Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti’nin (NHS) 330 milyon sterlinlik Federated Data Platform (FDP) anlaşmasıyla edindiği Palantir yazılımının, hastanelerdeki taburcu gecikmelerini azaltmadığı ortaya çıktı. Düşünce kuruluşu Ada Lovelace Enstitüsü’nün yayımladığı rapor, platformun hastane operasyonlarını iyileştirdiğine dair iddiaların kanıtlarını sorguluyor. Bu gelişme, NHS England’ın FDP ile ilgili yaptığı açıklamalara yönelik denetim çağrılarını güçlendiriyor ve milyonlarca sterlinlik kamu harcamasının etkinliğini tartışmaya açıyor.
Gelişmenin Arka Planı
NHS England, 2023 yılında Amerikan veri analitiği şirketi Palantir ile 330 milyon sterlinlik bir sözleşme imzalayarak, sağlık hizmetlerinde veri platformu kurmayı hedeflemişti. Bu platformun, hastaneler arasında veri paylaşımını kolaylaştırarak hasta akışını iyileştirmesi, taburcu süreçlerini hızlandırması ve böylece hastane yataklarının daha verimli kullanılması bekleniyordu. Ancak Ada Lovelace Enstitüsü’nün raporu, bu hedeflere ulaşılamadığını gösteriyor.
Rapor, FDP’nin pilot uygulamalarının yapıldığı birçok hastanede taburcu gecikmelerinde anlamlı bir azalma gözlemlenmediğini ortaya koydu. Araştırmacılar, platformun bazı hastanelerde veri kayıtlarını dijitalleştirmeye yardımcı olduğunu ancak bunun doğrudan hasta taburcu sürecini iyileştirmediğini tespit etti. NHS England yetkilileri ise raporun bulgularına katılmadıklarını belirterek, FDP’nin sağlık hizmetlerinde devrim yarattığını iddia etti.
Bu çelişkili açıklamalar, kamuoyunda FDP’ye ayrılan bütçenin gerekliliği konusunda soru işaretleri yarattı. Özellikle NHS üzerinde artan mali baskılar, bu tür büyük teknoloji yatırımlarının gerçekten işe yarayıp yaramadığının bağımsız olarak denetlenmesi gerektiğini savunan sesleri yükseltiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Palantir’in FDP’si yalnızca Birleşik Krallık’la sınırlı değil. Şirket, veri analitiği yazılımlarını dünya genelinde kamu sektörü ve sağlık kuruluşlarına satıyor. Bu tür büyük veri projeleri, hastane yönetiminden salgın hastalıkların takibine kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor. Ancak bu projelerin, özellikle hasta mahremiyeti ve veri güvenliği endişeleriyle birlikte, gerçek etkinliği sıklıkla tartışılıyor.
Uluslararası alanda benzer projelerin sonuçları da karışık. Örneğin, Palantir’in ABD’deki bazı sağlık kurumlarıyla yaptığı çalışmalarda, veri işleme kapasitesinin artmasına rağmen, hasta sonuçlarında beklenen iyileşmenin sağlanamadığı yönünde eleştiriler yapılmıştı. Bu durum, büyük veri platformlarının sağlık hizmetlerine sunduğu faydaların kanıta dayalı olarak ortaya konmasının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Birleşik Krallık’taki bu tartışma, diğer ülkelerdeki kamu sağlık yatırımlarını da etkileyebilir. Gözlemciler, NHS’in bu deneyiminin, özellikle dijital sağlık dönüşümüne büyük kaynak ayıran ülkeler için bir referans noktası olabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin sağlık alanındaki dijital dönüşüm çalışmaları açısından önemli bir ders niteliği taşıyor. Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü e-Nabız ve merkezi sağlık veri sistemleri gibi projelerde, teknoloji yatırımlarının öncesinde etki analizlerinin yapılması hayati önem taşıyor. Palantir örneği, büyük veri platformlarına yapılan harcamaların, hastane süreçlerini iyileştirmede her zaman yeterli olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin bu tür yatırımları değerlendirirken, veri paylaşımı ve mahremiyet konularını da göz önünde bulundurarak, yerel koşullara uygun stratejiler geliştirmesi ve bağımsız bilimsel değerlendirmelere yer vermesi gerekiyor. Ayrıca, kamu kaynaklarının verimli kullanımı açısından bu tür raporların, Türkiye’deki benzer projelerin denetlenmesine de örnek olabileceği düşünülüyor.