paketleri, işsizlik yardımları ve doğrudan nakit transferleri, düşük ve orta gelirli hanelerin gelirlerini korudu. Özellikle 2021'deki Amerikan Kurtarma Planı ve önceki teşvikler, bu kesimlerin tasarruf yapmasına ve borçlarını azaltmasına olanak tanıdı. Aynı dönemde işgücü piyasasındaki sıkılaşma, ücret artışlarını hızlandırdı; özellikle düşük ücretli sektörlerde çalışanlar daha yüksek ücretlerle iş değiştirme fırsatı buldu.
Öte yandan, yüksek gelirli grupların gelir artışı pandemi öncesine göre yavaşladı. Hisse senedi piyasalarındaki dalgalanmalar ve servet vergisi tartışmaları, bu kesimin gelir artışını sınırladı. Fed'in faiz artırımları da özellikle finansal varlık sahiplerinin getirilerini olumsuz etkiledi. Böylece, gelir dağılımında alt ve orta gelirliler lehine bir iyileşme görüldü.
Ancak uzmanlar, bu eğilimin kalıcı olup olmadığı konusunda temkinli. Enflasyonun yüksek seyretmesi, özellikle gıda ve barınma gibi temel harcama kalemlerinde fiyat artışları, düşük gelirlilerin reel gelirlerini baskılayabilir. Ayrıca, pandemi teşviklerinin sona ermesiyle birlikte bu olumlu tablonun tersine dönebileceği belirtiliyor. Yine de mevcut veriler, pandeminin gelir eşitsizliği üzerindeki etkisinin sanıldığı kadar olumsuz olmadığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu gelişme, küresel ölçekte de benzer eğilimlerle paralellik taşıyor. Birçok gelişmiş ülkede pandemi sonrası dönemde gelir eşitsizliği bir miktar azaldı; ancak bu eğilim ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Örneğin, Avrupa'da sosyal güvenlik ağlarının güçlü olması, düşük gelirlileri daha iyi korudu. Yükselen piyasalarda ise durum daha karışık; bazı ülkelerde eşitsizlik arttı.
Küresel ekonomi açısından, gelir eşitsizliğindeki azalma, toplam talebi destekleyerek büyümeye katkı sağlayabilir. Ancak aynı zamanda enflasyonist baskıları da artırabilir; çünkü düşük gelirlilerin harcama eğilimi daha yüksektir. Bu nedenle merkez bankaları, politika faizlerini belirlerken gelir dağılımındaki değişimleri de göz önünde bulundurmak durumunda kalabilir.
ABD'deki gelişme, diğer ülkeler için de bir referans noktası oluşturuyor. Pandemi sonrası ekonomik toparlanmanın eşitsizliği azaltıcı yönde kullanılabileceğini gösteren bu örnek, politika yapıcılar için önemli ipuçları sunuyor. Ancak kalıcı bir iyileşme için eğitim, sağlık ve istihdam politikalarının da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de gelir eşitsizliğinin azalması, küresel ekonomik trendler hakkında Türkiye'ye de fikir veriyor. Türkiye'de de pandemi sonrası dönemde benzer şekilde düşük gelirli kesimlerin gelirlerinde artış yaşandı; ancak yüksek enflasyon bu kazanımları eritti. Türkiye'nin kendi gelir dağılımı sorunlarıyla mücadelede, ABD deneyimi teşviklerin ve işgücü piyasası politikalarının önemini gösteriyor. Ayrıca, küresel eşitsizlikteki azalma, Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talep yapısını etkileyebilir; orta gelirli ülkeler için yeni fırsatlar doğabilir. Ancak enflasyon ve jeopolitik riskler, bu olumlu etkileri sınırlayabilir.